14 Temmuz 2013 Pazar


Yaz demek keyif detaylarımın arttığı mevsim demektir demiştim ilk bölümdeki yazımda. Aslında keyif almanın hiç yazı, kışı olur mu?

12 Temmuz 2013 Cuma


Uzun zamandır görmediğiniz arkadaşınızla buluşmaya giderken nasıl hissederseniz kendinizi, ben de öyle hissettim Bodrum'a girerken. Yani; evime kavuşurken...Bir mola vermem, nefes almam gerekiyordu.

Dersler, sınavlar, notlar , geçen öğrenciler, kalan öğrenciler yordu beni ve tabi ayrıca twitter, facebook 'ta çalışan parmaklar, sosyal medyada tutulan nöbetler  !....

Bundan sonra dükkanımın Bodrum şubesi Yalıkavak beldesinde yaz boyu açık olacaktır. Aman ben böyle söyleyince yakın çevrem bile dükkan açtığımı zannediyorlar.
Demem o ki yaz boyu paylaşımlarımı ara ara Bodrum'dan yapacağım. Son 20 senedir yaz aylarımı geçirdiğim Cevat Şakir'in bu keyifli kasabasında yaşamak bana ayrı bir heyecan verir ve yılın tüm yorgunluğunu alır.( Tıpkı blogum gibi !) 

Her yıl değişen, gelişen ve yer yer bozulan Bodrum' u görmek hem mutlu eder hem de üzer. Yine de her haliyle güzeldir ve yozlaşmaya direnir...


Bu kış neler değişmiş diyerek merakla gittiğim Yalıkavak'ta öncelikle dikkatimi çeken Marina'daki (Palmarina) yenilenme oldu.  İş adamı Cefi Kamhi'nin bu büyük yatırımını satacağı haberini daha geçen yaz almıştık. Gerçekten el değiştirince mimari olarak da değişikliğe uğramış ve uluslararası özelliklere sahip bir marina olmuş...Tabi benim için önemli olan doğallığını koruması ve beldeye turizm anlamında katkı sağlaması. Umarım, Yalıkavak  ve Bodrum için olumlu ve kazançlı olur... 







Keyif Dolu Yaz Günleriniz Olsun...

Yaz günü her yer bembeyaz olmaz tabi. Geçen gün çocuk olmak istemiştim ya. Bugün de bembeyaz... Kar gibi, tertemiz, zaten yaz günlerine de ne yakışır beyaz. Aslında zamansızdır beyaz.

10 Temmuz 2013 Çarşamba


Kitap okumanın mevsimi, sırası olmaz. Başucumda mutlaka okunacak bir kitabım bulunur. Belki de ruh halime göre değişebilir ama beni çocukluğuma götüren her kitap bugünümün baş tacıdır. Sizi bilmem ama ben derim ki; içerik kadar kapak sunumu da çok önemli olduğu için beni keyifli bir yolculuğa çıkartacağını gösteren, can alıcı, okuru avlayıcı bir rehberdir kitap kapakları...

                          


İşte bu nedenle F.Zerrin Dağcı'nın kaleminden çıkmış BALKANLAR'DAN ANADOLU'YA EVVEL ZAMAN HİKAYELERİ adlı bu kitap, kitap alışverişim esnasında hemen dikkatimi çekti. Neden? Çünkü, benim gibi geçmişine, evveline, topraklarına düşkün birisi için anlatılan hikayeler vardı başlığında bir, kurumaya yüz tutmuş çok sevdiğim pembe bir gül vardı iki, nostaljik bir aksesuvar olan cep saati vardı üç ve eski, sararmış bir aile fotoğrafları vardı dört. İşte bunlar bendim. Şöyle bir göz gezdirdim ve alıp çıktım. Okunmayı bekleyen diğer kitaplarımın üstüne koyuverdim, biliyorum ayıp ettim. Sıraya koymalıydım! Ama çok merak ettim ve sabırsızlandım. Yaşanmış öykülere, otobiyografilere, özellikle aile büyüklerini anlatan, beni geçmişe götüren hikayelere bayılırım. O hikayeler bizim esas gerçeğimizdir, tıpkı Zerrin Hanım'ın anlattıkları gibi...

Nasıl da aldı beni çocukluğuma götürdü. Çok sevdiği dedesinin Boyabat'taki evlerinin bahçesi, çocukluğunun anıları bence herkesin anılarıydı. Yani; evvel zaman hikayeleri değil, tüm zamanların hikayeleri idi anlattıkları...

