22 Nisan 2016 Cuma


Her İzmirli'nin dediği gibi ''Çocukluğum Kemeraltı'nın sokaklarında geçti'' diyerek başlamayacağım yazıma, çünkü O çarşıda geçmedi çocukluğum. Ben Bursa'nın meşhur Kapalıçarşısı'nın koridorlarında büyüdüm. Sıra sıra manifaturacıların, rengarenk kurdelelerin, çeşit çeşit düğmelerin satıldığı tuhafiyecilerin bulunduğu, top top kumaşların satıldığı onlarca dükkanların sıralandığı tekstil cenneti olan Kapalıçarşı esnafına çok aşinayımdır ben. 

Belki de bu nedenle 20 yıldır yaşadığım İzmir'de de Kemeraltı Çarşısını çok severim. 7000 yılın üzerinde olan geçmişi ile tarihin en eski alışveriş merkezlerindendir burası ve en önemli özelliği İpek Yolu üzerinde bulunan en son çarşı olmasıdır. 

Ben de her fırsatta bu çarşının sokak aralarına dalar, avare avare gezinirim. Bir şey alacağımdan değil, sanki bir şeyi aradığımdandır. E ne aradığım da bellidir aslında. Çocukluğum tabii ki! Başka şehirde, başka çarşıda ama benzer dükkan ve sokaklarda...

Blog yazılarımdan biri Kızlarağası Hanı ile ilgiliydi. Çok okundu ve sevildi. Bu kez o güzel hana gitmedim. Çünkü uzun zamandır tarihi çarşının ara ve arka sokaklarını gezmemiştim. Çarşıyı çarşı yapan eski ve tarihi evleri, binaları, hanlarıdır. Onları bir kez daha görmek ve paylaşmak istedim.

Nitekim; öyle güzel bir han keşfettim ki bir girdim çıkamadım! Keşfettim diyorum, çünkü restorasyon çalışmalarından sonra son derece turistik açıdan ilgi merkezi olmuş çarşı içinde. Hatta Phillippie Rotthier Avrupa Mimarlık ödülüne layık görülmüş bu han.

Şimdi adım adım gezdireyim sizi. Bu arada eski, babadan oğula geçen dükkanları da tanıtayım ki değişen alışveriş dünyasında, kocaman AVM ler arasında kaybolmasın, yok olmasın onlar! 

Yorulduğunuz an dinlenmek üzere bir yerlere oturacağız, merak etmeyin!



1967 yılında kurulan KISMET lokantasını Çarşı esnafı Urlalı Hasan Usta olarak tanıyor. Kime sorsanız gösterir yerini. Çünkü bulunduğu hanı bulmanız biraz zor olabilir! Urla'da kendi bahçesinde yetiştirdiği Ege otlarının lezzetini katarak pişirdiği ev yemekleri aynı zamanda Anadolu Türk Mutfağının en güzel örnekleri. Hasan Bey bizzat kendisi size yemek kültürü kadar Çarşı hakkında da bilgi vererek yemeğinizi keyifle yemenizi sağlıyor...


Zeytinyağlı yemekleri sınırsız, inanın ne yiyeceğinizi şaşırıyorsunuz. Şevket-i bostan, enginar, ot yemekleri benim ilk tercihlerim. Et yemeklerinde ise tas kebabı ve el basan tavanın tadına mutlaka bakılmalı.

Küçük Demir Han: 913 Sok. Kemeraltı Tel: 0232 489 18 14


1949 yılından beri gıda sektöründe hizmet veren GÜL KEBAP ise İzmir'e özgü döner ve tava köfteyi bakır sağanlarda sunan küçük ama nostaljik bir durak. Babadan oğula geçen Gül Kebab et severler için ideal bir esnaf lokantası.

Anafartalar Cad.No: 415 Tel: 0232 425 01 26

İşte bana çocukluğumu hatırlatan dükkanlardan bazıları...


