15 Ağustos 2014 Cuma



Keyifli sunumlardan hoşlanan biri iseniz zaten kalkar Keyif Dükkanı diye bir blog açarsınız, değil mi! Evet, bu kez yazı yok, Sunum Keyiftir serimin devamı...











Keyif  Dolu Günleriniz Olsun

Petek Uluğ



12 Ağustos 2014 Salı


Son yıllarda yaz ayları geldiği zaman BODRUM ile ÇEŞME arasında In/Out yazıları başlar. Bu yıl Çeşme dolu, Bodrum boş veya bu yaz Bodrum çok pahalı, İstanbul Çeşme'yi tercih etti şeklinde magazinel haberler yer alır. Basın böyle bir rekabeti yaratır ve körükler.



Halbuki; iki ayağı iki tarafta olan ben yazılanlara şaşarım ve reklam amaçlı bulurum. Çünkü bu iki Ege kasabası farklı güzelliklere rağmen birbirine çok benzer sahillere, paralı kumsallara, kalabalığa ve pahalılığa sahiptir! Çünkü; ikisi de artık İSTANBUL'dur! Bu rekabetin dışında ayrıca kendi içlerinde de kıyasıya bir yarış vardır. Çeşme demek ALAÇATI mı demektir ? ''Yok, hayır asla!'' der Çeşme'nin yerlileri. Hatta vakti zamanında 
''Kim gider Alaçatı'ya?'' dediklerini bile itiraf ederler. Ee öyleyse ILICA mıdır?, DALYAN mıdır? Yeni keşfedilmekte olan Ovacık mıdır? Bence hepsidir. İşte O zaman ÇEŞME'dir.


Gelelim BODRUM'a. ''Bodrum'a geldim ve hiç beğenmedim, Bodrum bitmiş!'' diye söylenen arkadaşlarıma sorarım ''Nereye geldiniz, Nereyi gördünüz?'' diye.Bodrum merkezde kalıp, GÜMBET'ten dışarı çıkmaz iseniz veya ilk aklınıza gelen yer Barlar Sokağı olup, eğlenceyi Halikarnas Disko'da ararsanız siz hala 80'li yılların Bodrum'unda kalmışsınız demektir. Hani; İzmir'e gelip de Kemeraltı'nı görüp ''Çok kalabalık, beğenmedim İzmir'i'' demek gibi haksızlıktır bu bana göre. Ancak Bodrum'un eski halini bilenler saydığım yerleri anılarını yad etmek maksadıyla gezerler sadece...


Gelişen, değişen Bodrum merkez de, bu nedenle yıllar içinde nefes alınacak yeni beldelerini yaratmak zorunda kaldı kendi içinde. Yarımadanın adım adım her bir köşesi ayrı cazibe merkezi haline geldi. Öyle ki; herkese, her kesime ve tatil beklentisine göre değişen konaklama ve eğlence merkezleri ile beraber yaşam alanları da gelişti. 

Türkbükü'nün medyatik ve sosyetik merkez olmasından dolayı magazinel kişileri görmek beklentisiyle  2 saatliğine de olsa uğramadan dönmeyenler olduğu gibi Bitez'in incecik kumlu, mavi bayraklı plajından 2 saat bile ayrılamayanlar da vardır...




Son bir iki yıldır popülaritesini yükselten, değirmenleri ile meşhur, esintisi bol, sevimli, eskinin süngerci köyü Yalıkavak geçen yaz Azeri bir işadamı tarafından satın alınıp, yenilenen marinası ile Avrupa'da adını duyuran belde haline geldi. Ayrıca ÇÖKERTME'den çıkan Halil'in de yeri Yalıkavak'tır! (O türküyü çok severim).



Gümüşi ışıltılar içinde denizine girip, sadece kafasını dinlemek isteyenlerin tercih edeceği hatta minicik köyünün içinde bir akademisi bile bulunan, magazinden uzak durmaya çalışan entellektüel sanatçıların sığındığı Gümüşlük ise tamamen rekabet dışıdır. Kendine has bir tarzı ve sevdalıları vardır.



