3 Temmuz 2015 Cuma

Binlerce öğrenci ve ailelerinin daha sınav heyecanı geçmeden şimdi onları üniversite tercih heyecanı sardı.

Kolay değil tabi! Tüm yaşantılarını etkileyecek bir sıralamayı sıradan görmek, karar verebilmek basit değil.

 Eğer üniversitede eğitim veren bir hoca olmasaydım bu tercih olayını bir dönüm noktası olarak görmezdim, belki de '' Hayırlısı Olsun! '' der geçerdim. Tabi ki hayırlı olması sonuçta istenilen. ANCAK; ailelerin ve öğrencilerin çok bilinçli olmaları gereken bir dönem bu tercih dönemi...


Çünkü, yıllardır yanlış seçim ve  bilinçsizce sıralama yapan öğrencilerimin mutsuzluklarına, bu nedenle eğitimlerini yarım bırakmalarına o kadar çok şahit oldum ki...

Üniversiteye yeni başlayacak öğrencilerimize ben ''LÜTFEN'' diyorum! Tamam biliyorum ülkemizde öğrencilerimiz sistem gereği sadece puanlarının yettiği mesleklere yönelmek zorunda kalıyorlar, istedikleri mesleği seçme şansları çoğunun çok az ama yine de lütfen...

- Lütfen, tercih edeceğiniz bölümler sizin ilgi duyduğunuz ve başarılı olduğunuz  alanlarla bağlantılı olsun...

(Bir öğrencim komşularının oğlu '' X bölümünü yaz, iş var '' dediği için tercih ettiği bölümünün ne olduğunu bile bilmiyordu!)

- Lütfen, gelecekte işiniz olacak mesleğinize karar verirken yetenek ve becerilerinizden çok uzakta seçimler yapmayın...

( Bir başka öğrencim ise lisede yabancı dil öğretmenini çok sevdiği için ondan etkilenmiş ve dil bölümünü yazmıştı ancak, farklı bir dili de tercih edince çok zorlandı ve eğitimini yarım bıraktı ! )

- Lütfen, ailenizden uzaklaşmak adına yaşamak istemediğiniz bir şehirde üniversite seçimi yapmayın...

(Sosyal ve kültürel anlamda size çok farklı gelen bir şehirde üniversite hayatı çok daha zorlayabilir!)

- Lütfen, karar vereceğiniz mesleğinizi şeçerken iş imkanlarını da iyice araştırın. Ancak bölümünü bitirdikten sonra o bölüm mezunları için  atamaların artık yapılmadığını fark eden yüzlerce öğrenci var !

- Lütfen, sadece popüler olduğu için o bölüme yönelmeyin, bu bölümlerde yığılmaların olduğunu da  göz önünde bulundurun.

- Lütfen, seçeceğiniz üniversitenin olanak ve şartlarını çok iyi araştırın. Eğitim beklentilerinizin altında kalacak üniversite şartları sizleri mutsuz edecek, motivasyonunuzu düşürecek bu da başarınızı olumsuz etkileyecektir !

- Lütfen ve sakın sevdiğiniz, aşık olduğunuz lise arkadaşlarınızdan ayrılmamak için ortak tercihlerde bulunmayın...

(Sevdiği kız/erkek arkadaşını yalnız bırakmamak için onun  tercih ettiği üniversite ve bölümü tercih eden aşık kız/erkek öğrencilerimin sonları pek hayırlı gelmiyor da!)

Seçimleriniz ne olursa olsun kendi seçimleriniz olsun ve mutlu olun, kararlı olun yani ne istediğinizi bilin. Her seçim bir vazgeçiştir onu da unutmayın...




Keyif dolu günleriniz olsun

Petek Uluğ




30 Haziran 2015 Salı


Çökertme'den çıktım da Halil'im aman başım selamet
Bitez Yalısı'na varmadan Halil'im aman koptu kıyamet
Arkadaşım İbram Çavuş Allahım'a emanet
Burası Aspat değil Halil'im aman Bitez Yalısı
Yüreğime ateş saldı aman kurşun yarası...