Balcılar Manifatura-İpek Pazarı Cad.No:40 Hisarönü/Kemeraltı


 Şadırvanaltı Cami yanında bulunan Şadırvanaltı Geçiti çarşı tarihinde oldukça eski.


Çarşının en keyifli sokaklarından biri olan eski adı ile Havra Sokağı yeni adı ile Balıkçılar Sokağı'ndan soldan ilk aralığa saparsanız görebileceğiniz ETS HAYİM SİNAGOGU. Zamanın acımasızlığına uğramış, kaderine bırakılmış sadece eskiye meraklıların bulup ziyaret edeceği bir bina durumunda şu an sinagog...


Yine sokak aralarında dolanırken gözüme takılan eski ve kullanılmayan binalar genellikle zamanında Musevi azınlığın yaşadığı evlermiş..


Evet burası girişte bahsettiğim Abacıoğlu Hanı. Taş duvarlı dükkanlardan oluşan, minik bir taş köy adeta. Ama dışarıdan fark edilmesi zor. Şöyle kafanızı uzatırsanız, ''Neler varmış burada?'' diyerek ilerleyeceğiniz tek katlı bir han gibi. Vakti zamanında Balcılar çarşısı olarak bilinen 200 yıllık bu handa 1960'a kadar kabzımallar bulunuyormuş. Şimdi ise halıcılar, antikacılar, geleneksel hediyelik eşyalar satan dükkanlar, dericiler, kafeler veee AYŞA.. 


Evet Ayşa Kim? Ayşe Hanım harika Boşnak yemekleri yapan marifetli bir Boşnak Hanım. Her türlü yöresel yemekleri açık büfe şeklinde bulabilirsiniz bu otantik, taş restoranda. Benim de daha önce hiç yemediğim Boşnak mantısını ise mutlaka denemelisiniz. Boşnakça ZELANİK denilen tuzlu tartının da meşhur olduğunu duymuştum.Tatlı çeşitleri de zeytinyağlılar gibi tam bir ev yemeği tadında; ancak öğle saatleri çok kalabalık, yerinizi ayırtmadan gitmeyin!...

Anafartalar Cad.No:228 Z15 Kemeraltı Tel:0232 489 15 25




Ayşe Hanım'ın uluslararası yemek yarışmalarından aldığı ödülleri okadar çok ki! Ünlülere ve siyasilere ikram ettiği Boşnak böreği ile de tanınıyor!



Eski eşyaların bir koleksiyoner tarafından toplanarak satışa sunulduğu ve benim de kendimi kaybettiğim ''Resim ve Antika Galerisi'.Burada aynı zamanda eski halılar ve otantik eşyalar da bulmak mümkün.



Sizce benim gibi eskiye meraklı biri, böyle bir dükkanı bulunca bir şey almadan çıkmış mıdır? Tabii ki ''Hayır!'' Ne almıştır? Orta sıradaki sağdan 2.vazoyu!


            Bazaar İzmir-Anafartalar Cad.No:228 z 11 Kemeraltı



Hanın ortasındaki bu avluda keyifle yemek yerken her dükkanın önünde asılı duran kafeslerden gelen kuş sesleri ise sizi bambaşka bir ortama götürüyor. Sanki Kemeraltı'nın o telaşlı kalabalığı yok olmuş da siz bambaşka bir yerdesiniz gibi...


Abacıoğlu Hanı'ndan çıkarak yukarı sokaktan sola saparsanız tadilatta olan bu sinagogu görürsünüz. Burada yaşayan hahamın vasiyeti üzerine müzeye dönüştürülen sinagog aslına sadık kalınarak düzenleniyor şu an. Ancak fotoğraf çekimi yasak olduğu için sadece dışarıdan çekebildim.


Çarşının ana kavşağında bulunan Kurukahveci Hüseyin Efendi'den dibek kahvesi almadan dönmek olmazdı...


