11 Eylül 2014 Perşembe







                                       




Keyif Dolu Günleriniz Olsun...

Petek Uluğ

8 Eylül 2014 Pazartesi


İzmir'de gezilip, görülecek yerler denildiğinde anlatılacak  öyle güzel köşeler vardır ki yaz yaz bitmez. Kolay mı Ege'nin incisi, mitolojinin prenses şehri olmak.

Selçuk'ta 7 uyurların hala huzur içinde uyuduğu, Meryem Ana'nın hacı olmaları için Hıristiyanları çağırdığı, antik dünyanın 2.büyük kütüphanesine sahip Bergama'nın salındığı, şehirler şehri Efes'in başrol oynadığı, İZMİR olmak kolay mı? Tüm dünyanın Mayalardan korkup saklandığı Şirince'ye sahip olmak da başka hiçbir şehre nasip olmaz herhalde !



Baharın gelmesiyle; Çeşme'nin, Urla'nın ''Biz buradayız'' diye bağırdığı, Alaçatı'nın rüzgarıyla selamladığı, kuzey yakadan Foça'nın ''Haydi Gelin!'' diye seslendiği bir şehir olmak tabii ki ayrıcalıktır. Yani; bilir kendini İzmir. O farklıdır, ayrıdır...

Süzülür elbet bir gelin gibi 81 ilin içinde; çünkü, Ata'sına gelin vermiş bir şehirdir O. 



Bu farklılık medeni oluşundandır, zenginliğini ekonomiden değil medeniyetinden alır...Meryem Ana gibi Zübeyde Ana da bu şehirde yatar. Kordon'un imbatı sakinleştiriverir herkesi ,o yüzden buranın insanı neşelidir, keyiflidir. Sevmez kavgayı, gürültüyü...Yıllardır Reyhan pastanesi'nde içtiği çaydan, Sevinç'te yediği pastadan keyif alır, Dario Moreno sokağı'nda çıktığı asansörden seyreder körfezi...


Karşıyaka vapuruna binince anlar insan bu şehirde ayrı bir şehir daha olduğunu, yaklaştıkça karşıdaki yakaya fark eder yalının güzelliğini, cıvıl cıvıl çarşıyı. Avm lerden sonra itibarını kaybetmiş olsa da Karşıyaka Çarşı, hala çarşıdır sanki bir şeylere karşı...

Hani bir gün yolunuz düştü İzmir'e (Merkeze) ''Nereye gitsek acaba?'' dediniz ve bilinenlerinden farklı yerler görmek istediniz, buyurun o zaman benim keyif köşelerime misafir edeyim sizi.

Eski rehberlik günlerimi yad ederek başlayayım...

Sezen ne güzel söylemiş "Kalbim Ege'de kaldı" diyerek; bakalım sizin de kalır mı aklınız bu şehirde ?

1-  Varyant'da Ümran Baradan Oyun ve Oyuncak              Müzesi

 3 yıl önce hayatını kaybeden seramik sanatçısı Ümran Baradan'nın kurduğu bu müze; sadece çocuklar için değil çocukluğunu yaşamak isteyen herkes için keyifli bir yer. Müze çıkışı Varyant'tan aşağıya inerken sizi karşılayan manzara ise İzmir'in en güzel körfez görüntüsüdür. (Pazartesi hariç her gün açık)


2- Varyant'da Tatar Çiğ Börekçi Mehmet Usta


Kendisinden sonra bu nefis böreği pişirebilecek kimse kalmayacak diye üzülen Mehmet Usta bir Kırım göçmeni. Mahalle arasındaki küçük, salaş mekanında yer bulursanız şanslısınız. Ya da benim gibi çiğ böreği çok seven biriyseniz arabada yemeği bile göze alarak gidersiniz !


3-  Kordon'da  Arkas Sanat Merkezi


İzmirli İşadamı ve sanatsever Lucien Arkas'ın eski Fransız  Konsolosluğu binasını modernize ederek İzmir'e armağan ettiği resim galerisidir. Sanatseverlerin Kordon keyfinden sonra rahatça uğrayabileceği bir yer. (Giriş ücretsiz!)