İşte bu çok sevdiğim türkü Halil Efe ile sevgilisi Gülsüm'ün hikayesidir. Kavuşamayan ve tuzağa düşürülüp vurulan yiğit Halil'in sevdası YALIKAVAK'ta bir anıt ile ölümsüzleşmiştir...




AYNA - ÇÖKERTME TÜRKÜSÜ

Bodrum merkezi sıcaktan yanarken; koylarında, büklerinde esen yeli ile eskinin Süngerci köyüdür Yalıkavak. Şimdilerde ise sahilinde sıra sıra balık restoranlarının bulunduğu, Türkbükü'nden sonra ikinciliğe oynadığı popülaritesi ile her geçen yıl daha da dikkat çekmektedir. Yerli köy halkının kızıp neredeyse '' Gelmeyin artık, YETER ! '' diye bağırdığı
  (Halbuki arazilerini çok yüksek fiyatlara İstanbullu ve yabancı iş adamlarına satanlar da kendileridir!) Ancak; yerli, yabancı turistlerin her yıl artarak geldiği yel değirmenleri ile ünlü beldesidir Bodrum'un Yalıkavak...


                            

Ege Bölgesi'nin birçok köyünde görebileceğiniz Bodrum mavisini, nazar boncuklarını ve Muğla, Denizli taraflarında dokunan kumaşları küçük çarsısı içinde satın alabilirsiniz...Hatta bazı dokumalarına Bodrum ile özdeşleştiği için Bodrum bezi denilir.




Ressamların çoğunlukta olduğu Sanatçılar Sokağı  suluboya,  yağlıboya,  karakalem çalışması yapan sanatçılar ile doludur. Onları çalışırken izlemek çok keyif verir...






Gündüz saatlerinde çok sakin görünen, akşama doğru hareketlenen, kendine özgü sokakları ile YALIKAVAK Bodrum'dan çok farklı bir sükunete ve kimliğe sahiptir. Perşembe günleri kurulan pazarında köy halkının doğal yetiştirip sattığı ürünleri satın alırken, sağınızda, solunuzda mutlaka bir ünlü ve onu takip eden kameramanlar vardır.


İki yıl önce Azeri bir işadamı tarafından satın alınıp, işletilmeye başlanan Yalıkavak Marina (Palmarina), Avrupa  marinalarında ilk sıralara girerken, belde içinde tartışmalara sebep olmuştu. Çünkü, Yalıkavak'taki doğal yapıya uymayacak kadar ultra modern mimarisi, yüksek kalın duvarları ile lüks markaların dolduğu marina adeta büyük şehir AVM leri gibi oldu ! 


Yalıkavak Bodrum Yarımadası'nın Kuzey - Batı kesimindedir.






Keyif Dolu Yaz Günleriniz Olsun...

Petek Uluğ

21 Haziran 2015 Pazar


Neşe ve mizah insanoğlunun ihtiyaç duyduğu insani duygulardır. Hatta diğer canlılara nasip olmayan gülmek eylemi ve mizahi bakış açısı bu nedenle çok değerlidir. Bizim kişiliğimizdir, hayata karşı tavrımızdır. Bu iki özellik bir araya gelir de butik bir müzede birleşirse o şehir farklılaşır! Tıpkı İZMİR gibi...

Konak Belediyesi İzmir Neşe ve Karikatür Müzesi adını ilk duyduğum zaman yüzümü gülümseten keyifli müzelerimizden. İçeride çeşitli karikatür sanatçılarının sergileri, el işi çalışmaları ve çizimleri bulunuyor. 
Eski bir Rum evi olan Alsancak Köşkü Konak Belediyesi tarafından yenilenerek İzmirlilere hediye edildi.

Siz de belki okulların kapandığı bugünlerde, sahillere kaçmadıysanız henüz, butik müze ziyaretleri ile çocuklarınıza müzecilik anlayışını aşılarken hem eğlenceli hem de zevkli zaman geçirebilmeleri için bir fırsat vermiş olursunuz.