İzmir'de şekerci denilince ilk akla gelen, 1901 yılında kurulan meşhur Şekercibaşı Ali Galip'in önünden geçiyorsanız çarşının sonuna gelmişsiniz demektir.


Fark ettiyseniz; Konak Meydanı'ndan değil, Agora tarafından girdim Kemeraltı'na ve artık yolumun üzerinde İzmir'in ünlü buluşma noktası Saat Kulesi var. Onu da selamlayıp geçtikten sonra körfezin karşısından bana el sallayan evime ulaşmak için vapura binmek vazgeçilmez keyfimdir...


Keyif Dolu Günleriniz Olsun...

Petek Uluğ

6 Nisan 2016 Çarşamba


İsmet Özer Ankara Devlet Konservatuvarı Bale Bölümünü bitirdikten sonra, İstanbul Devlet Opera ve Balesi'ndeki çalışmalarının ardından İzmir Devlet Opera ve Balesi'nde halen karakter rollerde sahne almaya devam eden bale sanatçımız. Kendisi ile tanışmadan önce zarif bir sanatçı ile karşılaşacağımı biliyordum; ancak, eski çatal ve kaşıkları sanatsal objeler haline dönüştürmesine hayran kaldım. 

                            



İsmet Bey, aktif dans hayatını tamamladıktan sonra kendisi için öyle farklı bir ilgi alanı yaratmış ki adını yurt dışına duyurmakla kalmamış, ülkemizi Avrupa'daki kültürel organizasyonlarda temsil edebilme şansını da elde etmiş. Açtığı sergilerin beğeni ile takip edilmesi üzerine Kültür ve Turizm Bakanlığı ile beraber Dışişleri Bakanlığı'nın da desteğini alarak davet edildiği ülkelerde halen kişisel sergilerini açmakta.






Onun için metallerle dans eden balet dersem hiç yanlış olmaz.Çünkü;eski çatal, kaşıklardan ilginç objeler, minyatür çalışmalar ve heykeller yapıyor. Öyle makinaların yardımıyla falan değil, her şeyi kendi el emeği ve imkanlarını kullanarak yapıyor. Tek yardımcısı kıl testere! 

                       
Paylaştığım fotoğraflardaki objeleri yakından görseydiniz eminim siz de benim gibi çok etkilenirdiniz. İsmet Bey, içindeki sanatçı ruhunu kullanarak, el becerilerini katarak yarattığı dünyada çok mutlu. 

Peteğin Keyif Dükkanı: Birçok kişide minik obje biriktirme merakı vardır, fakat çatal ve kaşık ile yarattığınız bu güzelliklerde çocukluğunuzdan gelen ilgi var mı?

İsmet Özer: Tabii ki! Çocukluğumda metal, elektrik, pil, kablo, lambalara çok meraklıydım. Kendime göre söker, tamir ederdim. Çatal, kaşık çalışmalarım çok daha sonra başladı aslında.

Peteğin Keyif Dükkanı: Peki, bale sanatının uzağında olduğunu düşündüğüm bu merakınız nasıl yön değiştirdi?

İsmet Özer: Aktif dans etmeyi bıraktıktan sonra sürekli yeni şeyler üretme arayışına girdim. Bir boşluk doğdu ve bu boşluğu tamamlayacak ilgi alanları yaratmak istedim. Bir gün böbrek hastası olan komşum ile beraberdik, Onun yurtdışından gelen iğne şişelerini, kavanozlarını gördüm. atılacak olan şişeleri alıp baharat kavanozları yaptım. Yine marangozluğumu kullanarak kendi yaptığım raflara dizdim bu şişeleri. Yani ilk olarak ahşap ile başladı bu merakım. ''Neleri, nasıl geri dönüşüm yapabilirim?'' diye düşünmeye başladım. Derken banklar, sedirler, kuş kafesleri yapmak ilgimi çekti ve minik akvaryumlar, minyatür objelerle devam ettim. Bunların içinde model kullanmadan, örneksiz yaptığım lambalı radyo minyatür çalışmalarım dikkat çekti. El işçiliğimi geliştirmek için radyolar ile ilgili kitaplar getirttim Amerika'dan.