4-  Kordon 'da Tavacı Recep Usta


İstanbul ve Ankara'da da şubeleri bulunan bu ustanın yeri; İzmir'e gelip de Kordon'da balık keyfinin dışında alternatifler arayanlar için çok uygundur. Eski Yunan evinde, sakız sardunyaları içinde körfeze karşı yemek yiyebilecekleri bir kebap cennetidir.


5-  Kıbrıs Şehitler Bulvarı  Alsancak Unlu Mamüller

Babadan oğullarına geçen işletmeciliği ile klasikleşmiş unlu mamüller satış yeri. Özellikle bademli kurabiyesi ve minik çikolatalı suflesini satın almadan çıkamazsınız. Bir de İzmir'e gelmişken en iyi tahinli boyozu bulabileceğiniz yer.


6-  Kıbrıs Şehitler Bulvarı Gazi Kadınlar Sokağı       


Levanten ailelerinin yaşadığı eski İzmir evlerinin bulunduğu, son yıllarda popüler barların açıldığı, sokağa girer girmez Kordon'un esintisini hissettiğiniz eğlence dolu sokak.
             
     

7- Kıbrıs Şehitler Bulvarı Kitapsan Kitap ve Kırtasiye


Kitap ve kırtasiye düşkünleri için üst katında bulunan ve  bulvara bakan oturma grubu tam seyirlik teras tadında. Ayrıca her türlü yerli, yabancı yayına rahatça ulaşabileceğiniz kitap merkezi.

8-  Karşıyaka Çarşı CİBES  Restoran

Giritli bir ailenin  işlettiği, ev tadındaki lezzetli Ege yemeklerini açık büfe şeklinde bulabileceğiniz restoran.


9-  Sasalı Doğal Yaşam Parkı


Hayvan dostlarımızın binbir türünü aynı anda görüp, ziyaret edebileceğiniz, tropik seralardan geçip, yeşillikler içindeki kafesinde çayınınızı içebileceğiniz kocaman bir park.


10- Konak'ta Arkeoloji Müzesi


Birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış İzmir'de ziyaret edilmesi gereken müzelerden biridir. (Ayrıca Batı Anadolu'nun ilk açılan müzelerindendir!).


11- Alsancak Waffle'cı Akın

Bornova , Bostanlı, Buca ve Göztepe'de de şubeleri bulunan waffle merkezi tatlıseverler tarafından çok rağbet görüyor, çünkü şehrin kumrucuları gibi simge haline geldi. Kullandığı malzemelerin çokluğu insana hangi waffle sipariş vereceğini şaşırtıyor...


12- Eşrefpaşa Antik Şehir Merkezi ( Agora )

Tarih meraklılarının görmeden dönmeyeceği antik İzmir kalıntılarının bulunduğu şehir merkezi.


NOT: (Sizlere önerdiğim yerlerin hepsi benim yıllardır keyifle ziyaret ettiğim mekanlardır. Reklam amaçlı veya ticari paylaşımlar değildir !)

Keyif Dolu Günleriniz Olsun

Petek Uluğ

3 Eylül 2014 Çarşamba



Geçen gün yakın bir arkadaşımdan dinlediğim KİRPİ HİKAYESİ çok hoşuma gitti ve sizlerle paylaşmak istedim. Aslında ilk defa duyulmuş veya çok değişik bir hikaye değil ama işte kıssadan hisse meselesi. Ben de böyle payıma düşen hisseleri dinlemeyi,anlamayı çok severim.

''Hayat işte!'' derim, anlayana bir de öğrenebilene! O başka öğretmenlere benzemez de.

Önce bir anlatır, sonra bakar ki anlamıyorsun, kafana vura vura anlatır bu kez. Hiç de öyle günümüzün anlayışlı, empatik öğretmenleri gibi de değildir yani! Ha yine mi anlamadın verir seni disipline ve alırsın bol bol ceza.
İşte o zaman,ne güzel öğrenirsin dersini.


Neyse; fabl türü bu hikayede arkadaş olan bir grup kirpi ''Biz neden birbirimizden ayrı duruyoruz ki? Hava çok soğuk, üşüyoruz, sıkı sıkı sarılalım birbirimize, üşümeyiz o zaman'' diyerek iyice yakınlaşmışlar; ancak öyle dip dibe gelmişler ki hepsinin iğnesi birbirine batmış ve kan revan içinde kalmışlar.
''Olmaz böyle, ayrılmalıyız birbirimizden ve uzak durmalıyız!'' diyen bir kirpinin fikrine uyarak uzaklaşmışlar ve kaçmışlar birbirlerinden. Tabii hava soğuk malum, çok üşüdükleri için yavaş yavaş donarak hepsi ölmüş, yok olmuş.

