19 Ocak 2013 Cumartesi

     
                         
Bu soğuk kış günlerinde boza, salep ve tarçın üçlüsü el ele verip beni çocukluğuma götürür.
Bursa'da geçirdiğim çocukluğumun sokaklarında gecenin karanlığından gelen ''Bozaaaa'' sesi unutulmazımdır. Kaynayan salep güğümünün önünde sıcak salebin soğumasını beklediğim günler ise yine çocukluğumun kış keyiflerindendir. Ve tabi bu iki lezzete de eşlik eden tarçın...



Bugün hala bu kış içeceklerini çok severim. İzmir'de de   keyifle içtiğim bir iki yerim var. Bunlardan biri gerçek salep kullanan  güğümü daima sıcak olan Kordon Ömerağa çayhanesi.


Birinciliği hangisine veririm emin değilim ama yaz sıcaklarında bile canımın çektiği çok olmuştur. Ee sevmenin mevsimi olur mu ? Olmaz ! 

İkisinden de vazgeçemem; çünkü bozanın halka ait olmasını ,salebin ise asil bir aileden (orkide) gelmesine bayılırım. Sanki sınıfları farklıdır, tezattır ama olsun ikisi de keyiftir...


BOZACI

Hiç boza içtiniz mi siz çocuklar ?
Rengi ayran renginde
Kıvamı salep gibi
Tadı ekşi ile tatlı arası

İçimi ne hoştur bilmezsiniz
Önce garipsersiniz belki ama 
Sonraları hep ama hep
Boza içmek istersiniz.

Fevzi Günenç


Bozayı evde yapmak isterseniz ;

BOZA YAPILIŞI :

1 bardak bulgur
10 bardak su

1 tatlı kaşığı kuru maya
Arzuya göre şeker
Üzeri için tarçın, leblebi

Bulgur yıkanıp 10 bardak su ile iyice pişirilir. Çok iyi pişmesi gerekiyor. Sonra önce kevgirden daha sonra tel süzgeçten süzülür.
Ilıklaşıncaya kadar beklenir. Ilık bir yerde üzeri örtülerek mayalandırılır. Bu süre bulgurun kabardığını görene kadardır.
Daha sonra arzu ettiğiniz kadar toz şeker ilave edip karıştırın.

Afiyet Olsun

Biranın atası olarak kabul edilen bozada bol miktarda A, B, C ve E vitaminleri bulunur.


Salep ise biraz daha pahalı ama nefis bir içecektir. Daha nazlıdır çünkü özü orkide çiçeğidir. Kış günlerinde karlı bir manzaraya çok yakışır sıcak bir salep ve ayrılmazı tarçındır. Sadece lezzeti değil faydaları da çoktur. Mideyi rahatlatır, kabızlığı giderir, göğsü yumuşatır, çocuklara kuvvet verir.
                                
                            


Salep Osmanlı Sarayı'nda da geleneksel içecekmiş tıpkı kardeşi boza gibi. Hatta padişah macunlarının ana maddesiymiş salep. Bu nedenle 'Filozof Macunu' da denilirmiş. Avrupa'da çay ve kahve içimi çok yaygın değilken salep  ilgi gören ve meydanlarda sabaha kadar satılan bir içecekmiş...




Keyif dolu günleriniz olsun...






18 Ocak 2013 Cuma




MOR SEVDAM
Her rengin bir dili vardır bence. Mor hiç de sıradan bir renk değildir. Beyaz ve siyahın kolaylığı, diğer renklerin rahatlığı yoktur onda. Risk sevmiyorsanız mor sizi zorlar; çünkü farklıdır, ayrıcalıklıdır renklerin dünyasında...


Dilimizde alı al moru mor olmak, mosmor olmak gibi tabirler de olsa benim için saygın, karizmatik bir renktir. 

İmalatının masraflı olması nedeniyle tarihte halkın rengi değil sarayların, kraliçelerin rengi olmuştur. 


Mor  beyaz, ekru ya da gri renkleriyle en güzel  uyumu sağlar...






Sarı  ya da beyaz metal ile birleşimi ihtişamlı durur



Prenses Diana'nın mor safir nişan yüzüğü


Ev aksesuar ve tasarımlarında mor çok tercih edilir. Bu rengin depresyona eğilimli kişilerce sevildiği söylese de (İntihar edenlerin ortak renk zevkleri mormuş!) ben bu görüşe katılmıyorum; çünkü; bu renkte tıpkı siyahta olduğu gibi bir asalet vardır.



Moru kıyafet ya da dekorasyonda kullanırken dikkatli olmalıyız. Ortam veya aksesuarlarda sadeliği tercih etmeli birinciliği ona bırakmalıyız. 


Mavi ve kırmızının karışımı ile ortaya çıkan mor kibarlığı çağrıştırır. InsytleHome'da gazeteci İclal Aydın da evinde bu renkten vazgeçemediğini söylemişti...


                             Mor ihtişam ve lüksün simgesidir


Mor mistik duyguları da çağrıştırır. Ruhani çalışmalarda çakraları açmak amaçlı kullanılır. Sihir ve büyünün rengidir, etkin ve olumlu duygulara sebep olur. Kimileri için evinde mor bir obje bulundurma inancı da çok yaygındır. Uğur ve bereket getirdiğine inanılır...
                                  

Makyaj renklerinde  mor  ve tonları farlar size çarpıcı bir ifade verir. ( Ancak çok dozunda kullanılmalıdır! )




Çiçek dünyasındaki yerini de unutmayalım bu rengin... Mor salkımlı ağaçları, mor sümbülleri, mor begonvilleri, mor leylağı ve  tabi ki mor menekşeleri ayrı bir yere koyalım...



