Çocukluğunuzun çiçekleri var mıdır sizin ? Ya da nostalji yaşar mısınız çiçeklerle ? Ben yaşanır diyorum... Hani çocukluğunuzu hatırlatan ya da büyüdüğünüz evi, camın önünü, büyükanne bahçesini anımsatan çiçek veya çiçek kokusu olur mu ? Olur...
15 Temmuz 2013 Pazartesi
14 Temmuz 2013 Pazar
sdsss tarafından 23:20 saatinde yazıldı 4 yorum
Yaz demek keyif detaylarımın arttığı mevsim demektir demiştim ilk bölümdeki yazımda. Aslında keyif almanın hiç yazı, kışı olur mu?
12 Temmuz 2013 Cuma
sdsss tarafından 23:14 saatinde yazıldı 12 yorum
Uzun zamandır görmediğiniz arkadaşınızla buluşmaya giderken nasıl hissederseniz kendinizi, ben de öyle hissettim Bodrum'a girerken. Yani; evime kavuşurken...Bir mola vermem, nefes almam gerekiyordu.
Dersler, sınavlar, notlar , geçen öğrenciler, kalan öğrenciler yordu beni ve tabi ayrıca twitter, facebook 'ta çalışan parmaklar, sosyal medyada tutulan nöbetler !....
Bundan sonra dükkanımın Bodrum şubesi Yalıkavak beldesinde yaz boyu açık olacaktır. Aman ben böyle söyleyince yakın çevrem bile dükkan açtığımı zannediyorlar.
Her yıl değişen, gelişen ve yer yer bozulan Bodrum' u görmek hem mutlu eder hem de üzer. Yine de her haliyle güzeldir ve yozlaşmaya direnir...
Bu kış neler değişmiş diyerek merakla gittiğim Yalıkavak'ta öncelikle dikkatimi çeken Marina'daki (Palmarina) yenilenme oldu. İş adamı Cefi Kamhi'nin bu büyük yatırımını satacağı haberini daha geçen yaz almıştık. Gerçekten el değiştirince mimari olarak da değişikliğe uğramış ve uluslararası özelliklere sahip bir marina olmuş...Tabi benim için önemli olan doğallığını koruması ve beldeye turizm anlamında katkı sağlaması. Umarım, Yalıkavak ve Bodrum için olumlu ve kazançlı olur...
Keyif Dolu Yaz Günleriniz Olsun...
sdsss tarafından 23:13 saatinde yazıldı 9 yorum
Yaz günü her yer bembeyaz olmaz tabi. Geçen gün çocuk olmak istemiştim ya. Bugün de bembeyaz... Kar gibi, tertemiz, zaten yaz günlerine de ne yakışır beyaz. Aslında zamansızdır beyaz.
10 Temmuz 2013 Çarşamba
sdsss tarafından 10:04 saatinde yazıldı 8 yorum
.jpg)
İşte bu nedenle F.Zerrin Dağcı'nın kaleminden çıkmış BALKANLAR'DAN ANADOLU'YA EVVEL ZAMAN HİKAYELERİ adlı bu kitap, kitap alışverişim esnasında hemen dikkatimi çekti. Neden? Çünkü, benim gibi geçmişine, evveline, topraklarına düşkün birisi için anlatılan hikayeler vardı başlığında bir, kurumaya yüz tutmuş çok sevdiğim pembe bir gül vardı iki, nostaljik bir aksesuvar olan cep saati vardı üç ve eski, sararmış bir aile fotoğrafları vardı dört. İşte bunlar bendim. Şöyle bir göz gezdirdim ve alıp çıktım. Okunmayı bekleyen diğer kitaplarımın üstüne koyuverdim, biliyorum ayıp ettim. Sıraya koymalıydım! Ama çok merak ettim ve sabırsızlandım. Yaşanmış öykülere, otobiyografilere, özellikle aile büyüklerini anlatan, beni geçmişe götüren hikayelere bayılırım. O hikayeler bizim esas gerçeğimizdir, tıpkı Zerrin Hanım'ın anlattıkları gibi...