''Sabah karanlığı kızarmış ekmek kokusuydu. Akşam karanlığı da, kestane kokusu.'' demiş. İşte benim de çocukluğuma doğru çıktığım yolculuklarımda hep bu iki koku vardır...

Anneannesinin torunlarına geleneksel pişirdiği cevizli kek ve ailenin biraraya geldiği sofralar yok mu, okurken sadece kek deyip geçemeyeceğinizi anlıyorsunuz bir kez daha...

Ve anladım ki herkesin birilerinin hayatına,yüreğine, aklına dokunmak için pişirebileceği birşeyler olmalı !

Su gibi yalın anlatım dilinizle beni kendi çocukluğuma götürüp, o günlerime dokunduğunuz için size teşekkür ederim sevgili F.Zerrin Dağcı...

Kitap bittikten sonra ilk yaptığım hemen mutfağa koşup cevizli kek pişirmek oldu, tabii Zerrin Hanım'ın anneannesini yad ederek !





Not : (Yazar ile ilgili ticari amaçlı yazmış olduğum bir paylaşım değildir.)


Keyif Dolu, Bol Kitaplı Günleriniz Olsun...


Petek Uluğ




HOŞGÖRÜNÜN, İYİ NİYETİN VE GÜZELLİKLERİN

YAŞANDIĞI, NEFİSLERİN ARINDIĞI DAHA NİCE 

RAMAZAN GÜNLERİMİZ, KEYİF VE HUZUR DOLU İFTAR 

SOFRALARIMIZ OLSUN...

7 Temmuz 2013 Pazar


Düğün günü heyecanı ile hazırlıklarını sürdüren gelin adayları için akıllarında bir çok soru vardır, eminim. Ancak, bu özel günün en merak edilen, gelin adayını bir prensese dönüştüren en sihirli şeyi o  gün giyeceği gelinliktir. Modeli, beyazının tonu, dekoltesi, aksesuarları, danteli yani her detayı prensesi o gün yaşayacağı masalına hazırlar. 


Düğün.com'da yazdığım son yazımda gelin adaylarını Ortaçağlardan gelen prenseslere benzeterek, vintage gelinlikleri önerdim. Nostaljik gelinlerimi okumak isterseniz; http://dugun.com/






Keyif Dolu Günleriniz Olsun...

6 Temmuz 2013 Cumartesi



Yemek blogu yazmıyorum ama yemek pişirmekten ve mutfak ile ilgilenmekten çok keyif aldığıma göre bunları da paylaşmalıyım diye düşünüyorum.

5 Temmuz 2013 Cuma



Mevsim yaz olunca, keyif detaylarım daha da  artıyor sanki ! Sadece yaz olması değil; tatil olması, çalışmaya ara vermiş olmam ile alakalı bir durum belki de...


Vitrinlerdeki renkler daha bir renkli görünür.


Bu sezon turuncu ve pembe kombinasyonuna bayıldım. Olmaz gibi gelirdi halbuki.

Sofralarım daha çok  yemek çeşitleri ile dolar, daha bir  keyif alırım, hiç üşenmem uğraşırım.


Bahçeden, balkondan içeri girmek istemem. 


Hiçbir mevsim vazgeçemediğim kitap ve dergilerimin sayıları artıverir birden. Seyredebildiğim filmler artar.


Yazlık aksesuarlara bayılırım. ( Yok yok onlara her mevsim bayılırım ! )


Bol bol limonata içer, misafirlerime ikram ederim.


Bahçemden günbatımı daha anlamlı gelir ..




Çivit mavisi gözüme daha bir güzel görünür.






Keyif Dolu, Anlamlı Günleriniz olsun...

3 Temmuz 2013 Çarşamba


Başrollerini   Barbara Streisand ve Seth Rogen'ın paylaştığı '' Annemle yolculuk '' filmi komedi türünde olmasına rağmen tam klasik bir  anne-oğul ilişkisini anlatan hatta

2 Temmuz 2013 Salı

ÖSYM tarihinde rekor kırdı ve 1 hafta sonra LYS sınav sonuçlarını açıklayıverdi. Binlerce öğrenci ve ailelerinin daha sınav heyecanı geçmeden şimdi onları üniversite tercih heyecanı sardı.

