13 Mart 2014 Perşembe
7 Mart 2014 Cuma
sdsss tarafından 21:15 saatinde yazıldı 12 yorum
Her İzmirli'nin dediği gibi ''Çocukluğum Kemeraltı'nın sokaklarında geçti'' diyerek başlamayacağım yazıma, çünkü O çarşıda geçmedi çocukluğum. Ben Bursa'nın meşhur Kapalıçarşısı'nın koridorlarında büyüdüm. Sıra sıra manifaturacıların, rengarenk kurdelelerin, çeşit çeşit düğmelerin satıldığı tuhafiyecilerin bulunduğu, top top kumaşların satıldığı onlarca dükkanların sıralandığı tekstil cenneti olan Kapalıçarşı esnafına çok aşinayımdır ben.
Belki de bu nedenle 20 yıldır yaşadığım İzmir'de de Kemeraltı Çarşısını çok severim. 7000 yılın üzerinde olan geçmişi ile tarihin en eski alışveriş merkezlerindendir burası ve en önemli özelliği İpek Yolu üzerinde bulunan en son çarşı olmasıdır.
Ben de her fırsatta bu çarşının sokak aralarına dalar, avare avare gezinirim. Bir şey alacağımdan değil, sanki bir şeyi aradığımdandır. E ne aradığım da bellidir aslında. Çocukluğum tabii ki! Başka şehirde, başka çarşıda ama benzer dükkan ve sokaklarda...
Blog yazılarımdan biri Kızlarağası Hanı ile ilgiliydi. Çok okundu ve sevildi. Bu kez o güzel hana gitmedim. Çünkü uzun zamandır tarihi çarşının ara ve arka sokaklarını gezmemiştim. Çarşıyı çarşı yapan eski ve tarihi evleri, binaları, hanlarıdır. Onları bir kez daha görmek ve paylaşmak istedim.
Nitekim; öyle güzel bir han keşfettim ki bir girdim çıkamadım! Keşfettim diyorum, çünkü restorasyon çalışmalarından sonra son derece turistik açıdan ilgi merkezi olmuş çarşı içinde. Hatta Phillippie Rotthier Avrupa Mimarlık ödülüne layık görülmüş bu han.
Şimdi adım adım gezdireyim sizi. Bu arada eski, babadan oğula geçen dükkanları da tanıtayım ki değişen alışveriş dünyasında, kocaman AVM ler arasında kaybolmasın, yok olmasın onlar!
Yorulduğunuz an dinlenmek üzere bir yerlere oturacağız, merak etmeyin!
1967 yılında kurulan KISMET lokantasını Çarşı esnafı Urlalı Hasan Usta olarak tanıyor. Kime sorsanız gösterir yerini. Çünkü bulunduğu hanı bulmanız biraz zor olabilir! Urla'da kendi bahçesinde yetiştirdiği Ege otlarının lezzetini katarak pişirdiği ev yemekleri aynı zamanda Anadolu Türk Mutfağının en güzel örnekleri. Hasan Bey bizzat kendisi size yemek kültürü kadar Çarşı hakkında da bilgi vererek yemeğinizi keyifle yemenizi sağlıyor...
Zeytinyağlı yemekleri sınırsız, inanın ne yiyeceğinizi şaşırıyorsunuz. Şevket-i bostan, enginar, ot yemekleri benim ilk tercihlerim. Et yemeklerinde ise tas kebabı ve el basan tavanın tadına mutlaka bakılmalı.
Küçük Demir Han: 913 Sok. Kemeraltı Tel: 0232 489 18 14
1949 yılından beri gıda sektöründe hizmet veren GÜL KEBAP ise İzmir'e özgü döner ve tava köfteyi bakır sağanlarda sunan küçük ama nostaljik bir durak. Babadan oğula geçen Gül Kebab et severler için ideal bir esnaf lokantası.
Anafartalar Cad.No: 415 Tel: 0232 425 01 26
İşte bana çocukluğumu hatırlatan dükkanlardan bazıları...
Balcılar Manifatura-İpek Pazarı Cad.No:40 Hisarönü/Kemeraltı
Şadırvanaltı Cami yanında bulunan Şadırvanaltı Geçiti çarşı tarihinde oldukça eski.
Çarşının en keyifli sokaklarından biri olan eski adı ile Havra Sokağı yeni adı ile Balıkçılar Sokağı'ndan soldan ilk aralığa saparsanız görebileceğiniz ETS HAYİM SİNAGOGU. Zamanın acımasızlığına uğramış, kaderine bırakılmış sadece eskiye meraklıların bulup ziyaret edeceği bir bina durumunda şu an sinagog...
