27 Ağustos 2013 Salı


Yıllar önce bir dekorasyon dergisinde Barış Manço ile eşi Lale Manço Moda'da antikalarla dolu yaşadıkları evlerini okuyucularla paylaşmışlardı. Ve şimdi bu özel ve güzel evi ziyaret etmek, onu anmak ve anlatmak bana hem hüzün verdi hem de keyif.
Hüzünlendim çünkü; ben onunla büyüdüm, şarkılarını mırıldandım. Eminim ki daha söyleyecek sözleri, besteleyecek şarkıları ve gezip bize anlatacak çok yerleri vardı.
Keyif aldım çünkü; Kadıköy Belediyesi'nin öncülüğünde Belediye Başkanı Selami Öztürk'ün desteği ile Müze danışmanı şair ve yazar Sunay Akın'ın, Sahne tasarımcısı Ayhan Doğan'ın ve Türkiye Halk Bankası'nın katkılarıyla Barış Manço ve eserlerine öyle bir sahip çıkılmış ki işte dedim ''Ölmesine müsaade edilmemiş bir sanatçı ! ''

Tabii ki öncelikle ailesinin müzede sergilenmek üzere verdiği Barış Manço'yu özel yapan kişisel eşyaları olmasa böyle anılarla dolu anlamlı bir müze olur muydu acaba?

Yıllarca Moda denilince akla gelen Barış Manço'nun evi aslında mimari olarak da sıradan bir ev değil. Öncesinde bir İngiliz tarafından özenilerek inşa ettirilmiş bir köşk. Sonrasında Zühtü Paşa'nın torunu Afide Pelin Hanım ev sahipliği yapmış ve en son Barış Manço tarafından satın alınarak, yenilenmiş.



Köşkün bahçesine girdiğiniz an, Onun hala 7 den 77'ye sevildiğini ve hatırlandığını fark ediyorsunuz. Çok kalabalıktı ve Onu hiç görmemiş çocuklar bile ilgiyle dolaşıyorlardı.

Antreye adım atar atmaz kendisin söylediği şarkıyla karşılandığım için olsa gerek sanki hala yaşadıkları bir evdi ve odalardan çıkıverecek gibiydi. Dergide gördüğüm tüm detaylar muhafaza edilmişti. Öyle ki hatta görevliye ''Doğukan, Batıkan buradalar mı?''diye soracaktım! (Öyle sormadım da ziyarete geliyorlar mı diye sordum ama!)

İsterseniz siz de müzede olduğu gibi yukarıda koyduğum ''Unutamadım'' şarkısıyla dolaşın evinin içinde, odalarında. Ben gereken yerlerde size eşlik edip, bilgi vereceğim.



Evinin önündeki bahçesinde domateeesss, bibeeerrr, patlıcaaanlar ile karşılanıyorsunuz.




Çok sevdiği piyanosu, özenle ve sabırla biriktirdiği antikaları, ödülleri giriş katındaki salonda bulunuyor...





Yemek Odası ve hayatını kaybettiği son dakikalarında son kez kullandığı eşyaları.











Bu evin merdivenleri de tabii ki farklı olmalıydı, tıpkı bir piyanonun tuşları gibi...

                                         

Üst kattaki banyo, yatak odası ve misafir yatak odası.








Üst katlarda ise oğulları Doğukan ile Batıkan'ın odaları ve yine kişisel eşyaları bulunuyor.



Bodrum katında şarkılarını dinlerken; kahvenizi içip, hatıra eşya alabileceğiniz güzel bir kafe bahçe var...

                                         



Ayrıca bu katta Belçika'da kendine verilmiş Şövalye ünvanından esinlenerek ''Şövalye Odası'' adını verdiği bir oda da bulunuyor...



34 BM 77 plakalı arabası tertemizdi ve Barış Manço gelip binecek gibi bekliyordu.


Anı defterinden çocukların da büyükler kadar Onu hala sevdiği belliydi zaten...Yani ADAM OLACAK ÇOCUKLAR oradaydı !..

Evin adresini sorarsanız eğer çok kolay; Moda 81300 sokak ya da İstanbulluların tarif ettiği gibi Meşhur Dondurmacı Ali Usta'ya çıkan sokak üzerinde, karşısında kilise bulunan pembe boyalı köşk. Giriş ücreti 3tl, indirimli ücret 1 tl. Pazartesi hariç her gün açık...

Yaşatılmaya çalışılan, unutulmalarına fırsat verilmeyen tüm sanatçıların ve sanatçılarımızın adına açılan müzeler gibi burası için de çok teşekkürler.

Keyif Dolu Günleriniz Olsun.