Nasıl da aldı beni çocukluğuma götürdü. Çok sevdiği dedesinin Boyabat'taki evlerinin bahçesi, çocukluğunun anıları bence herkesin anılarıydı. Yani; evvel zaman hikayeleri değil, tüm zamanların hikayeleri idi anlattıkları...
''Sabah karanlığı kızarmış ekmek kokusuydu. Akşam karanlığı da, kestane kokusu.'' demiş. İşte benim de çocukluğuma doğru çıktığım yolculuklarımda hep bu iki koku vardır...
Anneannesinin torunlarına geleneksel pişirdiği cevizli kek ve ailenin biraraya geldiği sofralar yok mu, okurken sadece kek deyip geçemeyeceğinizi anlıyorsunuz bir kez daha...
Ve anladım ki herkesin birilerinin hayatına,yüreğine, aklına dokunmak için pişirebileceği birşeyler olmalı !
Su gibi yalın anlatım dilinizle beni kendi çocukluğuma götürüp, o günlerime dokunduğunuz için size teşekkür ederim sevgili F.Zerrin Dağcı...
Kitap bittikten sonra ilk yaptığım hemen mutfağa koşup cevizli kek pişirmek oldu, tabii Zerrin Hanım'ın anneannesini yad ederek !
Not : (Yazar ile ilgili ticari amaçlı yazmış olduğum bir paylaşım değildir.)
Keyif Dolu, Bol Kitaplı Günleriniz Olsun...
Petek Uluğ
sdsss tarafından 01:00 saatinde yazıldı 2 yorum
HOŞGÖRÜNÜN, İYİ NİYETİN VE GÜZELLİKLERİN
YAŞANDIĞI, NEFİSLERİN ARINDIĞI DAHA NİCE
RAMAZAN GÜNLERİMİZ, KEYİF VE HUZUR DOLU İFTAR
SOFRALARIMIZ OLSUN...
7 Temmuz 2013 Pazar
sdsss tarafından 11:05 saatinde yazıldı 2 yorum
Düğün günü heyecanı ile hazırlıklarını sürdüren gelin adayları için akıllarında bir çok soru vardır, eminim. Ancak, bu özel günün en merak edilen, gelin adayını bir prensese dönüştüren en sihirli şeyi o gün giyeceği gelinliktir. Modeli, beyazının tonu, dekoltesi, aksesuarları, danteli yani her detayı prensesi o gün yaşayacağı masalına hazırlar.
Düğün.com'da yazdığım son yazımda gelin adaylarını Ortaçağlardan gelen prenseslere benzeterek, vintage gelinlikleri önerdim. Nostaljik gelinlerimi okumak isterseniz; http://dugun.com/
Keyif Dolu Günleriniz Olsun...
6 Temmuz 2013 Cumartesi
5 Temmuz 2013 Cuma
sdsss tarafından 10:38 saatinde yazıldı 10 yorum

Mevsim yaz olunca, keyif detaylarım daha da artıyor sanki ! Sadece yaz olması değil; tatil olması, çalışmaya ara vermiş olmam ile alakalı bir durum belki de...
Vitrinlerdeki renkler daha bir renkli görünür.
Bu sezon turuncu ve pembe kombinasyonuna bayıldım. Olmaz gibi gelirdi halbuki.
Sofralarım daha çok yemek çeşitleri ile dolar, daha bir keyif alırım, hiç üşenmem uğraşırım.
Bahçeden, balkondan içeri girmek istemem.
Hiçbir mevsim vazgeçemediğim kitap ve dergilerimin sayıları artıverir birden. Seyredebildiğim filmler artar.
Yazlık aksesuarlara bayılırım. ( Yok yok onlara her mevsim bayılırım ! )
Bol bol limonata içer, misafirlerime ikram ederim.
Bahçemden günbatımı daha anlamlı gelir ..
