kemeraltı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kemeraltı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Kasım 2015 Cuma


Yaşadığınız şehirde öyle yerler, mekanlar vardır ki; sizi her daim mutlu eder, keyif verir. Ne zaman fırsatınız olsa kendinizi oraya atarsınız. Hatta fırsat bulmak için beklemez, özler, gidersiniz. Çünkü her ziyaretinizde kendinizi bulursunuz orada. İşte KIZLARAĞASI HANI da benim için tarihi özelliği ve mistik havası ile öyle bir mekandır. İstanbul'un ilk AVM'si Mısır Çarşısı ise İzmir'in ilk alışveriş merkezi bu handır. Yaz veya kış hiç fark etmez, burası hep sizi bekler. Hem de 1744 yılından beri bekler. Zaman içinde yangınlar, yıkımlar atlatmış olan han bugün İzmir hanlarının en büyüğü ve mimari olarak da en dikkat çekici olanıdır.


Osmanlı Dönemi'nde Hacı Beşir Ağa, hanın yapım emrini verirken, İzmir'in o dönemde ticari liman şehri olması özelliğini düşünmüş olsa gerek, çünkü; han bugün de birçok yerli, yabancı turist için cazibe merkezidir.

İzmir'in Konak ilçesi, Kemeraltı Çarşısı içinde bulunan 2 katlı Han, Hisar Cami'ne yakındır. Cevahir Bedesteni, Bakır Bedesteni, Çuha Bedesteni olmak üzere 3 bölümden oluşur ve cıvıl cıvıl bir avlu ile çevrilmiştir...
                                                                                                                                                                                      

Osmanlı Dönemi'nde ticari amaçlı kullanılan zemin katında tüccarların malları depolanır, saklanır ve alışveriş yapılırmış. Üst katta ise gece konaklamak için, özel baca sistemli küçük odalar varmış.

                                       
Günümüzde giriş katında el sanatları, hediyelik eşya, halı, kilim, gümüş takı, giyim eşyası, deri kıyafetler, nargile aksesuarları, değerli taşlar satan çeşitli dükkanlar bulunur, üst kat ise hanın daha sessiz, sakin ve müşteri bekleyen katıdır. Adeta tarihsel görevine devam eder gibi!

Yani giriş katı günün hareketliliğini, telaşını, bol misafirlerini, yabancı turistlerini ağırlarken, yukarı kat dinlenmek, huzur bulmak isteyenlerin çıkacağı yerdir! Tabii sohbet ettiğim esnaf, bu durumdan hiç de hoşnut değildi. Sürekli sitem ederek
 '' Biz de varız, biz de buradayız, üst kata çıkmayı unutmasın müşteri, hem fiyatlarımız da makul''  diyor dükkan sahipleri !


                 

250 aktif dükkanı bulunan hanın genelinde mistisizm hakim. Tarihe kısa bir yolculuk yapıp, geri dönüyorsunuz sanki! Günün her saati kalabalık olan Kemeraltı Çarşı'nın içinden geçip girdiğiniz handa dışarıdaki keşmekeşliği bırakıyor ve avluda içtiğiniz fincanda pişen dibek kahvesi ile nostaljik bir keyfe başlıyorsunuz. 
'' Kimler geldi, kimler geçti acaba bu handan? '' diye düşünürken aklınız gümüş, değerli taşlar, hediyelik eşyalar satan dükkanlarda kalıyor tabii...
                                                                                                                                                                                                                                                    
                                       
                                                                                                                                                                                                   

Gümüş takılar satan Füsun Takı'nın sahibesi güleryüzlü  Füsun Hanım alışveriş yapmasanız bile kahve ikramını sizden esirgemez.
                                      
Antika ve eski eşyalara meraklılar için 2.kat tam bir cennettir. Çünkü koridorunda sükunet içinde dolanırken karşınıza harika el işleri, eski kıyafetler veya antika eşyaların sergilendiği camekanlar çıkacaktır. Eski  kilim, halı satan dükkanlarda ise günümüzde neredeyse artık göremediğimiz el halılarına rastlarsınız.

