köşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
köşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Temmuz 2016 Salı


Eğer kahve ya da çay içmeyi keyif haline getirdiyseniz içme eylemini de bir ritüel haline getirirsiniz! Bunu ancak; kahve,çay bahane önemli olan seremoni keyfi diyenler anlar.(Japonya'da bir çay seremonisinde bulunmayı çok isterdim örneğin.) Durum böyle olunca kullandığınız fincanların ya da bardakların da önemi ve değeri artar. Hatta ben zamanla kahve fincanlarının tarihçeleri ile de ilgilenmeye başladım (Bunu ayrı bir yazıda paylaşırım sizlerle).


Bu tür sunumlarda fincanlar kadar yan aksesuarlar da çok önemlidir. Örneğin; tarihi özelliği olan, beni geçmişe götüren lokumluklar, şekerlikler ve demlikler çok keyif verir. Modern tasarımlarda da çok farklı, renk renk, eğlenceli çeşitlerini severim. Şık sunumlarda ise tercihim gümüştür. Ancak eskiye yolculuk yapmak istediğimde saray tarzı porselenlere bayılırım. Bayılınca da orijinal aksesuarları bulmak için yollara dökülüyorum.

         

Son birkaç yıldır İstanbul'a her gittiğimde uğramadan dönmediğim ve zahmetli de olsa pamuklara sarıp sarmalayarak getirdiğim porselenlerimi aldığım yer YILDIZ PORSELEN. Yıldız Parkı'nın içindeki yıldız porselenin imalat ve satış yeri olan fabrika hem müze olarak gezmek hem de keyifli bir alışveriş yapmak için harika bir yerdir.

Porselen ilgi duymayanlar için ise harika bir gezi parkı aynı zamanda. Hem de içinde köşklerin, sincapların bulunduğu.

Ayrıca Yıldız Porselen'in Beşiktaş'ta Milli Saraylar'a bağlı şubesi de var. Orada hediyelik eşyalar da bulabilirsiniz.

         
   

Burada belirli saatlerde rehber eşliğinde porselen imalatı hakkında bilgi alıp, izleyebiliyorsunuz. Benim esas ilgimi çeken bu porselenlerin sade ve sadece burada üretilmesi ve saray orijinallerinden ilham alınması.

Alışverişinizi yaptıktan sonra Şale Köşkü'nde kendinizi hangi sultan gibi hissedersiniz bilmiyorum ama ben her ziyaretim sonrası saltanatın seremonilerinden çıkıp İzmir'e porselenin yolculuğu ile dönerim.

                     
Fabrika/Müze Sultan 2.Abdülhamit'in sanata olan ilgisi üzerine 1891 yılında Yıldız Çini  Fabrika-i Humayünu adıyla açılmış.



Üretilen eserlerin tümünde orijinal damga ay-yıldız bulunur.


Bugün artık Milli Saraylar Daire Başkanlığı'na bağlı bir kurum olarak hizmet vermekte.




Keyif Dolu Günleriniz Olsun


Petek Uluğ

3 Kasım 2014 Pazartesi


Sezen Aksu'nun Kanlıca'nın orta yerinde diye başladığı gibi ben de Beşiktaş'ın orta yerinde diye başlarım bu keyifli köşk için.

Hem İstanbul'un tam ortasında hem de sükunetin göbeğinde...

Ben ziyaretimi geçen temmuz ayında yapmıştım ama daha önceki ziyaretlerim farklı mevsimlere denk gelir. Yemyeşil bahçesi, tarihi köşkün içinde yapabileceğiniz sabah kahvaltısı ile kendinizi İstanbul'un kalabalığından uzakta, ıhlamur ağaçları altında, ortancaların arasında bir farklı hissedersiniz...


Osmanlı Döneminde av sonrası padişahın sadece dinlenmek maksadıyla kullandığı bu köşkün mermerleri dönemin sadrazamı tarafından Mısır'dan getirtilmiş. İnce zevk ve ihtişam diğer saray ve köşklerden farksız, tabii. Yazın bahçesindeki kafeden, kışın ise haremlik bölümündeki restorandan faydalanabilirsiniz. Sonbaharda  ise çok daha nostaljik ve keyifli olacağını düşünüyorum...