Neredeyse Bodrum'dan ayrılıp ilçe haline gelecek kadar gelişen Turgutreis bu arada marinası ile apayrı bir tatil beldesi oldu. Sahilinde otururken Yunan adası Kos'un ışıklarını rahatça seyredebilir ve Akyarlar'a kadar uzanan koylarında harika tekne turlarına çıkabilirsiniz...


Tabi yine de Bodrum'u Bodrum yapan Cevat Şakir'in gördüğü an esaretini bile unuttuğu eski adıyla HALİKARNAS'ı Gümbet'siz düşünemem. Palmiyeler ile süslü liman caddesini, sembol haline gelen meşhur Bodrum Kalesini, sünger ve  deri satan dükkanlarını, beyaz badanalı eski Bodrum evlerinin arasından kalabalığı yararak geçtiğiniz  o daracık Barlar Sokağı'nı yok sayamam. Siz bana bakmayın, tatil demek eğlence demek derseniz tam eğlencenin kalbindesiniz demektir. Sabaha kadar devam eden (Geçen yıllarda gece 12 yasağı gelmişti ama!) müzik eşliğinde ünlü Katamaran'a binip denize açılabilirsiniz örneğin. 


Bakın konu Bodrum olunca ne uzun tuttum yazımı. (Belki de en uzunu oldu, kusura bakmayın!) Paylaşacak çok şeyim var, hele magazin haberleri vermeye kalksam, blogum riske girebilir! Çünkü; çok ünlü ve evli sanatçıların ''O benim sevgilim değil!'' diyerek  gazetelerde açıklama yaptıkları gün ben yan masada onları sevgili halinde görünce kendimi sanki magazin yazan bir blogger gibi hissedip, yazıveresim gelir! Ee, olmaz tabii kime ne, hele bana ne? Gazeteci miyim ben?


Keyif Dolu Günleriniz Olsun...

Petek Uluğ








10 Ağustos 2014 Pazar


Beşir Ayvazoğlu'nun kaleminden anlatılan kahve dünyası ve tarihi, kahve tutkunları için çok keyifli bir kitap.

Kitabı okumadım adeta yudum yudum içtim sanki. Tabii elimde bir fincan orta şekerli Türk Kahvesi ile...

Kahve hatırına yazılmış onca söz, onca makale var, evet; ama tarihsel yolculuğunu, kültürel yolculuğu ile öyle güzel karıştırmış ki yazar, tam orta kahve tadında olmuş kitabın herbir sayfası, telvesi bol, lezzeti yerinde...

Bazı kitaplar sizi anlatır, bazılarında ise siz birşeyler anlamaya çalışırsınız.

Bu kitap ile kahvemi daha iyi anladım, tanıdım, tadına daha iyi vardım. Bazı alıntıları da size ayırdım. Siz de okumadan önce bir fincan kahve içmek istersiniz belki!


''KAHVENİZ NASIL OLSUN?''

''Abdülaziz Bey'in anlattığına göre, konakların alt kat sofralarında ''Kahve ocağı'' denilen bir oda ve bu odada alt kısmı taş, yanları çini döşeli ve dört gözlü bir ocak bulunurdu. Sürekli sıcak su gerektiği için ocağın gözlerinden biri bakırdan imal edilmiş musluklu büyük bir güğüme ayrılmıştı...''



'' Kahve yavaş yavaş, tadına vara vara içilir. Anın ve hayatın anlamı üstüne düşünmeyi;  yüksek fikirler ve aşkın duygular üzerinde gezinmeyi gerektirir. Kendisinden öncesini unutturur; içildiği vakti ortamı, birlikte olunan dostları biricikleştirir. Bütün bunları bilmeyen, düşünmeyen hatta alaya alan yeniyetmelerin kahve içmeye hakkı var mıdır? ''


'' Sade kahve ikramında yanında bir de lokumun bulunması gelenektendir. Kahvenin tadının höpürdetilerek içildiği takdirde alınacağını söyleyenler varsa da, bu sesten bazılarının rahatsız olabileceğini unutmamak gerekir ''