Siz hiç mor bir halıya benzeyen lavanta tarlası gördünüz mü ? Gördüyseniz şanslısınız !

Rüyada mor görmek ne demekmiş ?

Resmi bir toplantıya veya davete katılmak anlamına gelirmiş. Ayrıca başarılı bir dönemde olduğumuzu gösterirmiş !





Keyif dolu günleriniz olsun...


Petek Uluğ
































8 Ocak 2013 Salı

               

Sonbaharda pazar günleri Kemalpaşa'ya yaptığımız gezilerden birinde tesadüfen keşfettim bu köyü ve o günden sonra benim için adı ''Boncuk Köy'' olarak kaldı.

Aslında ilk adı uzun yıllar Kurudere olan köy daha sonra yerli halkın direnişi, özellikle köyde yaşayan kadınların baskısı ve basının da desteği ile ismini Nazarköy olarak değiştirmiş.

Nazar ya da nazar değmesi inancı tartışılabilir; ancak, bu masmavi şekerlere benzeyen taşlar beni hep olumlu etkilemiş, estetik keyif vermiştir. İzmir yöremizde, yakınımızda üretilmesi de bir ayrıcalıktır. Çünkü Türkiye'de iki boncuk üretim merkezinden birisidir bu köy.



Öyle bir köy düşünün ki her yerde bu boncuklardan var. Bahçelerinden sarkan ağaç dalları, evlerinin duvarları nazar boncuklarıyla süslü bu köyün; çünkü nazar boncuğu üretimi burada yaşayanların tek geçim kaynağı. Kadınıyla erkeğiyle tüm köy halkı bu işi yapıyor. Hatta üretim hatası olan boncukları da yolları süslemek için kullanmışlar. Ben boşuna Boncuk Köy demiyorum yani.


Konuştuğum köylülerin ortak bir derdi vardı! O da satışlarını oldukça düşüren Çin malı plastik nazar boncukları! Peki nasıl fark edebilirmişiz? Ben de anlayamazdım, görünürde hepsi aynıydı! Gerçek cam boncuk deliklerinde is karası olurmuş, aklınızda bulunsun!


Eğer vaktiniz varsa boncuk atölyelerini gezip, camın nasıl boncuk haline geldiğini de keyifle izleyebilirsiniz. Tabii; içerideki yüksek ısıya dayanabilirseniz.



İzmir'e 25 km., Kemalpaşa'ya 5 km.uzaklıkta bulunan bu köyün meydanında rengarenk boncuklar ve yöresel ev işi yiyeceklerinin satıldığı tezgahlardan oluşan bir de minik çarşısı var. Çarşının yani köyün tam ortasında bulunan kır kahvelerinde bu boncukları seyrederek yöresel Ege kahvaltınızı da yapabilirsiniz. 


Nif Dağı'nın eteklerinde yer alan bol yeşillikli bu şirin köy haftasonları yapılan dağ yürüyüşleri için de ideal bir alan.




Keyif dolu günleriniz olsun...

Petek Uluğ






6 Ocak 2013 Pazar


Yenilenmenin ikinci çalışmasını kıyafet dolabında yapmalıyız çünkü özellikle bayanların biriktirmeyi en çok sevdiği köşelerdir bu dolaplar.

Hiç giyilmeyen okadar çok kıyafet, ayakkabı, çantamız vardır ki! Onların başkalarında kendilerine yer bulması gerekir, yoksa; bizde biriktirme alışkanlığı zamanla ağırlaşma duygusu yaşatır.  

           
Dolap temizliği veya kıyafet detoksu yaparak gerçekten hafifleriz. Sonra hemen alışverişe koşun demiyorum, biraz durun bekleyin zaten evren yasası gereği boşalan yerler dolacaktır siz de daha verimli kullandığınız kıyafetlere sahip olacaksınız! Siz bir yer açın önce bakalım...


Üçüncü çalışmayı  banyoda yapalım ; çünkü minik yenilenmelerin en keyifli noktaları burada olacak. Banyo havlularının yıpranmasını beklerseniz bayağı sabretmeniz gerekir o güzel rengarenk dekoratif havluları satın almanız için. 

Eski havluları başka amaçlar için kullanın ve alacağınız bir iki yeni havlu ile (Lütfen hediye gelmesini beklemeyin!) yenilenir banyonuz, sabunlarınızı da kontrol edin özellikle; yeni bir kalıp sabunla başlayın ya da banyonuza uygun bir çanağa doldurun sabunlarınızı ki renkli şekerlemelere benzesinler.   


Çamaşır sepetiniz ile yapacağınız değişiklikle de banyonuzun havası farklı oldu bile.


Şimdi çalışma masanıza doğru gidin, eminim atamadığınız pek çok kağıt ya da notlar vardır. Belki gerekir diye sakladığınız kaç tane kartvizit vardır ki ne zaman kimden geldiğini hatırlamazsınız bile. Temizleyin notlarınızı atın işe yaramayacakları; ihtiyacınız olursa internet sayesinde her bilgiye kolayca ulaşabilirsiniz zaten. 



Masa üzerinde duran kalemliği de değiştirin yeni ,farklı bir kalemlik olsun masanız canlansın. Siz kendiniz de yaratıcılığınızı kullanabilirsiniz !

En son evinizdeki ya da balkondaki çiçeklere bir göz atın bakın bakalım saksısı değişecek, daha dekoratif saksılara yerleşecek çiçekleriniz var mı ? Sararan yaprakları temizleyin ki onlar da nefes alsın yenilensin, goncaları daha bol olacaktır eminim.



    Bakın ne çok iş yaptık...

Keyif dolu günleriniz olsun...

Petek Uluğ