Bodrum ve Çeşme'de olmak üzere kişisel sergilerimi açmaya başladım. Son olarak İzmir Sabancı Kültür Merkezi'nde sergiledim objelerimi.





Peteğin Keyif Dükkanı: Radyolar hem nostaljik hem de çalışıyor, nekadar ilginç! Elinize sağlık.

Ben hala eski çatal ve kaşıklardan nasıl böyle el emeği harikalar çıkar onu merak ediyorum! Farklı olmak için farklı tasarımlar yapmayı istemiş olabilir misiniz?

İsmet Özer: Kesinlikle, evet! Sırf bu nedenle araştırmalarıma devam ettim.1 kaşık,1 çatalla şamdanlar yapmaya başladım. Hiç aklımda olmayan ama beni etkileyen görüntüleri objeye döndürmek istedim.Çay bardaklarına kulplar ilave ettim.

                            


Peteğin Keyif Dükkanı: Demek ki çalışmalarınızda balenin de etkisi olmuş! Dans sanatının kıvraklığını objelerinizde görmek mümkün. Sadece el becerinizle bunları ortaya çıkarmak hiç kolay olmamalı!

İsmet Özer: Evet, haklısınız. Kuyumcuların ve gözlükçülerin hassas aletlerini kullanıyorum. Metalleri de antikacılardan bulabildiğim için maliyeti yüksek oluyor! 

Peteğin Keyif Dükkanı: Çatallardan Padişah Tuğra çalışmalarınız da yurt dışında çok ilgi çekiyor herhalde. Ben de bayıldım, nasıl emek ve el işçiliği var öyle...



İsmet Özer: Her birini keyif alarak yaptım. Amacım Tüm Osmanlı Padişahlarının aslına uygun olarak minyatürlerini yapmak.

Peteğin Keyif Dükkanı: Bakın şimdiden merak ettim. Çalışmalarınızı anlatırken sizi çok mutlu görüyorum.

İsmet Özer: Keyif aldığım doğru. Rahatlatıyor beni. Metallerle oynamak ve yeni tasarımlar yapmak adeta terapi çalışması gibi geliyor bana. Ancak, sanatseverler yeteri kadar ilgi göstermedikleri zaman üzülüyorum. İsterim ki İzmir ve İstanbul olmak üzere birçok ilimizde çalışmalarımı tanıtabileyim...

Peteğin Keyif Dükkanı: Zaten bunu hak eden gerçek bir sanatçı ve zanaatkarsınız aynı zamanda. Tasarımlarınıza bale sanatının zanaat ile buluşması diyebilirim naçizane! Son olarak;ileride yapmayı planladığınız başka çalışmalarınız var mı?

İsmet Özer: Olmaz mı? Kaşıklardan masklar yapmak istiyorum örneğin.İdealim ise minyatür senfoni orkestramın dünyaca ünlü büyük senfoni Orkestralarında sergilenmesi. Bir de Skylife Dergisinde yer almak.

Peteğin Keyif Dükkanı: Tüm planlarınızın, isteklerinizin gerçekleşmesini,çalışmalarınızın hak ettiği ilgi ve değeri görmesini dilerim. 

İsmet Bey'i tanımaktan,kendisiyle yaptığım bu sohbetten mutlu oldum,minik sanatsal çalışmalarını incelerken de işçiliğindeki inceliğe hayran kaldım.



Ve son dakikada yazıma ekleyebildiğim İsmet Bey'in son çalışmasını paylaşmadan edemedim. Bozuk paraları kullanarak yaptığı 1 Kuruşluk adlı sergisi ile yine sanatsal bir çalışma ortaya koymuş.


Bu sohbet için de kendisine teşekkür ederim.