20 Ağustos 2013 Salı


Ege Bölgesinin efsanevi üçlüsüdür onlar benim için. Birbiri içine saklanmış ya da birbirine sarılmış üç kardeştir diyelim...
Nereleri mi ? Tepede Meryem Ana, eteklerindeki Antik Efes'in harabelerini korur ve kollarken hemen yanı başındaki YEDİ UYUYANLARI hiç uyandırmak istemez sanki...

İzmir'in Selçuk ilçesinde bulunan bu muhteşem tarihi üçlüyü yıllardır her ziyaretimde büyülenirim. Bazen bir turist olarak gezerim, bazen bir rehber veya bir yolcu. Ama ne Meryem Ana'nın kutsal evinden, ne de Efes'in efsanevi kalıntılarından (ki bana göre Ege'nin mitolojik başkentidir!etkilenmeden ayrılmam. Ancak  YEDİ UYUYANLAR MAĞARASINDA ise hep farklı bir hüzne kapılırım nedense...Belki de yüzyıllardır uyudukları içindir...

Aslında turistik anlamda yeteri kadar özen gösterilmediğini ve bakımsız olduğunu düşünürüm burasının. Uyudukları için ''Aman uyandırmayalım !'' mı derler kim bilir ?

                       


İslami kaynaklarda adları Ashab-ı Kehf (Mağara arkadaşları) geçen bu 7 genç Bizans döneminde Efes'te yaşarlarmış. Yine efsaneye göre Roma imparatoru'nun zulmü altındayken, Hıristiyanlığın hızla yayılmasıyla bu dini kabul eden ilk kişilerdir. Başlangıçta 6 genç, imparatorun kendilerini öldürtmesinden korktukları için kaçmak isterler ve yolda karşılaştıkları bir çobanın da aralarına katılmasıyla 7 kişi olurlar. Çoban onlara yardım ederek, bugün Selçuk'ta bulunan Panayır Dağı'nın eteklerindeki bir mağaraya götürür. Bu arada çobanın Kitmir adındaki köpeği de onlara eşlik eder. Allah tarafından konuşma yeteneği verildiğine inanılan bu köpek korkmamalarını ve onlara yardımcı olacağını söyler. Bunun üzerine 7 genç mağaraya saklanarak 300 yıl sürecek derin bir uykuya yatarlar. Kaçtıklarını öğrenen İmparator ise askerlerini yollayarak mağaranın ağzını kapattırır. Gençler yine de ölmez! Onlar 1 gün uyuduklarını düşünürken, uyandıklarında her şey değişmiş,yeni bir dünya başlamış ve hıristiyanlık yaygınlaşmıştır. Değişen bu durumu ise yiyecek almak için içlerinden birinin şehre inmesiyle öğrenirler. Ve olay hızla kulaktan kulağa yayılır.


Dini inançlara göre ölümden sonraki tekrar dirilişi simgeler bu yedi uyuyanlar. Ayrıca 7 rakamının İslamiyetteki önemini de vurgular...

Arkeolojik kazılar sonucu bulunan mağaranın üstündeki antik kilise ise günümüzde biraz harap görünüyor. Ancak; yine de içeredeki sessizlik size gizemli gelecektir, emin olun!





Keyif Dolu Günleriniz ve Ziyaretleriniz Olsun

 Petek Uluğ



16 Ağustos 2013 Cuma


İzmir - Bodrum yolu üzerinde Söke Novada Outlet Alışveriş merkezin'de harika bir yer keşfettim.

14 Ağustos 2013 Çarşamba


Düğün gibi bir kutlama töreninin tabii ki mevsimi olmaz. Bu merasim kara kışta da, bunaltıcı yaz sıcağında da güzelliğini, kutsallığını korur...

12 Ağustos 2013 Pazartesi


Bu yaz sıcaklarında sinema keyfi sanki yapılmazmış gibi düşünülse de aslında tam bir yaz keyfidir benim için. Serin sinema salonunda kış aylarının koşuşturmalarına inat, rehavet içinde vizyondaki yeni, taze filmleri seyredebilmek, özellikle tatilde olan oğlumla gidebilmek ve film sonrası onunla karşılıklı yorumlarda bulunmak çok zevk aldığım tam bir tatil eğlence seçeneğidir.

8 Ağustos 2013 Perşembe


BAYRAMINIZ BİRLİK VE BERABERLİK İÇİNDE, GÜZEL VE HUZURLU GÜNLERİN KEYFİ İLE GEÇSİN...

SEVGİNİN EKSİK OLMADIĞI


AĞIZ TADINIZIN YERİNDE OLDUĞU


RENGARENK GÜNLERİN İÇİNDE


BEREKETLİ SOFRALARDA


 AYDINLIK 


VE FERAH HİSLER İÇİNDE GEÇSİN...