Keyif Dolu Günleriniz Olsun

Petek Uluğ

17 Kasım 2013 Pazar

 

Uzun zamandır Zübeyde Hanım ve Latife Hanımı ziyarete gitmemiştim !


Evet Mustafa Kemal Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım'ın son yıllarını geçirdiği ve kabrinin bulunduğu Karşıyaka ilçesi İzmir'i İzmir yapan birçok güzelliklerin arasından belki de bu nedenle sıyrılarak daha da özelleşir ve Karşıyaka'yı farklı kılar. Ya da ben öyle hissederim!


Zübeyde Hanım'ın hastalığının ilerlemesi üzerine doktorları deniz havasını iyi geleceğini söylemiş ve bunun üzerine İzmir'de yaşayan Uşakizadelerin kızı Latife Hanım'ın ailesine ait Karşıyaka'da bulunan yazlık köşkleri hazırlanmıştır.





Zübeyde Hanım için İzmir'e bu gelişin diğer bir sebebi ise gelin adayını görmekti. Tren yolculuğu esnasında kendine eşlik eden yaver Salih Bozok'a '' Vardır bir Latife İzmir'de. Benim oğlum beğenmiş o kızcağızı. Gidip bakayım, bir göreyim...'' demişti.



Zübeyde Hanım köşkte çok iyi karşılanmış ve ağırlanmıştır. İzmir halkının ise ilgisi çok fazladır. Latife Hanım ise hem iyi bir evsahipliği vazifesini hem de Ata'nın eşi olabilmek için adaylık görevini en iyi şekilde yerine getirmeye çalışmıştır. Müstakbel kayınvalidesinin gönlünü kazanmak ve tedavisinin sağlıklı sürdürülmesi için gereken özeni göstermiştir. Son günlerinde ona eşlik eden kişidir aslında...




Ancak 14 Ocak 1923 gecesi Zübeyde Hanım bu odada hayatını kaybetmiştir.

Balmumu heykelleri Eskişehir Belediye Başkanı Prof.Dr. Yılmaz Büyükerşen tarafından 2.5 ay süren çalışma sonucu yapılmış ve müzeye hediye edilmiştir.



Karşıyaka Belediyesi'nin çalışmaları ile köşkün restorasyonu tamamlanmış ve hizmete açılmıştır. Bugün bahçesinde keyifli bir kafeterya vardır ve o döneme ait, tarihe tanıklık etmiş ağaçlar da muhafaza edilmiştir. Köşk'ün dekorasyonunda kullanılan mobilyalar ise aslına uygun olarak seçilmiş, Cumhuriyet'in ilk yıllarına ait dönem mobilyalarıdır ve vatandaşlar tarafından bağışlanmıştır.



Şimdilik Hoşçakalın Zübeyde Hanım ve Latife Hanım, ben yine ziyaretinize geleceğim. 

Sayın Yılmaz Büyükerşen sizin de ellerinize sağlık, nasıl da sahici bir çalışma yapmış ve bizi onlarla buluşturmuşsunuz...


Köşk pazartesi günü hariç hergün 09.00 ile 12:00/12:30 ile 18:30 arası açıktır.

Tel: 0232 381 43 11

Adres: Latife Hanım Caddesi No:32/Karşıyaka/İzmir






Kaynak: Latife Hanım Köşkü Katalog




Keyif Dolu Günleriniz Olsun











27 Ağustos 2013 Salı


Yıllar önce bir dekorasyon dergisinde Barış Manço ile eşi Lale Manço Moda'da antikalarla dolu yaşadıkları evlerini okuyucularla paylaşmışlardı. Ve şimdi bu özel ve güzel evi ziyaret etmek, onu anmak ve anlatmak bana hem hüzün verdi hem de keyif.
Hüzünlendim çünkü; ben onunla büyüdüm, şarkılarını mırıldandım. Eminim ki daha söyleyecek sözleri, besteleyecek şarkıları ve gezip bize anlatacak çok yerleri vardı.
Keyif aldım çünkü; Kadıköy Belediyesi'nin öncülüğünde Belediye Başkanı Selami Öztürk'ün desteği ile Müze danışmanı şair ve yazar Sunay Akın'ın, Sahne tasarımcısı Ayhan Doğan'ın ve Türkiye Halk Bankası'nın katkılarıyla Barış Manço ve eserlerine öyle bir sahip çıkılmış ki işte dedim ''Ölmesine müsaade edilmemiş bir sanatçı ! ''