                     

                     

RİO antika dükkanında yaptığım keyifli sohbette öğrendim ki birçok değerli parça kendilerine Levanten ailelerden geldiği gibi, hurdacılardan da ulaşıyormuş. '' Ve inanamazsınız, öyle kıymetli parçaları çöp kenarlarına bırakıyorlar ki! '' dediler...
                                                                                                                                                                                           

                       

Pamukoğlu Antik Saat'in sahibesi ise geleneksek Anadolu motifli, el işi birçok eşyayı sadece satmadıklarını, aynı zamanda değerlendirdiklerini  ve tadilat, tamirat işlerini yaptıklarını da anlattı.

          

         

         

         

Üst katta bulunan Neyzenler ise handa gerçek mistisizm havası yaşatmakla kalmaz, sizi Tasavvuf  yolculuğuna da çıkarır. Hele bir de neyden çıkan tınılara denk gelirseniz, durup da dinlemeden geçemezsiniz...


İşte yolunuz İzmir' e veya Kemeraltı'na düşerse, modern çağın AVM lerinden fırsat bulursanız, Hacı Beşir Ağa'nın Hanı'na mutlaka uğrayın derim. Akın akın gelen yabancı turistlerin ilgi odağı olan bu tarihi alışveriş merkezine iade-i itibarda bulunalım derim...

        

Keyif  Dolu Günleriniz Olsun

Petek Uluğ





11 Şubat 2015 Çarşamba



Yaşadığımız şehirleri tanımak, anlamak ve hissedebilmek için arka sokaklarına, çarşılarına dalmak, kaybolmak gerekir. Dev binaların, beton yığınlarının aralarında, AVM lerin koridorlarında dolaşmak o şehri tanımak için yeterli değildir. Hatta tanıyamazsınız! Sadece o şehirde ikamet etmek demektir bana göre.

Bu nedenle yaklaşık iki hafta önce sosyal medyada takip ettiğim İzmir Gourmet Guide ekibinin Gurme Ahmet Güzelyağdöken’in rehberliğinde düzenleyeceği Kemeraltı’nda lezzet keşifleri turunu görünce çok heyecanlandım ve hemen arayarak adımı yazdırdım.



Çarşının arka sokaklarını eski bir rehber olarak dolaşan, blogumda,köşemde yazılar yazan ben tarihsel pencereden gözlemlemeyi bilirim de, bilmediğim lezzet duraklarını keşfetmekten çok keyif alacağımı daha tura başlamadan hissetmiştim.


(Salepçioğlu Camii)

Cumartesi günü sabah 10.00’da Saat Kulesi’nin altında toplanarak Ahmet Bey, ve tura katılanlar ile tanıştık. Gezimizin sadece eski, tarihi lezzet merkezlerinin tanıtımı olmayacağını aynı zamanda tadım şenliği olacağını da fark ettik. Zaten Ahmet Bey’in yemek kültürü,  arkeoloji ve tarih bilgisi ile birleşince gezimiz kadar sohbetimiz de ilerleyen saatlerde tam bir cumartesi keyfine döndü.

Ben de sizi burada köşemde adım adım dolaştırmak isterdim ama çok uzun süreceği için minik özet bir tura çıkarmayı uygun gördüm.

Sizin de yolunuz düşürse çarşıya belki bu mekanlara uğrar kulağımızı çınlatırsınız.

Buyrun bakalım.

İlk olarak Anafartalar Caddesi’nden çarşı içine girdiğimizde henüz sabahın ilk saatleri olduğu için kalabalık ile buluşmamış Ali Galip Şekerlemecisi’nin önünde durarak 1901’den beri hizmet veren dükkanı selamladık. Kısacası; şekerler, çikolatalar, lokumlar ile başladık turumuza.



Sabah kahvaltımızı karakoldan sola saparak ilerlediğimiz, caminin çaprazında bulunan, Antalya’dan gelerek açtığı ufak dükkanında oklava kullanmadan hazırladığı el açması hamurunun inceliği ile ün salmış Antalya Börekçisi’nde yaptık. 
Havanın serin olduğu sabah saatlerini düşünürseniz içtiğimiz çayların da en az börekler kadar lezzetli geldiğini ve bizi mutlu ettiğini tahmin edersiniz. Peynirli, kıymalı el açması böreklerin yanında tatlı lor peynirli katmer mutlaka tadılmalıydı. Öneriler doğrultusunda hepsinden tadarak başlayan kahvaltımız daha ilk durakta nefesimizi kesti.