Yine sokak aralarında dolanırken gözüme takılan eski ve kullanılmayan binalar genellikle zamanında Musevi azınlığın yaşadığı evlermiş..
Evet burası girişte bahsettiğim Abacıoğlu Hanı. Taş duvarlı dükkanlardan oluşan, minik bir taş köy adeta. Ama dışarıdan fark edilmesi zor. Şöyle kafanızı uzatırsanız, ''Neler varmış burada?'' diyerek ilerleyeceğiniz tek katlı bir han gibi. Vakti zamanında Balcılar çarşısı olarak bilinen 200 yıllık bu handa 1960'a kadar kabzımallar bulunuyormuş. Şimdi ise halıcılar, antikacılar, geleneksel hediyelik eşyalar satan dükkanlar, dericiler, kafeler veee AYŞA..
Evet Ayşa Kim? Ayşe Hanım harika Boşnak yemekleri yapan marifetli bir Boşnak Hanım. Her türlü yöresel yemekleri açık büfe şeklinde bulabilirsiniz bu otantik, taş restoranda. Benim de daha önce hiç yemediğim Boşnak mantısını ise mutlaka denemelisiniz. Boşnakça ZELANİK denilen tuzlu tartının da meşhur olduğunu duymuştum.Tatlı çeşitleri de zeytinyağlılar gibi tam bir ev yemeği tadında; ancak öğle saatleri çok kalabalık, yerinizi ayırtmadan gitmeyin!...
Anafartalar Cad.No:228 Z15 Kemeraltı Tel:0232 489 15 25
Ayşe Hanım'ın uluslararası yemek yarışmalarından aldığı ödülleri okadar çok ki! Ünlülere ve siyasilere ikram ettiği Boşnak böreği ile de tanınıyor!
Eski eşyaların bir koleksiyoner tarafından toplanarak satışa sunulduğu ve benim de kendimi kaybettiğim ''Resim Ve Antika Galerisi''. Burada aynı zamanda eski halılar ve Otantik eşyalar da bulmak mümkün.
Sizce benim gibi eskiye meraklı biri, böyle bir dükkanı bulunca bir şey almadan çıkmış mıdır? Tabii ki ''Hayır!'' Ne almıştır? Orta sıradaki sağdan 2.vazoyu!

Bazaar İzmir-Anafartalar Cad.No:228 z 11 Kemeraltı
Hanın ortasındaki bu avluda keyifle yemek yerken her dükkanın önünde asılı duran kafeslerden gelen kuş sesleri ise sizi bambaşka bir ortama götürüyor. Sanki Kemeraltı'nın o telaşlı kalabalığı yok olmuş da siz bambaşka bir yerdeymişsiniz gibi...
Abacıoğlu Hanı'ndan çıkarak yukarı sokaktan sola saparsanız tadilatta olan bu sinagogu görürsünüz. Burada yaşayan hahamın vasiyeti üzerine müzeye dönüştürülen sinagog aslına sadık kalınarak düzenleniyor şu an. Ancak fotoğraf çekimi yasak olduğu için sadece dışarıdan çekebildim.
Çarşının ana kavşağında bulunan Kurukahveci Hüseyin Efendi'den dibek kahvesi almadan dönmek olmazdı...
İzmir'de şekerci denilince ilk akla gelen, 1901 yılında kurulan meşhur Şekercibaşı Ali Galip'in önünden geçiyorsanız çarşının sonuna gelmişsiniz demektir.
Fark ettiyseniz; Konak Meydanı'ndan değil, Agora tarafından girdim Kemeraltı'na ve artık yolumun üzerinde İzmir'in ünlü buluşma noktası Saat Kulesi var. Onu da selamlayıp geçtikten sonra körfezin karşısından bana el sallayan evime ulaşmak için vapura binmek vazgeçilmez keyfimdir...
Keyif Dolu Günleriniz Olsun...
Petek Uluğ
4 Mart 2014 Salı
sdsss tarafından 14:00 saatinde yazıldı 6 yorum
Son günlerde çayın farklı renklerini sık duyar oldum. Hadi yeşiline alıştık artık, ama beyazı da pek revaçta! Bana kalırsa çay siyahtır ve siyah olmalıdır! Ancak; benim gibi çay düşkünü iseniz ''Çayın her türünü, her rengini severim, Çaydan ötürü!'' de diyebilirsiniz....
Türk siyasi tarihine damgasını vurmuş içecekler vardır. Örneğin 80'li yılların sonunda Çernobil faciasından sonra ıhlamur baş tacı olmuş, 90'lı yıllarda dönemin başbakanı Tansu Çiller ile de kuşburnu bir numaralı içecek haline gelmişti.