'' Kadınların sadece sabah buluşmaları değil, kabul günleri de kahvesiz düşünülemez. Çağdaş Türk romanının önemli isimlerinden Selim İleri, ''Bir Fincan Kahve'' başlıklı yazısında, 1950'lerin sonunda yaşanan kahve darlığından söz ederken annesinin her kabul gününe gelen misafirlerine önce kahve ikram etmeyi olmazsa olmaz bir şart gibi gördüğünü anlatır ''

'' Ya kahvesini içtiğim dost 
   Hepsinin hakkı yok mu bende''


Keyif Dolu Günleriniz Olsun

Petek Uluğ






8 Ağustos 2014 Cuma


Semt pazarlarından sürekli alışveriş yapma fırsatım olmasa da özellikle yöresel pazarları seven biriyim. Ege Bölgesi'nin pazarları denilince ise hiç tereddüt etmeden, keyifle dolanırım!

Otlara, yeşilliklere, rengarenk sebzelere, mavi boncuklara, ıvır-zıvır satan pazarcılara, çeşit çeşit ev reçellerini  hazırlayıp tezgahlarına sıralayanlara, yöresel kumaşlarla dolu çaputculara, fidelik çiçek satılan kasalara, sıcak sıcak gözleme yapan yerli teyzelere hep ilgi duymuşumdur.


Bodrum Yalıkavak'ta kurulan perşembe pazarı da işte tam böyle bir pazar yeridir. Milas ve Sandima Köyü'nden gelen yerli halka Yalıkavak pazarcıları da katılınca perşembe pazarı tam bir çarşı günü olur o gün...

Pazardan ayrılanlar yorgunluklarını Belediyenin karşısında bulunan Körfez Fırın'da oturarak atarlar. Artık orası o gün yerli, yabancı turistlerin, yaz kış yaşayan halkın ortak pazarıdır adeta, hatta uzun zamandır birbirlerini görmeyen yaz sakinleri için buluşma noktasıdır...











Keyif Dolu Günleriniz Olsun...

Petek Uluğ






7 Ağustos 2014 Perşembe


El emeği, göz nuru dantelleri yeniden birçok tasarımlarda görmek mümkün. Dantel, nostaljik etkisinin yanısıra, modernize edilmesiyle de kullanıldığı yerde fark yaratabiliyor.

Siz de elinizde bulunan, aileden kalma dantel parçalarını nasıl değerlendireceğinizi bilemiyorsanız ve sadece sergi maksatlı kullanmak istemiyorsanız, birkaç öneri şeklinde paylaşımlarım var, buyrun...

                   









Keyif Dolu Günleriniz Olsun...

Petek Uluğ

Kaynak: Pinterest




25 Temmuz 2014 Cuma


Ramazanın son günleri ile beraber temmuz ayının son günlerinde bayramı karşılıyor olmamız, tatil planlarıyla da birleşince evlerde bir heyecan yaratıyor.

Uzaklardan veya yakından geleni olanlar için bayram günleri güzel bir fırsat demektir ...

Eminim bayram sofralarında neler hazırlanacağı şimdiden düşünülmüştür. Sevgili yemek bloggerı arkadaşlar bayram sofraları için zaten nefis, lezzetli menüler hazırladılar bile. Onları takip etmek işimizi kolaylaştırıyor, hepsinin ellerine sağlık...



Böyle özel günlerde özenmek ve özenli sofralar hazırlamak geleneklerimizde, adetlerimizde iyi ki var! Amaç bir araya gelmek de olsa, keyifli ve lezzetli sofralarda oturmak ayrı bir paylaşım heyecanı katıyor sanki! 

Kalabalık da olsak, gelenimiz az da olsa aynıdır bayram havasının estiği sofraların şenliği...




Güzel sofra adetlerimizi koruyarak, ancak sıcak yaz günlerine denk gelmesinden dolayı imkanınız varsa yine çıkın dışarılara, kurun sofranızı yeşillikler içerisine diyeceğim ben. 