İkinci durak benim için çok şaşırtıcıydı! Her köşesini iyi bildiğimi sandığım Kemeraltı’nın bu pasajını ( Antalya Börekçisi’nin yanı) hiç fark etmemişim bile! Fark etseydim, içerideki Elgani Badem Ezmecisini de görürdüm mutlaka. 



Halen daha kendi el yapımı üretimi ile çalışan bir badem ezmecisi varmış orada da, ben bilmezmişim. Datça’dan getirdiği bademleri yumurta akı kullanmadan doğal yolla ezen badem ezmecimiz tezgah önünde oluşan uzun kuyruğa tek başına yetti.



Daha sonra çarşının turşucular, balıkçılar, sepetçiler bölümüne daldık. Bilgiler aldık. Hatta kaybolmakta olan bir demirci ustasının çalışmasını seyrettik. Demir tavında dövülürü gözlemledik. Belki de çarşının tek kalmış demirci ustasıydı!



Oradan Abacıoğlu Han’a geçtik. Mimarlık ödülüne layık görülen bu hanı ben size daha önce yazmış, anlatmıştım, hatırlar mısınız bilmem.

Handa bizi Ayşa Boşnak Börekçisi’nin tüm ekibi hazır halde bekliyordu. Yemeğimizi Ayşe Hanım’ın da katıldığı hoş bir sohbetle yedik. Boşnak mutfağı tarifleri, yemek tüyoları, anıları paylaşıldı ve Ayşe Hanım’ın kendi elleri ile yaptığı Boşnak mantısı üzerine ev baklavası tadıldı.

Handan çıkar çıkmaz hemen yanında bulunan Havra Sokağı’na girmemek olmazdı tabii. Rengarenk tezgahların süslediği sokakta Ahmet Bey bize taze balığı anlamanın püf noktalarını anlatırken benin gözüm kestaneler ve yeşil zeytinlerdeydi..

Agora Meydanı’na doğru ilerleyen sokaklarda farklı keşiflerimizden biri de babadan oğla geçen, kebabı ile meşhur Gül Kebap’tı.



Caddeyi geçerek en üst katına çıktığımız katlı otoparktan İzmir’i ve tarihi çarşının kubbelerini seyrettik. ‘’SANA TEPEDEN BAKTIM AZİZ İZMİR!’’ misaliydi…
Otoparkın hemen yan sokağına girer girmez, artık tanımadığımız bir İzmir vardı! Evet; sadece benim değil, ekipteki herkes için farklı bir İzmir Sokağı idi. 

Burada Yeşiloba Çorbacısı, Söğüşçü Muammer, Fatih Kebabçısı, Lokmacı Öztat duraklarında tadımlar yaptıktan sonra, İzmir’e has içecek olan kavun çekirdeğinden yapılan Sübya ile tanıştık. Nasıl elde edildiğini Urfa Bakkaliyesi’nden dinledik, notlar aldık. Hatuniye Camiisi, Dönertaş hakkında tarihi bilgileri dinlerken bol bol fotoğraflar çektik, kendi şehrimizde yabancı bir turist kafilesi gibiydik! 





Sonra Dibek Kahvecisi’nde dövülen kahveyi bir izledik. Sokak mis gibi kahve kokuyordu. Önceden hazırlanmış, kahve paketlerimizin bize hediye edildiğini görünce nasıl sevindiğimi anlatamam. Çünkü; ben tam bir kahve tutkunuyum.

