zeytinyağı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
zeytinyağı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Eylül 2015 Çarşamba

                                                                                                                                                                                         


Her ziyaretimde kendimi oraların insanı gibi hissettiğim için Kaz Dağları ve civar köyleri beni çok mutlu etmiştir. Yeşilyurt ve Adatepe köyleri İzmir'den yakın kaçış noktalarımızdır. Zeytin ağaçları içindeki taş binalarla süslü köy sokakları çok sevimlidir. Ege Bölgesi'nin Kuzeyi, Güneyin aksine suküneti ile huzurun simgesidir. Sizi yormaz, dinlendirir.


Diğer bir adıyla İda Dağları mitolojik öykülerin, Zeus'un doğmuş olduğu düşünülen topraklarıdır.

Küçükkuyu'da bulunan Yeşilyurt, Kaz Dağları'nın içine saklanmış, bol oksijenli, efsaneleri ile zengin köylerinden biridir. Özellikle taş mimariye meraklıysanız şehir stresinden uzak, kuş sesleriyle dolu, zeytinyağı kokulu sokaklarında keyifle dolaşır, köy meydanındaki bakkalından alışveriş yapabilirsiniz.


Bir günlük bile olsa kendinizi yenileyebileceğiniz, herşeyi unutacağınız butik otelleri bol bir köydür.



Adatepe köy meydanı



Küçükkuyu'ya yakın mesafede olan Adatepe köyü de aynı keyfi yaşadığım için bana göre Kuzey Ege'nin ikiz köyleridir.




Burada bulunan Zeus altarı, meydanındaki kahvehanesi, Çanakkale yolu üzerinde Küçükkuyu'da göreceğiniz Adatepe Zeytinyağ Müzesi farklı bir zeytinyağı üretim merkezidir ve buraları
  mutlaka ziyaret edilmesi gereken yerlerden birkaçıdır.




Müzenin satış mağazasında ilgiyle gezdikten sonra hangi yağı, hangi sabunu alacağınıza karar veremeden çıkarsınız. 

Çünkü burada zeytinyağı ve sabunların yüzlerce değişik hediyelik çeşitleri bulunuyor.

Bu yöredeki köyler televizyon medyasının da ilgisini çektiği için son zamanlarda popüler birkaç dizinin çekim platolarıdır.

Adatepe'de konakladığımız otele yakın ayrıca Zeytinyağı ve Sanat Evi vardı. Orada ilk defa zeytin sütünün nasıl  üretildiğini gördüm. Bu süt yemeklerde ve cilt bakımı için kullanılırmış!

                                

Bu yöredeki ziyaretlerimde dinlenmek kadar öğrendiklerim de keyif verir bana. 

Bunlar mitolojik hikayelerdir. İlk güzellik yarışması Adatepe'de yapılmış. Hera, Afrodit ve Athena arasında yapılan yarışmanın tek seçici kurulu Paris'miş. Tabi ki güzeller güzeli Afrodit birinci olmuş.




Adatepe Zeytinyağ Müzesi'ni gezerken görevlilerden dinlediğim REFİKA'nın hikayesi de ilgimi çekmişti. Bunu sizlerle de paylaşmak istiyorum.



Adatepe Köyü'nde 19.yüzyıl sonu ve 20.yüzyıl başında 'Refika' takma adıyla bir Rum güzeli yaşarmış. Köyün Rum ve Türk Cemaati arasında çok sevilen Refika hem güzel hem de çok neşeli bir kızmış. Düğünlerde şarkılar söyler, çok da güzel dans edermiş. Refika'nın güzelliği ve iyilikseverliği Adatepe köyünün yanı sıra çevre köylerde de dillere destan olmuş. Özellikle zeytin zamanı Refika'nın çalıştığı tarlalarda köylüler hem zeytin toplar hem de Refika'nın şarkılarını dinlermiş. Düğünlerde mutlaka Refika baş misafir olarak çağrılırmış.

Birinci Dünya Savaşı'na kadar iki cemaat Adatepe köyünde barış içinde birlikte yaşarmış. Ancak savaş tüm Anadolu'da olduğu gibi Adatepe Köyü'ne de felaketler getirmiş. Savaşla birlikte Köyün Rum ve Türk Cemaatleri arasında önceleri soğukluk daha sonra karşılıklı çatışmalar baş göstermiş. Tüm bu kargaşaya rağmen Refika yine de Türkler arasında sevilmeye devam etmiş ancak ne var ki savaş sonunda Türk ve Yunan hükümetleri arasındaki anlaşma sonucunda Refika da diğer Rumlarla birlikte köyü terk edip, Yunanistan'a yerleşmek zorunda kalmış.