İsmet Özer

ismetozer35@mynet.com

                   
                   Keyif  ve Sanat Dolu Günleriniz Bol Olsun

                                          Petek Uluğ




23 Mart 2016 Çarşamba


Blogumda şahsa özel bir yazı yazmamıştım daha önce. Hele Ali Ağaoğlu için yazı yazacağımı hiç düşünmezdim ta ki kendisi bugün bir espri yapasaya kadar!
Bu yazı senin şerefine Ağaoğlu!
1. Ali Ağaoğlu'nun Avukatlarının dikkatine!
Kendisine ORTANCA hanımının olamayacağını söyleyiverin lütfen, zira Türkiye Cumhuriyeti'nde TEK EŞLİLİK vardır ve 1926 yılından beri yürürlüktedir! Bu durumun Türk Medeni Kanunu esaslarına göre de suç teşkil ettiğini hatırlatıverin!
2. Ali Ağaoğlu'nun Danışmanlarının dikkatine!
Kendisine KIRMIZI KARANFİLİN anlamını öğretiverin lütfen! Ölüm ve yas için kullanılan kırmızı karanfil ölen kişiye duyulan sevgi, özlem demektir. Yoksa; orkideleri de yığsan bir anlamı yoktur. Yani o gün o gülleri boşuna bırakmıştır!
3. Ali Ağaoğlu'nun Muhasebecilerinin dikkatine!
Kendisine paranın ve zenginliğin matematiksel ve kavramsal anlam farklılıklarını örneklerle anlatıverin lütfen! Yok koskoca işadamı anlamaz mı demeyin. Yine de anlamazsa yakın zaman önce hayatını kaybeden iş adamı Mustafa Koç'un hayatından açıklamalı örnekler verin!
4. Ali Ağaoğlu'nun Vicdanının dikkatine!
İstiklal Caddesi Cadde-İ Kebir olduğu günlerden beri tarihin en nostaljik caddelerinden biridir evet! Lakin; bugün için daha 4 gün önce terörün, ölümün, acının, korkunun yaşandığı, insanlığın utandığı, Asya Bebeğin yaşam mücadelesine girdiği bir caddenin adıdır.
Bunu da naçizane ben yazıvereyim dedim.
Yanında oturan beylerden isteyecektim bunları ama söylediklerine pek güldüklerini görünce UTANDIM isteyemedim!

Keyif Dolu Günleriniz Olsun

Petek Uluğ

20 Mart 2016 Pazar

Malta Avrupa'nın en önde gelen yabancı dil okullarının bulunduğu ada ülkesidir. Güney Akdeniz'de, Sicilya'nın 93 kilometre güneyinde bulunan, Tunus'un 288 kilometre kuzeyinde yer alan, farklı kültürlerin binlerce yıldır bir arada süre geldiği Malta’nın 2004'te Avrupa Birliği'ne yaptığı siyasi ve sosyal geçişle paralel olarak Malta büyüme ve gelişme sürecine girmiştir. Bununla birlikte çoğu Avrupa ülkesi vatandaşı vize serbestisi sayesinde Malta’ya eğitim amaçlı olarakta gidip gelmiştir.

Malta'daki çeşitli İngilizce dil okullarının sunduğu dersler çeşitlilik göstermektedir. Artık uluslararası ticaret ve tıp alanlarında 'lingua franca' olarak kullanılan İngilizce ile mesleki İngilizce alanında da en iyiyi sunma politikası güden Malta Dil Okulları sayesinde dil ile ilgili sorunlarınızı aşabilirsiniz.
Malta dil okullarının tercih edilmesi ve İngilizce kurs pazarı büyürken ilerleyen süreçte Malta’nın dil eğitimi alanında etkin bir şekilde söz sahibi olacağını düşünebiliriz.