Köşkten içeriye girer girmez Shakespeare'nin '' Mizah, zekanın bir oyunudur '' sözü ile karşılanıyorsunuz. Müzeyi gezerken aklımda ise Mevlana'nın sözü vardı. '' Bir İnsanın nasıl güldüğünden terbiyesini, neye güldüğünden ise zekasını ve seviyesini anlarsınız ''.

Kıbrıs Şehitleri Cad.No:9 Alsancak Tel: 232 463 21 07

 Pazartesi hariç her gün açık


                               
      
       

       

       






Keyif, neşe ve mizah dolu günleriniz olsun...

Petek Uluğ

12 Haziran 2015 Cuma




Üniversite sınavına hazırlanan öğrencileri birer savaşçı olarak gördüğümü daha önce de yazmıştım. Gençlik dönemlerine denk gelen bu eleme ve yerleştirme sınavlarının kişiliklerinin gelişmelerinde zorlayıcı bir süreç olduğunu düşünüyorum. Endişe ve kaygı kontrollerinde nekadar başarılı olabiliyorlar, emin değilim... Yıllardır mesleğim gereği bu sınav öncesi ve sonrası onlarla beraberim. Beklentilerini, umutlarını ve hayal kırıklıklarını çok iyi bilirim...

Bu haftasonu 2 milyondan fazla genç ve dolayısı ile aileleri bu sınava girecek!


Bu kez de onlarla görüştüm ve sordum. ''Aileleriniz iyi niyetli olarak sizlere yardımcı olmak istiyorlar. Ama farkında olmadan hatalar yapabilirler, sizce neler yapmasınlar? ''Öyle ya; hep ailelerin neler yapmaları gerektiği yazılır da yapmamaları anlatılmaz. 


Bakın neler dediler? Öncelikle ''Lütfen'' dediler... 


Bu arada ben de üzerime düşen payımı aldım...


- Lütfen, yakınlarımız sınav başarısı dilemek için bizi aramasınlar. Çok geriliyoruz!


- Lütfen, aileler sınav biter bitmez ''Kaç soru yaptın? veya neden o soruyu yanlış yaptın?'' diye sorgulamasınlar. Zaten halen sınavın gerginliğini yaşıyor oluyoruz!


- Lütfen, sınavdan bir gün önce ''Erken yat, iyi beslen, dikkatli ol!'' gibi uyarılar çok fazla yapılmasın. Sınavı dünyanın sonu gibi algılıyoruz!


-Lütfen, ''Çok çalıştın, yeter. Sen kesin kazanırsın...'' gibi olumlu olduğunu düşündükleri telkinlerde de bulunmasınlar. Daha çok sorumluluk hissediyor ve ailelerimizi hayal kırıklığına uğratmaktan korkuyoruz!

İşte Onlar söyledi, ben de paylaştım...Bu haftasonu yapılacak Lisans Yerleştirme Sınavı'nda hepsine başarılar dilerim. 


Kendileri için doğru meslekleri seçebilecekleri başarılı bir sınav olsun...



Keyif Dolu Günleriniz Olsun...


Petek Uluğ



6 Haziran 2015 Cumartesi


Kahvaltı keyfi dedim, en keyifli öğün dedim tamam. Çay, simit, peynir üçlüsü en güzeli tamam; ancak Tiffany'de  kahvaltı da fena olmazdı! Bir de yanınızda AUDREY HEPBURN varsa !


Ne güzel nostalji dolu bir filmdir ''Tiffany'de Kahvaltı''. Siyah beyaz Türk filmlerinin keyfi kadar eski Hollywood filmlerini seyretmek de mutlu eder beni. Aksiyon ve şiddetin girmediği, temasının salt sevgi olduğu zarif filmler.
                                                             
Zarif diyorum çünkü senaryoları kadar oyuncuları da zariftir. Bugünün starlarına benzemezler hiç, narindirler sanki seyrederken her an kırılıvericekler gibidirler.