30 Haziran 2013 Pazar



Yerinde ve uyumlu kullanmak şartıyla aksesuarın her türlüsüne bayılırım. Kişinin stilini ortaya çıkardığı gibi tamamlayıcı özelliği vardır.
Doğru kombin yapıldığı zaman hem şıklık hem de zarafet katar. Bugünlerde gözüm yaz aksesuarlarında tabi ki...


Uçuşan rengarenk ipek fularlar, hasırdan yapılmış incikli boncuklu çantalar, renkli kemerler, kemik veya renkli aynalı  gözlükler, dantelin tüm detaylarının kullanıldığı yazlık kıyafetler, ip bileklikler veee tabi çok sevdiğim yazlık şapkalar... Her biri ayrı bir yazı konusu ama önceliğim şapkalar olacak bugün... 



Aslında hem çok severim, hem de bayılırım her sezon çeşit çeşit şapka almaya ama hiç kullanamam...Nedense vitrindeki hallerini daha çok severim ! Olsun yine de kumsalda, sahilde, şehirde kullanılan her türlüsü güzeldir. Şort ile spor bir görüntü sağlar, uzun tiril tiril elbiseye ise feminen tarz katar..







Bir de uçuşan şifon fulara eşlik eden geniş kenarlı hasır bir şapkanız varsa kendinizi Hollywood yıldızı gibi hissedebilirsiniz !


Audrey Hepburn




Keyif Dolu Günleriniz Olsun...

Petek Uluğ



29 Haziran 2013 Cumartesi

FOLLOW MY BLOG WITH BLOGLOVIN


İstanbul'da inşaatı devam eden 3 köprünün gündeme gelmesi ile KÖPRÜ kelimesinin insan hayatındaki anlamına takıldım. Bu 5 harfli basit kelimenin aslında hiç de basit manada olmadığını düşündüm.
Sözlük anlamına baktığımızda der ki; herhangi bir engelle iki yakayı birbirine bağlayan veya trafik akımını, başka bir trafik akımını kesmeden üstten geçmesini sağlayan yapı...



Peki siz hiç kendinizi köprü vazifesi gördüğünüz ilişkiler içinde bulmadınız mı ? Köprü kadar sağlam durmaya çalışıp, geçişleri sağlamaya çalışmadınız mı ?


Diğer bir anlamında ise iki şey arasında bağ veya ilişkiyi sağlayan şey der.


Yaşamak istediğiniz ilişkilerde kendi köprülerinizi kurmaya  çalışmadınız mı ? Veya köprüsü olmayan yollardan bakakalmadınız mı?


Yada hiç tereddüt etmeden yıktığınız köprüler olmadı mı ?


'' Hayattaki en zor şey; geçeceğin köprülerle,
Yakacağın köprüleri ayırt etmektir...! ''

DAVID RUSSEL


Engellere takılmadan keyifle geçeceğiniz köprüleriniz olsun...




Petek Uluğ

28 Haziran 2013 Cuma


Hiç aklımda yokken bugün birden çocukluğumun çizgi filmlerini hatırladım. Çocukluk ne kadar sık hatırlanırsa o kadar çok yaş alıyorsunuz demekmiş ya !

19 Haziran 2013 Çarşamba



Bugün sadece ÇOCUK olmak İSTEDİM. Dün babamın babalar gününü kutladığım için mi;  yoksa, karne almadığım halde derslerimin bittiği ve tatile girdiğim için mi ?  Onu da bilmiyorum.

Son yazılarımda hep aynı şeyi söylüyorum ya ; keyifle yazamıyorum diye... İnsanın içine sinmiyor ki  aklı, kalbi huzurlu olmayınca. Kişisel değil ama toplumsal olarak hepimiz aynı durumdayız, biliyorum.



Geçen hafta sevgili http://dugun.com/ ekibi beni tekrar yazı hazırlamak için aradığında '' Aaa, evet ! Hayat devam ediyor ve düğünler de var ! ama bana biraz müsaade edin '' dedim birden...Onlar da benimle aynı duygu ve düşüncedeydiler...

Benim endişelerim farklı olabilirdi ama gelinlerimizin düğün hazırlıkları ayrı bir heyecanla devam etmekte, biliyorum... Bari bırakalım onlar gerçek hayatın dışına çıksınlar ve peri masallarına hazırlansınlar diye düşündüm...



Ve yeni yazımı  http://dugun.com/ da yazdım...Eee tabi; yazım biraz da olsa toplumsal ruh halimizden nasibini aldı. HAYAT işte dedim; bir düğün, bir cenazeden ibaretmiş !






