Geleneksel Türk mutfağımız dünya mutfakları ile ölçüşür durumdadır, çünkü; öyle zengin kültür ve gelenekler ile kaynamıştır ki; yemek tencerelerimiz Osmanlı Sarayın'dan çıkıp Karadeniz mutfaklarını dolaşıp, doğunun çeşnisi kuvvetli lezzetlerini de yanına alıp, Ege'nin otları ile Anadolu'da tekrar pişmiş, aş olup dünya mutfaklarında yerini almıştır.
8 Şubat 2013 Cuma
sdsss tarafından 18:37 saatinde yazıldı Yorum yok
Geleneksel Türk mutfağımız dünya mutfakları ile ölçüşür durumdadır, çünkü; öyle zengin kültür ve gelenekler ile kaynamıştır ki; yemek tencerelerimiz Osmanlı Sarayın'dan çıkıp Karadeniz mutfaklarını dolaşıp, doğunun çeşnisi kuvvetli lezzetlerini de yanına alıp, Ege'nin otları ile Anadolu'da tekrar pişmiş, aş olup dünya mutfaklarında yerini almıştır.
sdsss tarafından 13:25 saatinde yazıldı 9 yorum
Bir evin ana kapısı, girişi, antresi o evin gözleridir. Nasıl ilk gözlerdir birisi ile tanıştığımızda baktığımız, evlerde de girişlerdir ev sahibinin gözleri...
7 Şubat 2013 Perşembe
sdsss tarafından 01:21 saatinde yazıldı 2 yorum
Eğer kahve ya da çay içmeyi keyif haline getirdiyseniz içme eylemini de bir ritüel haline getirirsiniz! Bunu ancak; kahve, çay bahane önemli olan seremoni keyfi diyenler anlar...
(Japonya'da bir çay seremonisinde bulunmayı çok isterdim örneğin.) Durum böyle olunca kullandığınız fincanların ya da bardakların da önemi ve değeri artar. Hatta ben zamanla kahve fincanlarının tarihçeleri ile de ilgilenmeye başladım (Bunu ayrı bir yazıda paylaşırım sizlerle).
Bu tür sunumlarda fincanlar kadar yan aksesuarlar da çok önemlidir. Örneğin; tarihi özelliği olan, beni geçmişe götüren lokumluklar, şekerlikler ve demlikler çok keyif verir. Modern tasarımlarda da çok farklı, renk renk, eğlenceli çeşitlerini severim. Şık sunumlarda ise tercihim gümüştür. Ancak eskiye yolculuk yapmak ya da yaşatmak istediğimde Saray tarzı porselenlere bayılırım. Ee bayılınca da orijinal aksesuarları bulmak için yollara dökülüyorum.
Son birkaç yıldır İstanbul'a her gittiğimde uğramadan dönmediğim ve zahmetli de olsa pamuklara sarıp sarmalayarak getirdiğim porselenlerimi aldığım yer YILDIZ PORSELEN. Yıldız Parkı'nın içindeki yıldız porselenin imalat ve satış yeri olan fabrika hem müze olarak gezmek hem de keyifli bir alışveriş yapmak için harika bir yer. Tabi ki ilgi duyanlara..İlgi duymayanlar için ise harika bir gezi parkı sadece. Hem de içinde köşklerin, sincapların bulunduğu...
Ayrıca Yıldız Porselen'in Beşiktaş'ta Milli Saraylar'a bağlı şubesi de mevcut...
Burada belirli saatlerde porselen imalatı hakkında bilgi alıp, izleyebiliyorsunuz da. (Hatta rehber eşliğinde) Benim esas ilgimi çeken bu porselenlerin sade ve sadece burada üretilmesi ve saray orijinallerinden ilham alınması...
Alışverişinizi yaptıktan sonra Şale Köşkü'nde kendinizi hangi sultan gibi hissedersiniz bilmiyorum ama ben her ziyaretim sonrası saltanatın seremonilerinden çıkıp İzmir'e PORSELEN YOLCULUĞU ile dönerim...
Fabrika/Müze Sultan 2.Abdülhamit'in sanata olan ilgisi üzerine 1891 yılında Yıldız Çini Fabrika-i Humayünu adıyla açılmış.
Üretilen eserlerin tümünde orijinal damga ay-yıldız bulunur.
Bugün artık Milli Saraylar Daire Başkanlığı'na bağlı bir kurum olarak hizmet vermekte.
Keyif Dolu Günleriniz Olsun...
Petek Uluğ
1 Şubat 2013 Cuma
sdsss tarafından 22:25 saatinde yazıldı 4 yorum
sdsss tarafından 05:25 saatinde yazıldı 2 yorum
Kendi küçük keyfi büyük lezzet; kestane...Sonbaharın ilk günlerinde başlarım heyecanla beklemeye ilk kestane ne zaman çıkar da ben yerim diye?
31 Ocak 2013 Perşembe
sdsss tarafından 07:28 saatinde yazıldı 5 yorum
Renklerden pembe kıyafet konusunda ilk tercihim değildir belki ama vintage tarzı dekorasyonda en sevimli ve romantik renktir benim için.
Kendinizi huzurlu ve bebeksi bir dinginlikte hissetmek isterseniz bu renk en idealidir. Nasıl da iç açıcı bir tarz yaratır her ortamda...Toz pembeden başlayarak fuşyaya kadar uzanır. Ben de gül kurusu pembeye bayılırım..
Pembenin kullanıldığı her yer feminenlik demektir. Toprak tonlarının erkeksiliğini ve gerçekçiliğini bulamazsınız pembede. Ancak o rüyadır, içimizdeki çocuğun rengidir, o Barbie dir ! O naifliktir...
Hani size ilk yazımda demiştim ya elinize çayınızı alın ve girin pembe kapıdan içeriye diye işte yine pembe diyarlara gideceksiniz. Siz bu rengi tercih etmeseniz de hep pembe pembe düşünün...
29 Ocak 2013 Salı
sdsss tarafından 07:00 saatinde yazıldı 13 yorum
Tül gibi uçuşan dantellerin zarafetini, renk renk kurdelelerin sevimli fiyonklara dönüşmelerini hep zevkle izlemişimdir.
Belki de tekstilin merkezi Bursa'da büyüdüğüm içindir...Şehrin o meşhur Kapalıçarşı'sında metrelerce ipek kumaşların satıldığı hanlarında, bin bir çeşit düğmelerin bulunduğu dükkanlarında o kadar güzel çocukluk anılarım var ki...Şimdi sadece nostalji benim için çünkü bugünün en lüks AVM lerinde dahi bulunamayacak dükkanlar buraları...
Asaletin simgesi eski Monako Prensesi Grace Kelly bana hep tül dantelin romantizmini hatırlatmıştır.Nasıl da büyülüdür o Fransız danteli gelinliğinin içinde.(Zaten gelmiş geçmiş en güzel gelinlikler arasında sayılır.)
Dantel zamansızdır. Asla dönemsel olmamıştır. Elinizde aile büyüklerinden kalma vintage dantelleriniz varsa mutlaka değerlendirin onları. Belki bir elbise çıkmaz ancak harika dantel yelek ya da yaka yapabilirsiniz.