Malta'da İngilizce'nin yaygın bir şekilde kullanılması nedeniyle, öğrenciler yeni dil becerilerini kanma fırsatı bulur; Bir sandviç satın alma eyleminden tutun da bir otobüse binip sinemaya gidene kadar hemen her alanda İngilizce konuşulur ve doğal dil gelişimi kazanmış olursunuz; böylece öğrenciler günün derslerini gerçek dünyaya yaşayarak öğrenir. Çok çeşitli ülkelerden öğrenciler İngilizce öğrenmek için Malta'yı ziyaret ediyor;  Son zamanlarda Uzak Doğu ve Güney Amerika  ülkelerinden Malta'ya hızlı bir öğrenci katılımı olmaktadır.
Malta dil okulları fiyatları için gerekli bilgiye ulaşabilirsiniz.


29 Şubat 2016 Pazartesi


Yeni bir konuyu öğrenirken olduğu gibi yabancı dil ile ilk tanıştığınız zaman önemle dikkat etmeniz gereken kurallar vardır. İşte bu esaslar size başarıyı veya başarısızlığı getirir.

Yabancı dil eğitimine başlarken öncelikle o dili öğrenmeye samimi olarak niyet etmelisiniz. 

Küreselleşmenin, iletişim çağının ve mesleğinizin mecburiyetlerinden öte o dili öğrenmeyi gerçekten istemelisiniz. 

Öğrendiğiniz dili konuşmak, okumak, yazmak yani iletişim kurmak üzere kullanmak, kullanmayı sağlamak esas hedefiniz olmalıdır. 

Bu şartları yerine getiremiyor, kendinize dürüst davranamıyorsanız, hiç zaman kaybetmeyin derim. 

Birçok okul, eğitim kurumu, dil kursları hatta üniversiteler yabancı dil öğrenmek için yola çıkıp, sadece mecburiyetler doğrultusunda kayıt yaptırmış öğrenciler, meslek çalışanları ile doludur. Ancak; verim ve başarı yüzdeleri çok düşüktür!

Yabancı dil ile eğitim yapan üniversitelerin hazırlık sınıflarında bile istedikleri bölümü kazanmış olmalarına rağmen, dil eğitiminde yeterliliği sağlayamayıp geri dönen pek çok öğrenci vardır! (Bu konuda kurumların, eğitimcilerin yetersizliği ayrı bir gerçektir; evet; ama o başka yazı konusudur.)

Önce niyet sonra istek yerine geldi diyelim; hemen ardından dil bilincinin oluşmuş olması gerekir. Bu konuda bilinçli olmak şarttır!

Nedir o bilinç?

Dil eğitimi, boş zamanlarınızı değerlendireceğiniz bir aktivite değil, bir bilimdir ki buna dil bilimi, dil eğitimi diyoruz!

Bu eğitim zor değil, ancak; meşakketlidir, emek ister, gayret ister. Her yeni bir kelimede pes ederseniz, olmaz! Adı üstünde yabancıdır. 

Yani sizden olmayan, farklı bir şeyi kabullenme sürecine hazır olmalısınız! 

Yeter mi? Hayır!

Bu konu dar zamanda, dar alanda kısa paslaşmalar şeklinde aradan çıkarılacak eğitim şekli değildir, zaman hatta bol zaman ister. Anlaması, kavraması ve öğrenilen bilgilerin beyin tarafından kabullenip, onaylanıp, günlük hayatta uygulanabilmesi için yeterli zaman gerekir. Bu zaman aralığına ilaveten öğrenilen bilginin unutulmaması için kullanım ve pratik yapabilme alanı da eklenmelidir!

Eminim, çevreniz bu konuda dil bilgisi kuralları anlamında başarılı olmuş fakat, iletişim kuramayan, anlatmak istediğini söyleyemeyen, söylediğini yazamayan, okuduğunu anlamayan, dinlediğini kendi diline çeviremeyen insanlar ile doludur. Onlardan biri olmak istemiyorsanız; bu asli gerçeği gözardı etmemelisiniz!

Bu aşamanın diğer bir gerçeği de kendi anadilinizi nekadar başarılı kullandığınızdır. O dilde doğmanız o dili verimli, etkili ve doğru kullanıyorsunuz anlamına gelmez!