Keyif Dolu Günleriniz Olsun...

16 Haziran 2013 Pazar


Doğada baba olmak kolaydır, anne olmaya benzemez...
Baba olmak kolaydır da babalık yapmak çok zordur, 
Baba olmak yürektir, yani yürekli olmaktır...
Anneliğin tekelindedir şefkatli yürek, ancak babalık o yüreğe sahip olabilmektir,
Baba olmadan da babalık edebilmek ayrı bir cesarettir, 
Baba yiğit olabilmektir, yani babayiğit...
Ama her yiğidin de harcı değildir babalık edebilmek...

Baba olup da babalanmak ise ayrı bir eziyet...

Baba korumaktır, kollamaktır,
Baba her taşın altına korkmadan elini koyandır,
Baba duvardır, dayan dayanabildiğin kadar,
''Babana bile güvenme''  yalandır,
Baba güvendir, güven güvenebildiğin kadar...

Babalık her erkeğe yakışmaz,
Çünkü; kuvvettir, güçtür, 
O da her er de olmaz...

Baba ATA dır, ocaktır, babacan olabilmektir...

Babalık edebilen her erkek BABA dır...

Tüm baba olabilenlerin, babamın ve oğlumun babasının  günü kutlu olsun...



15 Haziran 2013 Cumartesi



Bir Eğitim yılı daha bitti bugün. Yani, benim bir meslek yılım daha bitti demektir bu...
Ben her sene bu günlerde yenilenirim.

9 Haziran 2013 Pazar





Ülkemizde uygulanan lise ve üniversiteye yerleştirme sınavları öğrencilerimizin ergenlik ile gençlik dönemlerine denk gelir. Kişiliğin geliştiği ve öz benliğin şekillendiği bu dönemi aileler bilinçli olarak yaşarlarsa çocuklarına çok daha yardımcı ve faydalı olacaklardır. Peki Ergenlik Dönemi nedir?

Psikolog arkadaşım Bahar Hacısalihoğlu ile bu konuda  yaptığım sohbetimi sizlere aktarıyorum. Ona ergenlik döneminin ne olduğunu sordum ve bir uzman olarak anlatmasını istedim. 

Peteğin Keyif Dükkanı


Bahar'cım Ergenlik Dönemi tam olarak nedir ? Ve özellikleri, tepkileri nelerdir ? Yani neler olağandır bu dönemde, tam da sınavlara hazırlanılan bu yıllarda aileler neleri iyi bilmelidir ?


   Bahar Hacısalihoğlu :


İnsan yaşamı boyunca sürekli bir gelişim ve değişim içindedir. Gençlik (ergenlik) dönemi, bu gelişim sürecinin en önemli evresini oluşturur. Bu çağın temel özellikleri duygusal coşku, çabuk kurulan ve bozulan ilişkiler, kolay etkilenme, kişiliğinin sınırlarını aşma, toplum içinde sivrilme, rol sahibi olma çabası biçiminde özetlenebilir. Bu evrede ergen başkalarının kendisi hakkında verecekleri hükümler konusunda aşırı derecede duyarlıdır.
Rabichow ve Slansky ergenlik döneminin diğer dönemlere kıyasla kendi içinde gerilimli ve kendi içinde sorunları olan bir dönem olduğunu savunmuşlardır.Bu dönemde arkadaş ilişkilerinde ve etkisindeki artış, ana babadan kopuş hareketinin başlaması görülmekte ve çocukluk döneminin yalın ve barışçı ortamını ciddi bir şekilde değiştirmektedir.
Çocukluktan yetişkinliğe geçiş dönemi olan ergenlik döneminde bireyin çevresinde ve iç dünyasında birçok değişiklikler olmaktadır. Bu dönemde sosyal  ilişkiler ve etkileşimler giderek karmaşık hale gelmektedir.

      Peteğin Keyif Dükkanı : 


    Yani böyle hassas bir dönemde kendi dünyalarında bir değişim yaşarken, geleceklerini şekillendirecek eğitim alanındaki sınavlarda kendilerini ispatlamak durumunda kalıyorlar. Aslında bu sınav hiç de başarılarının bir tescili değil! Veya hayatta başarılı olacaklarının kanıtı değil! Çok teşekkür ederim minicik sohbet için...

    
Keyif Dolu Başarılı Günleriniz Olsun...

                                         Petek Uluğ