6 Ağustos 2013 Salı


Kadın - Erkek modası var da çocuk modası olmaz mı? Son yıllarda hazır giyim sektöründeki gelişmeler çocuklar için de şık trendler yarattı.

Ne kadar güzel ve şirin kıyafetleri var onların öyle; adeta büyüklerle yarışır haldeler.

Bugün, bayram gelirken onlar için paylaşmak istedim. 

Daha bir farklıdır bayram günlerinin anlamı onlar için. Hem şık, hem güzel hem de sevimli olmak isterler. Hele anneler öyle süslemek isterler ki tam bir bayram şekerine döner çocuklar. 

Aslında onlar hergün, her daim kıyafetleri ne olursa olsun hep güzeldirler. Çünkü onlar ÇOCUKTUR. Onlar saftır,onlar hep MASUMDUR. Ta ki büyüyünceye kadar.Ta ki bayramları bitene kadar...





                     

                                         





Ama bu da çocuk. Hem de çok şeker çocuk, bayram onun da bayramıdır...



Keyif dolu bayram günleriniz olsun

Petek Uluğ
















1 Ağustos 2013 Perşembe


Ramazan ayında bol bol bulabildiğimiz ve tükettiğimiz güllaç tatlısı ile hurma benim 12 ay çok severek yediğim lezzetlerdir. Daha önceki yıllarda bu iki yiyeceği sadece Ramazan ayında bulabilirken, artık bugün her markette hazırlamak üzere, paketlenmiş güllaç ve çeşit çeşit hurma bulabiliriz. Ben de tabii çok mutluyum, çünkü; insanın çok sevdiği lezzetlere 11 ay uzak kalmasına gerek yok. Hazırlaması çok kolay olan güllaç tatlısını yine de ramazan ayında, iftar sofralarında tüketmek, evet, daha bir farklı. Sanki bu ay bu tatlıdan bolca tüketmeliyiz gibi bir hisse kapılıyorum, nedense.

Bu tatlıda genellikle ayrımcılık yaşanır. Örneğin, kimi bol sütlü, yumuşak tercih ederken, kimi de biraz daha kuru olmasını ister. Veya gülsuyu ilaveli olanı sevilirken bazen de hiç tercih edilmez. Ben öyle severim ki hiç fark etmez. Yani, her hali kabulümdür !


Ancak, hurma konusuna gelince biraz kafam karışır. Sadece Ramazan ayında değil, mutfağımda kuruyemiş çanağımın içinde her daim özel bir yeri vardır hurmanın. Hiç tükenmeden yerine yenisi gelir. işte onu da öyle severim. Faydalarına gelince... Öyle sağlıklı ve besleyici özelliği var ki! Öncelikle; bol vitamin ve mineral deposuymuş. Aynı zamanda kan şekerini düzenleyici etkisi olduğu için, açlığın giderilmesinde çok yararlıymış ve sindirime de iyi geliyormuş. Tamam, demek iyi bir şey yapıyorum bol yemekle. Peki kafam niye karışık dedim ?


Çünkü; adları ve çeşitleri ile hatta hatta görüntüleri ile o kadar çeşidi bol ki hurmanın. Hangisi iyidir, daha makbuldür,  iyi hurma nasıl anlaşılır? bilemiyorum. Esas sorun fiyat aralığının da çok değişken olması. Kilosu 10 tl. ye de var, 70 tl. ye de var. Bazısı çok parlak ve koyu, bazısı açık ve mat. Medine hurması, Tunus hurması, Naturel hurma, çeşit çeşit. Sorduğum zaman her satıcı da farklı bir şey söylüyor. Ben de her türünü, her fiyat ederini denedim. Ne mi farklı? HİÇ!  İşte sorun burada. Ya ben hiç anlamıyorum ya da gerçekten bütün hurma çeşitleri aynı ve lezzetli geliyor bana. Sevilenin kusuru görülmezmiş ya ...



Keyif dolu, lezzetli günleriniz olsun...

Petek Uluğ









Yaşadığım evler geniş ve ferah olmasına rağmen ben nedense hep minik odalar, küçük sevimli köşeleri sevmişimdir. Hatta arkadaşlarımla sohbetlerimde salonları bırakıp, böyle köşeler varsa oralarda oturup, muhabbet etmeyi tercih ederim.

Kendi evimde de yok okuma köşem yok kahve köşem diyerek mutlaka kendime ait köşeler yaratırım. Daha sempatik gelir veya daha kabuğuma çekilme yerleridir belki de. 


Siz de buyrun benim beğendiğim köşelere...

İster dinlenmek için, ister kitap okumak için olsun ya da huzur köşeleri olsun.







Kendinize ait köşelerin bulunduğu keyif dolu günleriniz olsun

Petek Uluğ




Kaynak : Evim Dergisi / Google