                                                


           
       
    


Bu eski filmlerin DVD lerini  toplayarak bir arşiv oluşturmaya çalışıyorum. Seyrederken de '' Öyle Bir Geçer Zaman Ki '' duygusunu sahne sahne yaşıyorum !



CASABLANCA 'da Ingrid Bergman, NIAGARA'DA Marilyn Monroe, KUĞU' da Grace Kelly hem aşkın hem zerafetin yıldızlarıdırlar.

''Tiffany'de Kahvaltı'' ise Audrey Hepburn'ü keyifle seyrettiğim en favori sinema  klasiklerimdendir. Belki de adının içinde KAHVALTI olmasındandır! Bu filmin öyküsü bir romandan uyarlanmış, en iyi film müziği ve şarkı dallarında 2 oscar kazanmış.

                                            

       


Annesi bir Barones olan oyuncu ''Roma Tatili'' filmi ile de Oscar  kazandı. 



Filmde giydiği siyah CHANEL elbisesi ve inci yakası ise moda akımı yarattığı gibi kendisini de bir ikon haline getirdi.''Dar siyah bir elbise, her kadının dolabında bulunmalıdır'' sözü bu filmin armağanıdır...
                                       
                                              
Keyif dolu günleriniz olsun...

Petek Uluğ

29 Mayıs 2015 Cuma

                                        
            
                
Onlar ile hayatı, yaşamı paylaşmak çok güzel. Onları anlamak, hissetmek ise insan olmanın farkındalıklarından biridir aslında.

 Evimizin keyfi, dostumuz Michael da tam 3 yaşında artık. Onun bize gelişi hiç beklenmedik bir durumdu ancak nasıl da coşkuyla karşılanmıştı aile içinde.

Aynen bir bebeğin aileye gelmesi gibi...

 Evet bir bebeğin büyüme aşamaları ne ise aynısını yaşadık onunla..Bir erkek olarak anneye düşkünlüğü, ilk beslenmesi, tuvalet eğitimi, ilk hastalıkları, aşıları, en uygun veterineri arama çalışmaları, mamasını yemediği için veterinere açılan telefonlar, sabah yürüyüşleri ve sokakta ona gösterilen ilgi, alaka ...

İşte bakın aynen bir çocuğun büyümesi gibi...

Bu nedenle evde bizlerle hayatı paylaşan kedi, köpek dostlarımız çok değerli...




Peki tepkileri bir çocuktan farklı mı? Hayır; evde çok sakinken dışarıdan biri gelince şımarması, sokakta koşturması, arkadaşları ile bir araya gelince mutlu olması, her yemekten tatmak istemesi, istediği olmayınca havlaması, çikolatalı ödülünü görünce sevinmesi, oyuncakları ile oynaması, işte onlar da aynen bizler gibi...

Öyle olmasaydı zaten veterinerler psikolojilerini incelemezlerdi, öyle güzel kitaplar var ki onları anlatan.


Evet Michael bize yaşattığın karşılıksız sevgin için, koşulsuz sadakatin için, bize olmazların olabilir olacağını, yapamamların yapılabileceğini, özellikle de bana mümkün değillerin mümkün olabileceğini  öğrettiğin için sana teşekkür ederiz.

                                        

Onlar ile hayatı, yaşamı paylaşmak çok güzel.


Keyif dostlarınızla bol keyifli günler.

Petek Uluğ

19 Mayıs 2015 Salı


Evet bugün Onlara emanet edilen gün, Atatürk'ün "Onlar unutmaz" dediği, bizim ümitle yetiştirdiğimiz, toplumsal yarınlarımızın yetişkinleri gençler... 

Onlar neler der acaba? Onlar yarınlara sahip çıkabilecek kadar korunup, kollanabildiler mi acaba? Mesleğim gereği gençler ile hep içiçeyim, içlerini, umutlarını, endişelerini, korkularını bilirim. Onlar aile içinde göründükleri kadar cıvıl cıvıl, enerji dolu, delikan değillerdir aslında!