Denge ve mesafe ayarı ne kadar önemlidir hayatta değil mi ?

Canını yakmadan, nefes alanını daraltmadan, sıkmadan, bunaltmadan birlik ve beraberlik içinde ve iyi niyetle var olabilmek, güçlenebilmek ya da uzaklaşıp, tekleşip tamamen yok olmak? 

Sadece kalp işi değil aynı zamanda ciddi bir akıl işi bence.


Keyif Dolu Günleriniz Olsun...

Petek Uluğ

31 Ağustos 2014 Pazar



Şarkılarda, şiirlerde, romanlarda geçen o 7 tepe gerçekten var mı İstanbul'da acaba? Varsa neredeler ? Tabii bugün ikiz kulelerin, 52 katlı binaların arasında değil tepe, hafif yükselti olarak kaldıkları bir gerçek. Ama olsun yine de ben aradım buldum ve yediyi tamamladım.


Selçuk'taki 7 uyuyanlara benzettim onları, yok olmadılar sadece sessizce değişen İstanbul'u seyrediyorlar! Bence hala tarihi haşmetleri yerli yerinde...


'' 7 tepeli şehrimde bıraktım gonca gülümü '' diyen Nazım Hikmet'i anmadan olmaz tabii.



1.Tepe : Topkapı Sarayı 



2.Tepe: Nuriosmaniye Cami



3.Tepe: Süleymaniye Cami

                             


4.Tepe: Yavuz Sultan Selim Cami



5.Tepe : Fatih Cami

                           


6.Tepe : Mihrimah Sultan Cami ( Edirnekapı )



7.Tepe : Haseki Külliyesi (Hürrem Sultan)






Keyif Dolu Günleriniz Olsun...

Petek Uluğ

27 Ağustos 2014 Çarşamba


Burası Necati Cumalı'nın Urla'da bulunan Anı ve Kültür Evi...

Ege'nin en keyifli ilçelerinden biridir Urla. Ancak; Yanıbaşındaki Çeşme'nin gölgesinde kalmış gibi gelir bana hep. Belki de bu nedenle burada doğup, büyüyen ünlü edebiyatçı, oyun yazarı ve şair Necati Cumalı'nın bu müze evini pek bilenler yoktur.



Sıcak yaz gününde edebiyat günü yapmak istedim ve kendimi burada buldum. Evinin odalarında yaşanan onca anıların içinde bir okadar da ödüller, plaketler, film afişleri bulunuyordu. Necati Cumalı'nın doğduğu ve daha sonra eşi ile beraber yaşadığı bu taş evde kendinizi edebiyat tünelinde hissediyorsunuz.

                                       

Edebi kişiliğinin yanı sıra avukatlık da yapan Cumalı'nın bazı kişisel eşyaları sergilenirken, zemin katta bulunan bir odası da ilçe kütüphanesi olarak hizmet vermekte.






  Yazarın filme çekilmiş eserleri de afiş olarak evinin duvarlarını süslemekte...



1963 yılı'nda Urla'da çekilen bu film 1964 Berlin Altın Ayı Ödülünü kazanmıştı...

                                         

   

 

Anı evinin bahçesinde resim sergilerini de ziyaret edebilirsiniz.

Adres: Necati Cumalı Cad. Merkez, Urla, İzmir 

Tel: 0212 754 53 70

                  
Ve 2.Durağım yine Urla merkezde bulunan kadın üreticilerin el emekleri ile kendi ürünlerini sergileyip, satış yaptıkları kadın üreticileri pazarıydı.
Neler neler vardı, bir görseniz. Hem tadım yaptım, hem alışveriş, hem de fotoğraf çektim...



Haftanın her günü, yaz kış açık olan bu kapalı pazar yeri aynı zamanda serin bir taş bina. Yani bu sıcaklarda gidilebilecek en güzel pazar yeri!


Ürünler doğal ve otantik. Alışveriş yapmasanız bile görsel anlamda çok şirin bir pazar...


Keyif Dolu Günleriniz Olsun...

Petek Uluğ