Tabii son dönemde altın çilek çayını da unutmamak lazım. Diyeceğim o ki; popüler olan içecekleri lezzeti, keyfi ötesinde biraz ticari maksatlı bulurum. Faydaları konusunda da temkinli yaklaşırım.
İşte bu nedenle beyaz çayın ne olduğunu, farkını öğrenmek istedim. Antioksidan oranının çok yüksek olduğunu, özel şartlar altında yetiştirilip, yüksek verim alınan bir türü olduğunu biliyordum. Yine de onkolog doktor arkadaşlarıma danıştım, aktarlarla sohbet ettim ve araştırdım.
Siz de benim gibi çaya düşkünseniz ve bu beyaz renkli çayın ne olduğunu merak ediyorsanız, sizin için özetliyebilirim...
- Beyaz çay elde etmek için çay bitkisi çok körpe iken toplanır.
- İşleme şekli bakımından diğerlerinden farklıdır. Daha nazik şartlarda işlem görür.
- Beyaz çayın tadı siyah çay kadar sert olmamakla beraber daha aromatiktir.
- En kaliteli beyaz çay, gümüş iğne denilen türüdür.
- Daha az kafein içerir.
-Kanser savaşçısıdır.
- Kemik erimesine karşı etkilidir.
- Virüs öldürücü özelliği vardır.
- Tansiyon ve kolestrolü düşürür.
- Yağ üretimini baskıladığı için zayıflamaya da yardımcı olur.
Hazırlanması ise aynı siyah çay gibi demlenerek veya üzerine dökülen kaynar suyun 5-6 dakika bekletilmesi ile hazırlanabilirmiş.
Keyif Dolu Günleriniz Olsun...
Petek Uluğ
İşte bu nedenle beyaz çayın ne olduğunu, farkını öğrenmek istedim. Antioksidan oranının çok yüksek olduğunu, özel şartlar altında yetiştirilip, yüksek verim alınan bir türü olduğunu biliyordum. Yine de onkolog doktor arkadaşlarıma danıştım, aktarlarla sohbet ettim ve araştırdım.
Siz de benim gibi çaya düşkünseniz ve bu beyaz renkli çayın ne olduğunu merak ediyorsanız, sizin için özetliyebilirim...
- Beyaz çay elde etmek için çay bitkisi çok körpe iken toplanır.
- İşleme şekli bakımından diğerlerinden farklıdır. Daha nazik şartlarda işlem görür.
- Beyaz çayın tadı siyah çay kadar sert olmamakla beraber daha aromatiktir.
- En kaliteli beyaz çay, gümüş iğne denilen türüdür.
- Daha az kafein içerir.
-Kanser savaşçısıdır.
- Kemik erimesine karşı etkilidir.
- Virüs öldürücü özelliği vardır.
- Tansiyon ve kolestrolü düşürür.
- Yağ üretimini baskıladığı için zayıflamaya da yardımcı olur.
Hazırlanması ise aynı siyah çay gibi demlenerek veya üzerine dökülen kaynar suyun 5-6 dakika bekletilmesi ile hazırlanabilirmiş.
Keyif Dolu Günleriniz Olsun...
Petek Uluğ
1 Mart 2014 Cumartesi
sdsss tarafından 14:42 saatinde yazıldı 8 yorum
Girişte Atamızın manevi kızı Nebile'nin düğünündeki dans fotoğrafı ile karşılanıyorsunuz. Onları sevgiyle selamlayıp, galerilere daldığınızda aslında keyifli bir yolculuğa başlıyorsunuz! Buyrun...

![]() |
Gelinlikler 20.YY'dan-İpek tafta üzerine tül ve çiçek aplike işlemeli. |
![]() |
Kadının en önemli süs aleti tarak ve çeşitlerinin tarih boyu yolculuğu. |
Pervin Özdemir Seramik Atölyesi'nden ''İzmirli Kadınlar'. |
![]() |
Tarihe damgasını vurmuş ünlü Türk Kadınları. |
Yörük Kadınları takıları. |
Nazarlık, para keseleri. |
![]() |
Müzenin sevimli avlusunda tarihsel yolculuğumuz devam ediyor. |
![]() |
| Halide Edip Adıvar - Cahide Sonku - Füreya - Afife Jale. |
Nazım Hikmet ile sohbet etmeden de dönmeyin derim...
1298 Sok.No:14 Basmane/Konak Tel: 232 484 04 81
Keyif Dolu Günleriniz Olsun
Petek Uluğ
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)










.jpg)




