Tabii ki öncelikle ailesinin müzede sergilenmek üzere verdiği Barış Manço'yu özel yapan kişisel eşyaları olmasa böyle anılarla dolu anlamlı bir müze olur muydu acaba?

Yıllarca Moda denilince akla gelen Barış Manço'nun evi aslında mimari olarak da sıradan bir ev değil. Öncesinde bir İngiliz tarafından özenilerek inşa ettirilmiş bir köşk. Sonrasında Zühtü Paşa'nın torunu Afide Pelin Hanım ev sahipliği yapmış ve en son Barış Manço tarafından satın alınarak, yenilenmiş.



Köşkün bahçesine girdiğiniz an, Onun hala 7 den 77'ye sevildiğini ve hatırlandığını fark ediyorsunuz. Çok kalabalıktı ve Onu hiç görmemiş çocuklar bile ilgiyle dolaşıyorlardı.

Antreye adım atar atmaz kendisin söylediği şarkıyla karşılandığım için olsa gerek sanki hala yaşadıkları bir evdi ve odalardan çıkıverecek gibiydi. Dergide gördüğüm tüm detaylar muhafaza edilmişti. Öyle ki hatta görevliye ''Doğukan, Batıkan buradalar mı?''diye soracaktım! (Öyle sormadım da ziyarete geliyorlar mı diye sordum ama!)

İsterseniz siz de müzede olduğu gibi yukarıda koyduğum ''Unutamadım'' şarkısıyla dolaşın evinin içinde, odalarında. Ben gereken yerlerde size eşlik edip, bilgi vereceğim.



Evinin önündeki bahçesinde domateeesss, bibeeerrr, patlıcaaanlar ile karşılanıyorsunuz.




Çok sevdiği piyanosu, özenle ve sabırla biriktirdiği antikaları, ödülleri giriş katındaki salonda bulunuyor...





Yemek Odası ve hayatını kaybettiği son dakikalarında son kez kullandığı eşyaları.











Bu evin merdivenleri de tabii ki farklı olmalıydı, tıpkı bir piyanonun tuşları gibi...

                                         

Üst kattaki banyo, yatak odası ve misafir yatak odası.








Üst katlarda ise oğulları Doğukan ile Batıkan'ın odaları ve yine kişisel eşyaları bulunuyor.



Bodrum katında şarkılarını dinlerken; kahvenizi içip, hatıra eşya alabileceğiniz güzel bir kafe bahçe var...

                                         



Ayrıca bu katta Belçika'da kendine verilmiş Şövalye ünvanından esinlenerek ''Şövalye Odası'' adını verdiği bir oda da bulunuyor...



34 BM 77 plakalı arabası tertemizdi ve Barış Manço gelip binecek gibi bekliyordu.


Anı defterinden çocukların da büyükler kadar Onu hala sevdiği belliydi zaten...Yani ADAM OLACAK ÇOCUKLAR oradaydı !..

Evin adresini sorarsanız eğer çok kolay; Moda 81300 sokak ya da İstanbulluların tarif ettiği gibi Meşhur Dondurmacı Ali Usta'ya çıkan sokak üzerinde, karşısında kilise bulunan pembe boyalı köşk. Giriş ücreti 3tl, indirimli ücret 1 tl. Pazartesi hariç her gün açık...

Yaşatılmaya çalışılan, unutulmalarına fırsat verilmeyen tüm sanatçıların ve sanatçılarımızın adına açılan müzeler gibi burası için de çok teşekkürler.

Keyif Dolu Günleriniz Olsun.