gezi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gezi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Temmuz 2014 Pazartesi


Sizi bilmem ama bir tutamlık tadların daha lezzetli olduğunu düşünürüm. Azdır ya, tadı damağınızda kalır. Ben nezaman İstanbul'a gitsem ve nekadar vakit geçirirsem geçireyim İSTANBUL bir tutam lezzettir damağımda kalan...

Geçen Haftasonu gezi maksadıyla gitmesek de araya okadar çok keyif durakları koydum ki, ''Biz neden gelmiştik buraya?'' diye sordu eşim ve oğlum. Aslında alışıktırlar bana yani benim eski bir rehber olmamdan kaynaklanan gezme merakıma! Hele bu şehir İSTANBUL ise geri kalan herşeyin teferruat olduğunu da bilirler...

Hatta takipteki sevgili arkadaşlarıma da söyledim. 
'' Yorulursunuz siz şimdi beni takip ederken!'' dedim. Koşarım çünkü ben bu şehirde, her saniyesini kaçırmamak adına içime çekerim Tarkan gibi ''huupp'' diye...


Yorulur muyum orada? Hayır! Ne zaman anlarım yorgunluğumu? Bir sevdamdan bir sevdama dönünce. Yani; İZMİR'E kavuşunca. Olsun SEVDAM olsun yeter! Bu iki şehirde kalbim çarpsın yeter!

Bu kez de blogda hızla bir tur attıracağım size, ama çok hızlı. Bakın yorulmak yok, olur mu? Gezdiğim yerlerin sadece fotoğraflar var. 


                                   Bebek sahili
              
                                                                                                                                                                         

Milli Saraylar Koleksiyonlar Müzesi'nde Yıldız Porselenin satış yeri-Beşiktaş (Uğramadan dönemem!)

Dünya markalarını biraraya getiren Zorlu Alışveriş Merkezi-Zincirlikuyu

İtalyan Mutfağı'
na merak duyanlar için cennet gibi bir mekan Eataly-Zorlu AVM

Yılların geleneksel pastane simgesi haline gelmiş edebi toplantıların yapıldığı Baylan Pastanesi-Kadıköy
Baylan denilince de Adisababa yemeden dönülmez...

Geleneksel Türk Mutfağı'nın tüm lezzetlerini birarada bulacağınız restoran. Çiya-Kadıköy


Keşkek-Nohutlu bulgurlu Antep aşı

 Antikacılar Sokağı-Kadıköy

Eskiden İstanbul'un elektrik ihtiyacının karşılandığı santral müze-2010 yılı'nda Avrupa Mimarlık Ödülünü kazanmış! Santralistanbul-Silahtarağa Mah.Eyüp

Pera Müzesi'nde bulunan ve benim kendimi bulduğum KAHVE MOLASI adlı sergi-Pera-Beyoğlu

Beşiktaş'ın göbeğinde olmasına rağmen sessiz, sakin bir parkın çevrelediği Ihlamur Kasrı-Ihlamur Yolu


İstiklal Caddesi'nin telaşı arasından kaçıp sığınabileceğiniz sükunet içindeki Kültür Merkezi Salt Beyoğlu-İstiklal Caddesi

Eski yerinden taşındığını duyunca üzüldüğüm ama yeni yerinde ayrı bir keyif aldığım Robinson Crusoe Kitabevi-Salt Beyoğlu-İstiklal Caddesi

Her gördüğüm zaman Beyaz Rusların kaldığı yılları anlatan kitapları hatırladığım pasaj-İstiklal Caddesi

Girişinde Issız Adam filminin son ayrılık sahnesine gittiğim, girince çıkmak istemediğim Atlas Pasajı-İstiklal Caddesi

Gezi'deki ağaçları, çiçekleri ve serinlemek için oturan İstanbulluları selamlamadan geçilemeyecek park.Gezi Parkı-Taksim


Temmuz ayında nereden bulduğunu anlamadığım! Kestaneleri ile sokak kestanecisi-İstiklal Caddesi

Ve Taksim'in meşhur çiçekçileri...



Keyif Dolu Günleriniz Olsun

Petek Uluğ







20 Mayıs 2014 Salı


  ''Mayıs Gülleri'' nedir bilir misiniz? 


Hani Mayıs'ın ilk günüydü, bahar bayramıydı da herkes pembe, kırmızı, beyaz güller paylaşmıştı sosyal medyada. Hatırladınız mı? ''Hoşgeldin Bahar'' yazmıştık hepimiz! İçim cız etmişti o gün de yazamamıştım, Mayıs Güllerinin ne demek olduğunu ''Boşver!'' dedim kendi kendime ''Yakışmaz şimdi baharın bayramına!'' Bilemedim tabii 13 gün sonra sallanan Salı'da yine tüm güllerin tek renge döneceğine...

Çünkü benim ülkemde Mayıs gülleri siyahtır aslında!

1972 yılının Mayıs günlerinden biriydi yine 3 fidanın darağacında sallandığı gün. Deniz Gezmiş ve 2 arkadaşı soluvermişlerdi gencecikken bir nefeste...İşte Mayıs Gülleri Onlardır, öyle geçer, öyle bilinir adları...

2013'ün bahar kokulu Mayıs'ında ise bir parkta aniden soluverdi güller, şaşırdı ağaçlar. Ne olduğunu anlayamadı kimse! GEZİ adını alıverdi tüm güller, koptu gitti goncalar...


Ve ben 2014'ün Mayıs sabahında huzursuz uyandım 13'üne denk gelen Salı'da...''Hayır olsun!'' dedim ve daldım hayatın içine...

Yine bilemedim, yine bir iş kazası zannettim, yine göçük sandım...

Halbuki; Hatırlamalıydım Mayıs Güllerinin vaktiydi ülkemde...


Yine siyah açmışlardı, yine renksizdiler, yine karaydılar...



Petek Uluğ


2 Eylül 2013 Pazartesi

Ağustos ayı bittiğine göre benim için de yeni dönem başlıyor demektir. Benim yeni yılım, hatta yılbaşım ocak ayında değil eylüldedir. Neden?, Çünkü; üniversiteye yeni başlayan öğrencilerim sayesinde ben de yenilenirim tekrardan.'' Yine yeni yeniden'' derim onlarla. Yine nefes almaya başlarım, yorgunluğum bitmiş, şarj etmişimdir...