Dantel kullanıldığı aksesuarlarda bir incelik yaratır. Kalın bir muma saracağınız dantel parçası kurutulmuş bir gülle çok romantik olur.
Basit bir kavanoz ya da cam kasenizi tül dantele sarar ve üzerine de saten kurdele bağlarsanız bambaşka bir görüntü elde etmiş olusunuz.
Vintage tarzı bir sofra hazırlamak isterseniz yine nostaljik el örgüsü danteller kullanarak farklı tarz sunum elde edebiliriz.
Dantel, inci ve kurdele ile birleşince çok daha zarif görünür. Özellikle vintage tarzı dekorasyonda çok kullanılan üçlüdür.
Dantelin dekorasyonda kullanımı tarzı romantik şıklık olanlar için çok uygundur.
Rüyada dantel görmek ise '' iyi haberler alınacak'' demekmiş.
Keyif dolu günleriniz olsun...
Petek Uluğ
25 Ocak 2013 Cuma
sdsss tarafından 20:05 saatinde yazıldı 1 yorum

20 Ocak - 18 Şubat
Astrolojinin benim için sadece ilgi alanı olduğunu yazmıştım yoksa astrolog muyum ki ben ? Ama ilgi olunca ardında da bilgi oluyor...
Ben yine sizler için okudum yani bu sefer kovalar için daha detaylı okudum ve kovalara şöyle bir özet geçiverdim...
20 Ocak 2013 Pazar
sdsss tarafından 17:47 saatinde yazıldı 2 yorum
Canım tatlı ile ilgili bir yazı yazmak istedi ama öyle geleneksel bir tat değil anlatacağım size. Tadı çocukluğumdan beri çok sevdiğim acıbadem kurabiyesine benzeyen, görüntüleri aynen bizim köpük bezelerimizi andıran renk renk minik biblo gibi duran macaronlar...
.jpg)
.jpg)
Ana vatanı Fransa, babası Laduree olan bu pastel renkli minik topların özü acıbadem tozu. Yumurtanın beyazı, meyve aromaları, şeker ve gıda boyaları ilave edilince bunları elde etmek mümkün. Ancak; bu kadar basit görünse de, tarifi olsa da ayarını tutturmak zor olduğu için size yazmayacağım. Profesyonel ellerden hazırlananları tercih edin derim.
Son zamanlarda çikolataya alternatif olarak özel günlerde de tercih ediliyor. Farklı bir seçim istersem ben de şık sunumlu bu pastel renkli toplardan hediye olarak götürüyorum. Özellikle bebek kutlamalarında çok sevimli oluyorlar !


Özel bir günde bu şekilde sunumu da fena olmaz değil mi ?
Portakallı, limonlu, fıstıklı, kahveli, çikolatalı, çilekli olanları popüler ancak benim favorim tabi ki kahveli olanları...Çay ve kahve ile de çok uygun lezzetleri var...

Merkezi 150 senelik Paris Laduree (İstanbul'da şube açtı) olsa da İstanbul Baylan ve İstanbul Beyaz Fırın bu konuda çok başarılı bence.
Kraliçe Marie Antoinette bu renkli köpükleri o kadar severmiş ki kedisin adına MACARON vermiş !
Keyif Dolu Günleriniz Olsun...
Petek Uluğ
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
.gif)

.jpg)
.jpg)

.jpg)
.jpg)

.jpg)
.jpg)

.jpg)
.jpg)

.jpg)

















.jpg)







.jpg)