Evet buraya kadar eğitim öncesi temel esasları sıraladım. İsterseniz özet geçeyim; serde hocalık var hiç üşenmem! İşim bu! 

Niyet, istek, yeterli zaman, dil bilinci, gayret, bu dili kullanacak alan yaratabilmek ve bununla beraber anadili doğru kullanabilmek.

Şimdi ise eğitim aşamasına geçtikten sonra asla yapmamanız gereken konuları özet geçeyim. Detayları daha sonra anlatırım.


1.Lütfen aceleci davranmayın, her işin bir abc'si olduğunu     unutmayın ve adım adım hareket edin, bir ay sonra                 şakır şakır farklı bir dil konuşuyor olamazsınız! Bunu iddia       edenlere de gülün geçin! Sakın zamanınızı ve paranızı           kaptırmayın!

2.Asla kendi ana dilinizde bildiğiniz dil bilgisi kuralları ile yeni öğrendiğiniz dili karşılaştırmayın! Her dil ayrı kurallar         zinciridir. Sorgulamak güzeldir; ancak, dil öğrenmek               sorgulamayı sevmez, sayısal düşünceyi istemez, sadece       kabul edin ve uygulayın! Dedim size; nazlıdır, özen ister!

3.Öğrendiğiniz dilde başarılı olabilmek için o dilin konuşulduğu ülkenin toplumsal, kültürel, tarihi                         özelliklerini de tanıyın.Yani o ülke ile tanışın! Aksi                   takdirde suni bir öğrenme olacaktır ki anlamamaya,             unutmaya çok müsaittir! Bu konuyu milli değer  yargılarınızın ötesinde tutun,milliyetçilik hislerinizle karıştırmayın! Farklı kültürde yeni bir dil öğrenmek sizi ne değerlerinizden ne de ana dilinizden uzaklaştırır!

4.Dil öğrenme isteğinizi, yani; kendinizi sürekli motive edin.       İsteğinizin azaldığını, zorlandığınızı fark ettiğinizde sakın       vazgeçmeyin. Öğrenme aşamasında her konunun                   zorlayıcı bir kırılma noktası vardır. Bu hassas nokta ''ya           tamam, ya da devam'' anıdır. Bu aşamada hep devamı           seçin, çünkü buraya kadar zaten çok yol katettiniz. Bunu         gözardı etmeyin!


Son aşama ise öğrendiğiniz dili gerçek hayatta kullanabilmektir. Bunu sağlayabilmek için o dilin kullanıldığı hayatın içinde bulunmalısınız dışında kalarak değil.

Hangi dili öğrendiyseniz, o ülkeye gidin demiyorum. İmkan ve fırsatlar dahilinde gidebilirseniz çok güzel olur tabii. Ancak gidemiyorsanız da sorun değil! İlgi veya iş alanlarınıza göre o dilde yazılan kitapları, dergileri okumak, haber kanallarını izlemek, dinlemek, güncel olayları zaman zaman o dilde takip etmek, o dilde çevrilmiş, alt yazısız filmleri seyretmek, şarkıları mırıldanmak, kısa da olsa yazılar yazmak, yabancı internet sitelerine üye olmak uzun vadede size yarar sağlayacak, unutmanızı engelleyecektir!

Emek ve gayret sarf ettiğiniz bu yolda tüm çabalarınızın kısa süre sonra boşa gitmesini istemezsiniz değil mi?

Ve son olarak...

Ne yapın, ne edin verimli sonuçlar alabilmek için bu işe erken yaşlarda başlayın! 

Geç kaldığınızı düşünüyorsanız da vazgeçmeyin fakat kendinize yüksek hedefler koymayın!     

Kendinizi farklı bir dilde ifade edebilmenin, iletişim kurabilmenin, yeni dünyalar içinde yeni keşifler yapmanın keyfini yaşayın.                               


Keyif Dolu Günleriniz Olsun...

Petek Uluğ