Biliyorsunuz yaz günlerinde bahçeyi, balkonu pek severim. Dışarıda iki sandalye atılmış, mis gibi beyaz örtülü bir sofrayı hiçbir şeye değişmem. Ya da rengarenk örtülerin üzerine serpilmiş, yaz çiçekleri ile süslenmiş ege otlarından oluşan bir menüyü tek geçerim. Tabii Anadolu yemeklerimiz ile donanmış, geleneksel mutfağımıza da kim hayır diyebilir ki?


Sadece yaratıcılığımızı kullanarak farklı bayram sofraları hazırlayabiliriz. Şatafatlı olmasına gerek yok, deniz kenarında marine tarzı olabilir. Ya da bahçelerin içinde kır masaları da kurulabilir. Mumlar, çiçekler, otlar zaten doğal aksesuarlarınız olacaktır...Midye kabukları, renkli kumaşlar, fenerler de harika görsel ortam yaratır. Bazen öyle olur ki kimse yemeklere bakmaz, sofrayı seyreder!




Ben özel bir günde çok sade bulduğum soframın ortasına evde kullanmadığım beyaz tülü oturtmuş, kocaman beyaz porselen salata çanağımı da içine gömmüştüm. Dört bir tarafına da kalın mumlardan yakınca, komşular düğün yemeği var zannetmişlerdi! Olsun şimdi de BAYRAM var.


Keyif Dolu Bayram Sofralarımız Olsun...

Petek Uluğ



Kaynak: Pinterest



24 Temmuz 2014 Perşembe


Bayram sonrası düğün günü heyecanı ile hazırlıklarını sürdüren gelin adayları için akıllarında bir çok soru vardır, eminim. Ancak, bu özel günün en merak edileni, gelin adayını bir prensese dönüştüren en sihirli şeyi o gün giyeceği gelinliktir. Modeli, beyazının tonu, dekoltesi, aksesuarları, danteli yani her detayı prensesi o gün yaşayacağı masalına hazırlar.
                                                                                                            


‘’ O özel güne hazırlanırken telaşlar içerisindeki gelin adayının kalbi ne için çarpar öncelikle acaba? ‘’ derseniz, sevdiği adamla hayatını birleştirmek üzere atacağı imza töreni demem gerekir belki de ama inanın öncelik; genelde peri kızının o törende giyeceği gelinliğin modelinin nasıl olacağı yani; gerçekten bir prensese benzeyip benzemeyeceğidir. Çünkü; gerçeğin ve günlük hayatın peri masalına dönüşmesini sağlayan tek simgesidir gelinlik de ondan…




Düşünsenize smokin giyen bir damat hayatının başka törenlerinde bir kez daha smokin giyebilirken ben tekrar gelinlik giyip bir başka törene katılan gelin görmedim hiç. İşte bu nedenle çok önemli ve hassastır gelinlik seçimi. Tabi bu özel kıyafete fazla bir anlam yüklememek de size kalmıştır. Belki sadece zarafetin simgesi olarak beyaz şık bir elbise giyerek, elinize alacağınız kır çiçekleri ile de töreninizin yine de perisi olabilirsiniz…

Gelinlik modelleri; gelişen tekstil sektörü ile beraber öyle cazip ve sonsuz seçeneklerle dolu ki. Emin olun hangi modele ve tarza karar verirseniz verin hep aklınızda ‘’ Acaba benim gelinliğim de şöyle mi olsaydı? ‘’ diye bir soru kalacaktır. Her katıldığınız düğünde kendi gelinliğinizi hatırlayacak ‘’Keşke ben de….’’ diye devam edeceksiniz. Neyse nasıl bir modelde karar kılarsanız kılın bilin ki size çok yakışacaktır.


Binbir çeşit stil gelinlik modelleri içerisinden çok sevdiğim ve biraz da eski zamanın asalet ve zarafetini anımsatan VİNTAGE tarzı paylaşmak istedim. Nostaljiye düşkün olan ben gelinlere çok yakıştırırım bu vintage gelinlikleri. Düğün töreniniz yeni hayatınızın başlangıcı olabilir, ancak; siz o gün Ortaçağ şatolarından çıkıp da gelmiş bir prenses gibi görünebilirsiniz!

Keyif  Dolu Günleriniz Olsun

Petek Uluğ

Kaynak:Pinterest