karaköy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
karaköy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Nisan 2018 Pazartesi


İstanbul ziyaretlerimde iki taşın arasında fırsat yaratıp mutlaka ziyaret ettiğim mekanlar vardır. Örneğin; Karaköy kafeleri ve sokak araları benim de herkes gibi son günlerde çok hoşuma gidiyor. İzmir'den takip edip, notlar alınıyor, isimler aklıma yazılıyor veee koş koş Karaköy'e koş oluyor. 
Son ziyaretlerimde Sahi Karaköy'ü keşfettim. Daha sonra dergilerde de sık görmeye başlayınca benim olumlu izlenimlerimin doğru olduğunu anladım. Tasarım ürünlerinin bolluğu da dikkatimi çekmişti.



    

Sahi; geleneksel birçok el emeği ürünlerimizin, yörelerinden alınarak getirildiği, Anadolu'nun simge haline gelmiş el işlerinin satıldığı terasında kafe olan bir mekan. Adı gibi yani Sahici, doğal. Kitap, çikolata, ayraçlar, kupalar, kahve çeşitleri... 




Türk Lokumu bile sizin yanınızda ustası tarafından hazırlanarak kesiliyor ve taze taze ikram ediliyor. Hatta yanlış hatırlamıyorsam belirli günlerde lokum üzerine workshoplar düzenleniyor! 





Renkli renkli her türlü geleneksel ürünler var ya, tabii beni mest etti burası. Eskiye de düşkün olduğum için her bir katta saatlerce oyalandım. Bir de İstanbul Modern'in üzerinden Boğazı gören terası var ki harika. Oğlum ile buluşup, hasret giderdiğimiz, uzun uzun sohbet ettiğimiz yer olduğu için de çok sevdim belki burayı. Ama güleryüzlü, ürünler hakkında detaylı bilgi veren personelinin de hakkını vermeliyim. (Tiriliçesi de çok güzeldi).


Sahi, Kemankeş Caddesi'nde bulunuyor. Giriş kapısı ise Kılıç Ali Paşa Cami tarafında.

Yolunuz düşerse mutlaka uğrayın ve terasta kahve içerseniz beni hatırlayın, olur mu?
   
                              



    


Keyif Dolu Günleriniz Olsun

Petek Uluğ


24 Ekim 2015 Cumartesi


İstanbul ziyaretlerimde en sık uğradığım yerler arasında Karaköy gelir. O semtin eski ve nostaljik kokusu benim için çok kıymetlidir. Eskini tadı, tarihin büyüsü ve arka sokakların daki gizem farklı gelir bana. Evet; karanlıktır hatta loştur ama canlıdır, ruhu vardır, her daim yaşar...

Aslında İstanbul gibi bir şehrin, yaşayanları için ızdırap haline gelmesine de çok üzülürüm. Onun hiçbir günahı yoktur ki bu karmaşada, kaoslarda.

O koskocaman cihan şehridir ve her olumsuzluğa rağmen asaletini dimdik korumaya çalışır. Onu yaşanmaz ve çekilmez kılan bizler değil miyiz? Kendi çıkarlarımız ve rant uğruna harcamaz mıyız bu dünya şehrini?

Neyse geçen haftasonu yaptığımız ziyaretimizde oğlumuzla hasret gidermekle kalmadık, Karaköy sokakları'nda da bir nefes aldık. Günboyu mekan keşiflerinde bulunduk, tanıdık yerlere de selam verip çıktık, ayaküstü sohbetler ettik.

Onlar bize İzmir'i sordular, biz İstanbul'u...

''Türkiye nasılsa biz de öyleyiz, işte'' dedim!

Huzurdan bahsettik, barış diledik yine...

Hep denk gelmeye çalıştığım Souq Pazar'a da uğramayı ihmal etmedim, tabii.

Haydi size de hızla bir tur attırayım. Hep diyorum ya eski bir rehber olarak rehberlik ruhumda var!


Menüsünü ve bu duvar resmini beğendiğim MUHİT ve insanları.

 

 Çayı çok seven biri olarak DEM Karaköy tam çay içilecek bir                                             mekan benim için.                                                                                                                                                                                                                                 
                                                                                   
    
                                                                                                                                                                                        

Fransız Geçiti'ni çıkar çıkmaz sağa dönerseniz bu sevimli fırını görürsünüz ve ben de buradan mutlaka bir simit alır, daha sonra yemek üzere çantama atarım.
                                                                                                                                                                          

Bu ziyaretimde keşfettiğim, Mumhane Caddesi'nde bulunan bir antikacı. Çok beğendim. ANTEMİNYON.

                     

       

                     

Kağıt tasarımlarını incelemekten çok keyif aldığım KAĞITHANE. Nerede? Fransız Geçiti'nde.

      

Daha önce Moda'da gördüğüm ve Karaköy'de de şube açan ÇİÇEK İŞLERİ. Ne alacağımı şaşırdığım bir mağazadır burası. Tam benliktir. Ne aldım? Kırmızı motifli bir masa örtüsü. Almaya hiç doyamadıklarımdan yani.

       

Yemeklerini ve dekorasyonunu Ege stiline benzettiğim, Country tarzı ile çok hoşuma giden, NAİF. Mumhane Caddesi'nde.

     

Ve çeşitli tasarım ürünlerini bulabileceğiniz, Murakıp Sokak'ta ayda bir açılan SOUQ PAZAR. Vintage ismiyle özdeşleşmiş Ece Sükan ile de burada ayaküstü sohbet ettik.

                    

Kapı önünde ise bana Alaçatı'yı anımsatan Limonata satan sevimli el arabası...

    

    

Vintage severler için harika bir pazar burası.

    

    

    

 Çay tadımları yaptık, farklı lezzetler denedik.


  

  

Son olarak da terasında oturmadan dönmediğim, Anadolu'nun özelliğini taşıyan geleneksel el ürünlerini sergileyen SAHİ İstanbul.

 Daha önce blogumda burayı anlatmış,http://www.peteginkeyifdukkani.com/2015/08/sahi-istanbul.html sizler ile paylaşmıştım. Uğrarsanız Triliçe tatlısını tavsiye ederim.



Keyif Dolu Günleriniz Olsun

Petek Uluğ