3 Temmuz 2013 Çarşamba
sdsss tarafından 11:25 saatinde yazıldı 8 yorum
Başrollerini Barbara Streisand ve Seth Rogen'ın paylaştığı '' Annemle yolculuk '' filmi komedi türünde olmasına rağmen tam klasik bir anne-oğul ilişkisini anlatan hatta
2 Temmuz 2013 Salı
30 Haziran 2013 Pazar
sdsss tarafından 21:54 saatinde yazıldı 2 yorum

Yerinde ve uyumlu kullanmak şartıyla aksesuarın her türlüsüne bayılırım. Kişinin stilini ortaya çıkardığı gibi tamamlayıcı özelliği vardır.
Doğru kombin yapıldığı zaman hem şıklık hem de zarafet katar. Bugünlerde gözüm yaz aksesuarlarında tabi ki...
Uçuşan rengarenk ipek fularlar, hasırdan yapılmış incikli boncuklu çantalar, renkli kemerler, kemik veya renkli aynalı gözlükler, dantelin tüm detaylarının kullanıldığı yazlık kıyafetler, ip bileklikler veee tabi çok sevdiğim yazlık şapkalar... Her biri ayrı bir yazı konusu ama önceliğim şapkalar olacak bugün...
Aslında hem çok severim, hem de bayılırım her sezon çeşit çeşit şapka almaya ama hiç kullanamam...Nedense vitrindeki hallerini daha çok severim ! Olsun yine de kumsalda, sahilde, şehirde kullanılan her türlüsü güzeldir. Şort ile spor bir görüntü sağlar, uzun tiril tiril elbiseye ise feminen tarz katar..
Audrey Hepburn
Keyif Dolu Günleriniz Olsun...
Petek Uluğ
Bir de uçuşan şifon fulara eşlik eden geniş kenarlı hasır bir şapkanız varsa kendinizi Hollywood yıldızı gibi hissedebilirsiniz !
Audrey Hepburn
Keyif Dolu Günleriniz Olsun...
Petek Uluğ
29 Haziran 2013 Cumartesi
sdsss tarafından 21:54 saatinde yazıldı 6 yorum
İstanbul'da inşaatı devam eden 3 köprünün gündeme gelmesi ile KÖPRÜ kelimesinin insan hayatındaki anlamına takıldım. Bu 5 harfli basit kelimenin aslında hiç de basit manada olmadığını düşündüm.
Sözlük anlamına baktığımızda der ki; herhangi bir engelle iki yakayı birbirine bağlayan veya trafik akımını, başka bir trafik akımını kesmeden üstten geçmesini sağlayan yapı...
Peki siz hiç kendinizi köprü vazifesi gördüğünüz ilişkiler içinde bulmadınız mı ? Köprü kadar sağlam durmaya çalışıp, geçişleri sağlamaya çalışmadınız mı ?
Diğer bir anlamında ise iki şey arasında bağ veya ilişkiyi sağlayan şey der.
Yaşamak istediğiniz ilişkilerde kendi köprülerinizi kurmaya çalışmadınız mı ? Veya köprüsü olmayan yollardan bakakalmadınız mı?
Yada hiç tereddüt etmeden yıktığınız köprüler olmadı mı ?
'' Hayattaki en zor şey; geçeceğin köprülerle,
Yakacağın köprüleri ayırt etmektir...! ''
DAVID RUSSEL
Engellere takılmadan keyifle geçeceğiniz köprüleriniz olsun...
Petek Uluğ
İstanbul'da inşaatı devam eden 3 köprünün gündeme gelmesi ile KÖPRÜ kelimesinin insan hayatındaki anlamına takıldım. Bu 5 harfli basit kelimenin aslında hiç de basit manada olmadığını düşündüm.
Sözlük anlamına baktığımızda der ki; herhangi bir engelle iki yakayı birbirine bağlayan veya trafik akımını, başka bir trafik akımını kesmeden üstten geçmesini sağlayan yapı...