Refika'nın köyden ayrılışı Türkler arasında büyük bir üzüntüye yol açmış. O gittikten sonra bile onun adına türküler yakılmış ve her fırsatta, özellikle düğünlerde onun türküsü okunup, onun adına danslar edilirmiş. 


Barış ve kardeşliğin yaşanacağı keyif Dolu Günlerimiz Olsun


Petek Uluğ






19 Temmuz 2014 Cumartesi


Barışın, umutun simgesel ağacı  ZEYTİN benim hayatımda önemli yeri olan bir ağaçtır. Çocukluğumda Bursa Gemlik'in zeytinleri ile büyüdüm ve uzun yıllardır Ege'nin çeşit çeşit sofralık zeytinleri süsledi kahvaltı sofralarımı, Kuzey Ege'nin zeytinyağı ise her yemeğimin ana malzemesi oldu. Lezzet ve sağlık deposu olan altın sıvının kıymetli, minnak meyveleri ZEYTİN buzdolabımdan hiç eksik olmaz kısacası. Bazı türlerine daha torpil geçerim, elimde değil! Örneğin; kırma zeytini çizme zeytine tercih edebilirim. Yeşil kalamata olanını ilk sıraya koyabilirim. Siyah hurma zeytini ise soframın baş tacı ederim...



Anlatılanlara göre Cennette iki ağaç varmış kutsal sayılan. Biri GERÇEK AĞAÇ denilen incir ağacı, bir diğeri ise HAYAT AĞACI denilen zeytin ağacıdır..



Geçmişi neredeyse insanlık tarihi kadar eski. Mitolojide Tanrıçaların taçlarında zeytin dallarının bulunması, güzellik yarışmalarında kadınları süslemesi bu yüzden...

Adem ile Havva'ya kadar giden öyküler var hakkında. Dini kitaplarda anlatılan, adı geçen ağaçtır...

Ölümsüz sayılması ise bu ağacın hakikaten ölmemesi. Yani; kuruyan yerlerinden yeniden filiz vermesi ve yaşamaya devam edebilmesi...

Hayat ağacı denilmesi belki de büyümesi zor ve yavaş olduğu içindir. Zaman, emek istemesi de tıpkı bir insanın yaşaması gibi ağır ağır, ama anlamlıdır...



Anlamlı diyorum, çünkü; yeşilden siyaha kadar farklı lezzetteki meyvelerini, iksir sayılan yağını, ağacından elde edilen tahta eşyaları ve bir de yağından yapılan doğal sabunları düşünürsek daha kaç meyve var ki böyle?



Ayrıca bana kalırsa, görsel olarak da dekoratif bir ağaç. Balkonlarda bile saksı içinde bulundurmak keyif verir.


Çocukluğumda hiç katılmasam da komşularımızın bahçelerine zeytin toplamaya gittiklerini hatırlıyorum. Öyle güzel anlatırlardı ki, bu imecenin bir seremoni olduğunu sonradan anladım. 


Ağzında zeytin dalı ile sembol olmuş barış güvercinleri hatırına zeytin ağaçlarımız korunmalı, kollanmalı hatta üzerine titrenmelidir...



Ölümsüzlük ağacı, bereket meyvesi ZEYTİN yaşayabileceği her karış toprakta hayat bulmalıdır...


Keyif Dolu Günleriniz Olsun

Petek Uluğ





2 Ocak 2014 Perşembe


Özenle kurulan yılbaşı sofralarından veya tıka basa yenilen, bol mezeli masalardan nasıl kalktınız bilmiyorum ama birkaç gün canınız hafif atıştırmalıklar çekebilir diye düşündüm. 


Atıştırmalık denilince de benim aklıma kırmızı domates ile beyaz peynirin birlikteliği gelir. Hem pratik hem sağlıklı hem de dekoratif bir sunumdur. Yanlarında bir dilim kızarmış ekmek veya taze bol susamlı simit olursa kimse tutamaz onları. Size keyif şöleni yaşatırlar...

                                      
Tabii zeytinyağı bol ve lezzetli bir coğrafyada yaşadığımızı düşünürsek; dağ kekiği meşhur topraklarımızı da hesaba katarsak; harika bir Akdeniz tabağı ile sunum yapabiliriz...


Diyet yaparak beslenmesine dikkat edenler için de her daim mutfaktan eksik olmayacak bir ikilidir bu...







Keyif Dolu Günleriniz Olsun...




Kaynak:Pinterest