kadıköy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kadıköy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Mart 2015 Pazar


Son İstanbul ziyaretimde ''Şemsiyeli Kız'' misali yağmurlu bir günde buldum Secdus'u. Hayır! Tesadüfen keşfetmedim, hem de araya araya, sora sora buldum. 

Kadıköy'de Söğütlüçeşme'de olduğunu bilsem de o civarda sorduğum esnaf tam olarak çıkaramadı yerini! Bir kargo elemanı imdadıma yetişti de mavi boyalı, şirin dükkanı sokağın içinde buluverdim sonunda. 

Zaten kapısında ''Kitap Okuyan Kızı'' görünce bir yakınımı görmüş gibi sevindim. Çünkü takip ettiğim instagram sayfalarından öyle aşinaydım ki, artık tanışır olmuştuk kendisiyle...


Secdus'u ilk instagramda keşfettim. Renkli dünyası, farklı tasarımlı ürünleri benim gibi aksesuar meraklısı için tam bir cazibe sayfasıydı. Daha sonra Secda Hanım'ı okudum basından, daha da ilgimi çekti. Belki de kendi blog adıma benzettim, keyif dükkanıma yani. Uzaktan bile olsa kendimi bulmuştum burada!

Hemen gidilecekler listeme ekledim ve yola koyuldun. Secdus İstanbul'daki ziyaret duraklarımın arasında olmalıydı!


Yüzünü gizleyerek simge olan Secda Hanım henüz gelmediği için kendisiyle tanışamadım ama onun ruhunu hemen hissettim, kendi evimde gibi rahat rahat dolaşarak hatta ikram edilen bir fincan çayın keyfiyle daha uzun kalarak bol bol fotoğraflar çektim.

Asmakatlı dükkanın bu katında workshoplar uygulandığını öğrendim. 


Mağazanın iç mekan tasarımı en az ürünleri kadar keyifliydi. Duvardaki DREAMER yazısı da hayallerinin gerçek olduğunu kanıtıydı.


Porselen ürünlere yansıtılan şirinlik ve sıcaklık ortamda da hissediliyordu.


Geçen gün okudum, adının anlamını soruyorlarmış, aslında kendi adının yakınları tarafından hitap şekliymiş! Başka bir anlamı yokmuş yani...


Ürünlerini incelerken hepsinin bir hikayesi olduğu aklıma geldi. Gerçekten marka ve tasarım konusunda kısa sürede başarı sağlamış Secda Kaşka. Eline sağlık...


Instagramda sayfası olup da bu kırmızı çaydanlığı ve renkli çinkoları görmeyen yoktur, eminim...






Bu sevimli dükkanda kendimi buldum demiştim ya, işte nostaljik bir köşe ve beni eskiye götüren plaklar. Diyorum ya; tam benlik...



Markanın simgesi haline gelen Şemsiyeli ve Hediye Paketli kız tabaklarını çekmeden olmazdı. 



Keyif Dolu Günleriniz Olsun

Petek Uluğ







27 Ağustos 2013 Salı


Yıllar önce bir dekorasyon dergisinde Barış Manço ile eşi Lale Manço Moda'da antikalarla dolu yaşadıkları evlerini okuyucularla paylaşmışlardı. Ve şimdi bu özel ve güzel evi ziyaret etmek, onu anmak ve anlatmak bana hem hüzün verdi hem de keyif.
Hüzünlendim çünkü; ben onunla büyüdüm, şarkılarını mırıldandım. Eminim ki daha söyleyecek sözleri, besteleyecek şarkıları ve gezip bize anlatacak çok yerleri vardı.
Keyif aldım çünkü; Kadıköy Belediyesi'nin öncülüğünde Belediye Başkanı Selami Öztürk'ün desteği ile Müze danışmanı şair ve yazar Sunay Akın'ın, Sahne tasarımcısı Ayhan Doğan'ın ve Türkiye Halk Bankası'nın katkılarıyla Barış Manço ve eserlerine öyle bir sahip çıkılmış ki işte dedim ''Ölmesine müsaade edilmemiş bir sanatçı ! ''

Tabii ki öncelikle ailesinin müzede sergilenmek üzere verdiği Barış Manço'yu özel yapan kişisel eşyaları olmasa böyle anılarla dolu anlamlı bir müze olur muydu acaba?

Yıllarca Moda denilince akla gelen Barış Manço'nun evi aslında mimari olarak da sıradan bir ev değil. Öncesinde bir İngiliz tarafından özenilerek inşa ettirilmiş bir köşk. Sonrasında Zühtü Paşa'nın torunu Afide Pelin Hanım ev sahipliği yapmış ve en son Barış Manço tarafından satın alınarak, yenilenmiş.



Köşkün bahçesine girdiğiniz an, Onun hala 7 den 77'ye sevildiğini ve hatırlandığını fark ediyorsunuz. Çok kalabalıktı ve Onu hiç görmemiş çocuklar bile ilgiyle dolaşıyorlardı.

Antreye adım atar atmaz kendisin söylediği şarkıyla karşılandığım için olsa gerek sanki hala yaşadıkları bir evdi ve odalardan çıkıverecek gibiydi. Dergide gördüğüm tüm detaylar muhafaza edilmişti. Öyle ki hatta görevliye ''Doğukan, Batıkan buradalar mı?''diye soracaktım! (Öyle sormadım da ziyarete geliyorlar mı diye sordum ama!)

İsterseniz siz de müzede olduğu gibi yukarıda koyduğum ''Unutamadım'' şarkısıyla dolaşın evinin içinde, odalarında. Ben gereken yerlerde size eşlik edip, bilgi vereceğim.



Evinin önündeki bahçesinde domateeesss, bibeeerrr, patlıcaaanlar ile karşılanıyorsunuz.




Çok sevdiği piyanosu, özenle ve sabırla biriktirdiği antikaları, ödülleri giriş katındaki salonda bulunuyor...





Yemek Odası ve hayatını kaybettiği son dakikalarında son kez kullandığı eşyaları.











Bu evin merdivenleri de tabii ki farklı olmalıydı, tıpkı bir piyanonun tuşları gibi...

                                         

Üst kattaki banyo, yatak odası ve misafir yatak odası.








Üst katlarda ise oğulları Doğukan ile Batıkan'ın odaları ve yine kişisel eşyaları bulunuyor.



Bodrum katında şarkılarını dinlerken; kahvenizi içip, hatıra eşya alabileceğiniz güzel bir kafe bahçe var...

                                         



Ayrıca bu katta Belçika'da kendine verilmiş Şövalye ünvanından esinlenerek ''Şövalye Odası'' adını verdiği bir oda da bulunuyor...



34 BM 77 plakalı arabası tertemizdi ve Barış Manço gelip binecek gibi bekliyordu.


Anı defterinden çocukların da büyükler kadar Onu hala sevdiği belliydi zaten...Yani ADAM OLACAK ÇOCUKLAR oradaydı !..

Evin adresini sorarsanız eğer çok kolay; Moda 81300 sokak ya da İstanbulluların tarif ettiği gibi Meşhur Dondurmacı Ali Usta'ya çıkan sokak üzerinde, karşısında kilise bulunan pembe boyalı köşk. Giriş ücreti 3tl, indirimli ücret 1 tl. Pazartesi hariç her gün açık...

Yaşatılmaya çalışılan, unutulmalarına fırsat verilmeyen tüm sanatçıların ve sanatçılarımızın adına açılan müzeler gibi burası için de çok teşekkürler.

Keyif Dolu Günleriniz Olsun.