Evet; okurken umarım yorulmamışsınızdır, ben sabah 10.00’dan akşamüzeri 16.00’a kadar süren lezzet turumuzda hiç yorulmadım…

Keyif dolu, lezzet dolu günleriniz olsun

Petek Uluğ

7 Mart 2014 Cuma


Her İzmirli'nin dediği gibi ''Çocukluğum Kemeraltı'nın sokaklarında geçti'' diyerek başlamayacağım yazıma, çünkü O çarşıda geçmedi çocukluğum. Ben Bursa'nın meşhur Kapalıçarşısı'nın koridorlarında büyüdüm. Sıra sıra manifaturacıların, rengarenk kurdelelerin, çeşit çeşit düğmelerin satıldığı tuhafiyecilerin bulunduğu, top top kumaşların satıldığı onlarca dükkanların sıralandığı tekstil cenneti olan Kapalıçarşı esnafına çok aşinayımdır ben. 

Belki de bu nedenle 20 yıldır yaşadığım İzmir'de de Kemeraltı Çarşısını çok severim. 7000 yılın üzerinde olan geçmişi ile tarihin en eski alışveriş merkezlerindendir burası ve en önemli özelliği İpek Yolu üzerinde bulunan en son çarşı olmasıdır. 

Ben de her fırsatta bu çarşının sokak aralarına dalar, avare avare gezinirim. Bir şey alacağımdan değil, sanki bir şeyi aradığımdandır. E ne aradığım da bellidir aslında. Çocukluğum tabii ki! Başka şehirde, başka çarşıda ama benzer dükkan ve sokaklarda...

Blog yazılarımdan biri Kızlarağası Hanı ile ilgiliydi. Çok okundu ve sevildi. Bu kez o güzel hana gitmedim. Çünkü uzun zamandır tarihi çarşının ara ve arka sokaklarını gezmemiştim. Çarşıyı çarşı yapan eski ve tarihi evleri, binaları, hanlarıdır. Onları bir kez daha görmek ve paylaşmak istedim.

Nitekim; öyle güzel bir han keşfettim ki bir girdim çıkamadım! Keşfettim diyorum, çünkü restorasyon çalışmalarından sonra son derece turistik açıdan ilgi merkezi olmuş çarşı içinde. Hatta Phillippie Rotthier Avrupa Mimarlık ödülüne layık görülmüş bu han.

Şimdi adım adım gezdireyim sizi. Bu arada eski, babadan oğula geçen dükkanları da tanıtayım ki değişen alışveriş dünyasında, kocaman AVM ler arasında kaybolmasın, yok olmasın onlar! 

Yorulduğunuz an dinlenmek üzere bir yerlere oturacağız, merak etmeyin!



1967 yılında kurulan KISMET lokantasını Çarşı esnafı Urlalı Hasan Usta olarak tanıyor. Kime sorsanız gösterir yerini. Çünkü bulunduğu hanı bulmanız biraz zor olabilir! Urla'da kendi bahçesinde yetiştirdiği Ege otlarının lezzetini katarak pişirdiği ev yemekleri aynı zamanda Anadolu Türk Mutfağının en güzel örnekleri. Hasan Bey bizzat kendisi size yemek kültürü kadar Çarşı hakkında da bilgi vererek yemeğinizi keyifle yemenizi sağlıyor...


Zeytinyağlı yemekleri sınırsız, inanın ne yiyeceğinizi şaşırıyorsunuz. Şevket-i bostan, enginar, ot yemekleri benim ilk tercihlerim. Et yemeklerinde ise tas kebabı ve el basan tavanın tadına mutlaka bakılmalı.

Küçük Demir Han: 913 Sok. Kemeraltı Tel: 0232 489 18 14


1949 yılından beri gıda sektöründe hizmet veren GÜL KEBAP ise İzmir'e özgü döner ve tava köfteyi bakır sağanlarda sunan küçük ama nostaljik bir durak. Babadan oğula geçen Gül Kebab et severler için ideal bir esnaf lokantası.

Anafartalar Cad.No: 415 Tel: 0232 425 01 26

İşte bana çocukluğumu hatırlatan dükkanlardan bazıları...


Balcılar Manifatura-İpek Pazarı Cad.No:40 Hisarönü/Kemeraltı




 Şadırvanaltı Cami yanında bulunan Şadırvanaltı Geçiti çarşı tarihinde oldukça eski.