Ondandır mutluluğu sanalda aramaları, kazanmayı lotodaki şans sanmaları, kendilerini ifade edemeyişleri ya da anlatabilmek için silaha sarılmaları, sosyal ilişkilerindeki ürkeklikleri veya egolarını kontrol edemeyişleri, bireysel iletişimdeki şiddet eğilimleri, kendi gibi olmayana tahammülsüzlükleri, kendini bulduklarına bağımlılıkları aslında onların bizlere yolladıkları sinyallerdir!

Büyütürken koruyup kolladığımız çocuklarımıza genç olabilmenin, bu ülkeyi emanet edebilmenin sorumluluğunu verirken biz yetişkinlerin de sorumluluğunu ve aldığımız vebali unutmamak lazım. Onların mutsuz, gelecekten kaygılı, şiddete eğilimli bireyler olmasının bedelini toplum olarak ödemeye başladığımız yarınlara kalmadan bugünün gerçeğidir....


Keyif Dolu Günleriniz Olsun

Petek Uluğ

4 Mayıs 2015 Pazartesi


Sizlerle bahçe, balkon yazılarımda paylaşmıştım ne kadar dış mekan ortamlarını sevdiğimi. Şehrin içinde bile balkonum midyelerle, istiridyelerle doludur. Renk renk sardunyalarımı yazmaya gerek yok.
Hatta balkonumu bile sanki bahçeymiş gibi yemek kısmı, kahve köşesi diye ayırmıştım.(Kendime göre minik okuma köşesi bile yaptım!) Zaten paylaşmıştım, ziyaretime gelenler bilir...



Neyse şimdi demek istediğim şudur ki; siz de mekanınız dar veya geniş, balkon, teras, veranda ya da bahçe fark etmez, dışarılarda kendiniz için, minik de olsa yaz köşeleri yaratabilirsiniz...


Hasır sepetlere dikeceğiniz begonviller size kendinizi Ege'nin kıyılarında hissettirir. Ben her yıl Bodrum'dan dönerken mutlaka bir saksı begonvilimi de getiririm yanımda...


Boş bulduğunuz her yere herhangi bir çiçeği ekebilirsiniz aslında.  Çiçek denilen şeyin yakışmadığı yer görmedim ben...

                            


Bodrum'daki ilk yıllarımızda en çok eskicileri dolaşırdık. Köylerin ara sokaklarında eskiye ayrılmış el arabalarını satın almak için köyün yerlilerine ''Bize satar mısınız?'' diye yalvarırdık. Çünkü şehirden gelenler için dekoratif anlamda kıymetli olduğunu onlar da bilirdi! Yukarıda görülen tahta el arabasının çok benzerini ben de bulup, bahçenin ortasına koymuş, içine sakız sardunyaları ekmiştim...



Rüzgarda biraz fazla ses çıkartsalar da yaz günlerinin öğlen sessizliğin de deniz kabuklarının şıkırtılarını dinlemek çok keyifli olur...Sallandırıverin bir yerlerden, tamam işte ! Hem göze hem kulağa hoş gelir, şıkır şıkır...


Yaz renklerinde cesaret vardır.  Siz de bahçenizde veya balkonunuzda bu günlerde cesur olabilirsiniz. Eski sandalyeleri boyasanız bile, görüntü yeni gibi olur...


Böyle çitiniz de varsa ; dekoratif bir duvar gibi kullanabilirsiniz. 


Tabii ki ağacınıza bu kadar çok kağıt balon asmak abartı olabilir ama, birkaç renkli balon veya fenerler sanki kutlama varmış havasını estirir. Ee her an kendinizi partide hissetmek de fena bir şey değil! (Bizim bahçe çok rüzgar aldığı için kısa bir süre sonra kağıt fenerler yırtılıyor, ne yazık ki!)



Keyif Dolu Günleriniz olsun...

Petek Uluğ


Kaynak: Bazı görseller pintereste aittir.