Peki siz hiç kendinizi köprü vazifesi gördüğünüz ilişkiler içinde bulmadınız mı ? Köprü kadar sağlam durmaya çalışıp, geçişleri sağlamaya çalışmadınız mı ?
Diğer bir anlamında ise iki şey arasında bağ veya ilişkiyi sağlayan şey der.
Yaşamak istediğiniz ilişkilerde kendi köprülerinizi kurmaya çalışmadınız mı ? Veya köprüsü olmayan yollardan bakakalmadınız mı?
Yada hiç tereddüt etmeden yıktığınız köprüler olmadı mı ?
'' Hayattaki en zor şey; geçeceğin köprülerle,
Yakacağın köprüleri ayırt etmektir...! ''
DAVID RUSSEL
Engellere takılmadan keyifle geçeceğiniz köprüleriniz olsun...
28 Haziran 2013 Cuma
sdsss tarafından 08:20 saatinde yazıldı 14 yorum
Hiç aklımda yokken bugün birden çocukluğumun çizgi filmlerini hatırladım. Çocukluk ne kadar sık hatırlanırsa o kadar çok yaş alıyorsunuz demekmiş ya !
19 Haziran 2013 Çarşamba
sdsss tarafından 12:20 saatinde yazıldı 15 yorum
Son yazılarımda hep aynı şeyi söylüyorum ya ; keyifle yazamıyorum diye... İnsanın içine sinmiyor ki aklı, kalbi huzurlu olmayınca. Kişisel değil ama toplumsal olarak hepimiz aynı durumdayız, biliyorum.
Geçen hafta sevgili http://dugun.com/ ekibi beni tekrar yazı hazırlamak için aradığında '' Aaa, evet ! Hayat devam ediyor ve düğünler de var ! ama bana biraz müsaade edin '' dedim birden...Onlar da benimle aynı duygu ve düşüncedeydiler...
Benim endişelerim farklı olabilirdi ama gelinlerimizin düğün hazırlıkları ayrı bir heyecanla devam etmekte, biliyorum... Bari bırakalım onlar gerçek hayatın dışına çıksınlar ve peri masallarına hazırlansınlar diye düşündüm...
Ve yeni yazımı http://dugun.com/ da yazdım...Eee tabi; yazım biraz da olsa toplumsal ruh halimizden nasibini aldı. HAYAT işte dedim; bir düğün, bir cenazeden ibaretmiş !
Yazımı okumak isterseniz http://dugun.com/makaleler/oku/1074/hayat-devam-ederken-dugunler-de-vardir .
Keyif Dolu Günleriniz Olsun...
16 Haziran 2013 Pazar
sdsss tarafından 11:20 saatinde yazıldı 8 yorum
Doğada baba olmak kolaydır, anne olmaya benzemez...
Baba olmak kolaydır da babalık yapmak çok zordur,
Baba olmak yürektir, yani yürekli olmaktır...
Anneliğin tekelindedir şefkatli yürek, ancak babalık o yüreğe sahip olabilmektir,
Baba olmadan da babalık edebilmek ayrı bir cesarettir,
Baba yiğit olabilmektir, yani babayiğit...
Ama her yiğidin de harcı değildir babalık edebilmek...
Baba olup da babalanmak ise ayrı bir eziyet...
Baba korumaktır, kollamaktır,
Baba her taşın altına korkmadan elini koyandır,
Baba duvardır, dayan dayanabildiğin kadar,
''Babana bile güvenme'' yalandır,
Baba güvendir, güven güvenebildiğin kadar...
Babalık her erkeğe yakışmaz,
Çünkü; kuvvettir, güçtür,
O da her er de olmaz...
Baba ATA dır, ocaktır, babacan olabilmektir...
Babalık edebilen her erkek BABA dır...
Tüm baba olabilenlerin, babamın ve oğlumun babasının günü kutlu olsun...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)












































.jpg)