Çarşının en keyifli sokaklarından biri olan eski adı ile Havra Sokağı yeni adı ile Balıkçılar Sokağı'ndan soldan ilk aralığa saparsanız görebileceğiniz ETS HAYİM SİNAGOGU. Zamanın acımasızlığına uğramış, kaderine bırakılmış sadece eskiye meraklıların bulup ziyaret edeceği bir bina durumunda şu an sinagog...


Yine sokak aralarında dolanırken gözüme takılan eski ve kullanılmayan binalar genellikle zamanında Musevi azınlığın yaşadığı evlermiş..


Evet burası girişte bahsettiğim Abacıoğlu Hanı. Taş duvarlı dükkanlardan oluşan, minik bir taş köy adeta. Ama dışarıdan fark edilmesi zor. Şöyle kafanızı uzatırsanız, ''Neler varmış burada?'' diyerek ilerleyeceğiniz tek katlı bir han gibi. Vakti zamanında Balcılar çarşısı olarak bilinen 200 yıllık bu handa 1960'a kadar kabzımallar bulunuyormuş. Şimdi ise halıcılar, antikacılar, geleneksel hediyelik eşyalar satan dükkanlar, dericiler, kafeler veee AYŞA.. 



Evet Ayşa Kim? Ayşe Hanım harika Boşnak yemekleri yapan marifetli bir Boşnak Hanım. Her türlü yöresel yemekleri açık büfe şeklinde bulabilirsiniz bu otantik, taş restoranda. Benim de daha önce hiç yemediğim Boşnak mantısını ise mutlaka denemelisiniz. Boşnakça ZELANİK denilen tuzlu tartının da meşhur olduğunu duymuştum.Tatlı çeşitleri de zeytinyağlılar gibi tam bir ev yemeği tadında; ancak öğle saatleri çok kalabalık, yerinizi ayırtmadan gitmeyin!...

Anafartalar Cad.No:228 Z15 Kemeraltı Tel:0232 489 15 25




Ayşe Hanım'ın uluslararası yemek yarışmalarından aldığı ödülleri okadar çok ki! Ünlülere ve siyasilere ikram ettiği Boşnak böreği ile de tanınıyor!




Eski eşyaların bir koleksiyoner tarafından toplanarak satışa sunulduğu ve benim de kendimi kaybettiğim ''Resim Ve Antika Galerisi''. Burada aynı zamanda eski halılar ve Otantik eşyalar da bulmak mümkün.



Sizce benim gibi eskiye meraklı biri, böyle bir dükkanı bulunca bir şey almadan çıkmış mıdır? Tabii ki ''Hayır!'' Ne almıştır? Orta sıradaki sağdan 2.vazoyu!


               
         
            Bazaar İzmir-Anafartalar Cad.No:228 z 11 Kemeraltı




Hanın ortasındaki bu avluda keyifle yemek yerken her dükkanın önünde asılı duran kafeslerden gelen kuş sesleri ise sizi bambaşka bir ortama götürüyor. Sanki Kemeraltı'nın o telaşlı kalabalığı yok olmuş da siz bambaşka bir yerdeymişsiniz gibi...


Abacıoğlu Hanı'ndan çıkarak yukarı sokaktan sola saparsanız tadilatta olan bu sinagogu görürsünüz. Burada yaşayan hahamın vasiyeti üzerine müzeye dönüştürülen sinagog aslına sadık kalınarak düzenleniyor şu an. Ancak fotoğraf çekimi yasak olduğu için sadece dışarıdan çekebildim.


Çarşının ana kavşağında bulunan Kurukahveci Hüseyin Efendi'den dibek kahvesi almadan dönmek olmazdı...


İzmir'de şekerci denilince ilk akla gelen, 1901 yılında kurulan meşhur Şekercibaşı Ali Galip'in önünden geçiyorsanız çarşının sonuna gelmişsiniz demektir.


Fark ettiyseniz; Konak Meydanı'ndan değil, Agora tarafından girdim Kemeraltı'na ve artık yolumun üzerinde İzmir'in ünlü buluşma noktası Saat Kulesi var. Onu da selamlayıp geçtikten sonra körfezin karşısından bana el sallayan evime ulaşmak için vapura binmek vazgeçilmez keyfimdir...


Keyif Dolu Günleriniz Olsun...

Petek Uluğ