antika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
antika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Nisan 2015 Pazartesi


Dekorasyona ilgi ve merak konusu kişiliğimizin, yaşantımızın ve hayata bakışımızın görselleşme şeklidir. Her konuda olduğu gibi çocukluğumuz bu merakımızın ilk sinyallerinin verildiği yıllardır. Neden mi? Çünkü; oynanan evcilik oyunlarının o minik parçalarında gelecekteki dekorasyon zevkimiz sinyallerini vermeye başlar. Çevrenizde o yaş grubu çocuklar (Erkek çocuklar için de geçerlidir!) varsa gözlemleyin onları, şöyle dikkatli bir bakın! Geleceğin mimarları, iç mimarları veya tasarımcıları olacaklarına dair mutlaka ipuçları verirler! 


Hadi meslek olarak tercih edilmedi diyelim; yine de mümkün mü dekorasyonun üzerimizde yarattığı etkiden uzak durmak? Dedim ya, kendimizi ifade etme şeklidir aslında! Eğer bu konudaki zevkimiz zamanla değişiyorsa, bir önceki  yıl beğendiğimiz tarzı bu yıl tercih etmiyorsak, bir zamanlar klasik tarz tutkunu iken şimdi daha modern tarz içinde yaşamak istiyorsak, sadece akımlardan etkilendiğimiz için olamaz. Aslında biz değişiyoruzdur! Belki  yorulmuşuzdur da rahat, pratik eşyalar istiyoruzdur hayatımızda. Açık, ferah tonlar ile döşenmiş salonda sakinleştirmek istiyoruzdur belki de çılgınlığımızı!



Bazen de hiç değişmez, hep içimizde olandır bu zevk. Örneğin;  ben eskiye meraklı, anılarına düşkün bir oğlak burcu olarak yıllardır eski zamanlara ait ne varsa toplarım. Anneannemden kalan incecik,el yapımı çay fincanlarım ile çay içerken yaşadığım keyfin günümüzde vintage keyfi olduğunu yeni keşfettim. Keşfettim diyorum çünkü; dekorasyon da gelişen, yenilenen ve kendine ait literatürü olan bir alan. Hatta anlam karmaşası var. Örneğin, Vintage nedir? Antika nedir! Retro ile farkı nedir? Ee bir de Shabby Chic var! O ne demektir?



İşte; mesleğim gereği öğrenmek ve öğretmeyi çok sevdiğim için ben de oturdum, çalıştım ve aklıma takılan ayrıntıları paylaşmak istedim. 

İlk olarak benim ve birçok kişinin hayranı olduğu nostaljik duyguları yansıtan vintage ile başlayalım. Kelime anlamı ile ‘’Bağbozumu’’ demek olan vintage nedir?






Geçmiş dönemlere ait özel  parçalara verilen bir terimdir. 1940’lı,1950’li yıllara ait özel parçalar gibi. Veya belirli yıllarda üretilen klasik otomobiller, tasarımlar da olabilir bunlar. Gerçek vintage olabilmesi için bir dönemi temsil etmesi gerekir.Her eşya vintage olmadığı gibi antika da değildir. Çünkü; Antika belli bir yıl geçmişi ve damga gibi şartları gerektiren parçalardır!


‘’Geriye dönüşün’’ çok revaçta olduğu bugünlerde sıkça duyduğumuz Retro tarz ne demek?






Eskimiş veya modası geçmiş tasarımların, eşyaların yeniden modernize edilerek üretilip, günümüze uyarlanarak kullanılmasıdır retro! Bol renkli ve bol desenli olduğu için sıcak, samimi ve cıvıl cıvıl gelebilir. Ancak; biraz da abartılı ve kalabalık bir tarz olduğunu belirtmeliyim.
Son günlerde duymaya başladığınız, duymadıysanız da dikkatinizi çekecek diğer bir tarz ise Shabby Chic tarzıdır





Benim de vintage kadar sevdiğim ve beni tanıyanların ‘’Tam senlik!’’ dediği biraz nostalji, biraz romantizm ve çokça feminenlik kokan bir tarzdır bu. Vintage özelliklerin olmasını gerektirmeyen eskiye ait, uçuş uçuş, pastel ton ağırlıklı tasarımlardır. Danteli, puantiyesi ve fiyonkları ile kısacası kelime anlamı ile ‘’Dağınık şıklık’’ demektir.

Yine de tarzınız, stiliniz, dekorasyon tercihiniz nasıl olursa olsun, keyfiniz yerinde olsun yeter! Yaşadığınız mekanları güzelleştiren SİZ siniz, unutmayın!


Keyif Dolu Günleriniz Olsun

Petek Uluğ


27 Ağustos 2013 Salı


Yıllar önce bir dekorasyon dergisinde Barış Manço ile eşi Lale Manço Moda'da antikalarla dolu yaşadıkları evlerini okuyucularla paylaşmışlardı. Ve şimdi bu özel ve güzel evi ziyaret etmek, onu anmak ve anlatmak bana hem hüzün verdi hem de keyif.
Hüzünlendim çünkü; ben onunla büyüdüm, şarkılarını mırıldandım. Eminim ki daha söyleyecek sözleri, besteleyecek şarkıları ve gezip bize anlatacak çok yerleri vardı.
Keyif aldım çünkü; Kadıköy Belediyesi'nin öncülüğünde Belediye Başkanı Selami Öztürk'ün desteği ile Müze danışmanı şair ve yazar Sunay Akın'ın, Sahne tasarımcısı Ayhan Doğan'ın ve Türkiye Halk Bankası'nın katkılarıyla Barış Manço ve eserlerine öyle bir sahip çıkılmış ki işte dedim ''Ölmesine müsaade edilmemiş bir sanatçı ! ''

Tabii ki öncelikle ailesinin müzede sergilenmek üzere verdiği Barış Manço'yu özel yapan kişisel eşyaları olmasa böyle anılarla dolu anlamlı bir müze olur muydu acaba?

Yıllarca Moda denilince akla gelen Barış Manço'nun evi aslında mimari olarak da sıradan bir ev değil. Öncesinde bir İngiliz tarafından özenilerek inşa ettirilmiş bir köşk. Sonrasında Zühtü Paşa'nın torunu Afide Pelin Hanım ev sahipliği yapmış ve en son Barış Manço tarafından satın alınarak, yenilenmiş.



Köşkün bahçesine girdiğiniz an, Onun hala 7 den 77'ye sevildiğini ve hatırlandığını fark ediyorsunuz. Çok kalabalıktı ve Onu hiç görmemiş çocuklar bile ilgiyle dolaşıyorlardı.

Antreye adım atar atmaz kendisin söylediği şarkıyla karşılandığım için olsa gerek sanki hala yaşadıkları bir evdi ve odalardan çıkıverecek gibiydi. Dergide gördüğüm tüm detaylar muhafaza edilmişti. Öyle ki hatta görevliye ''Doğukan, Batıkan buradalar mı?''diye soracaktım! (Öyle sormadım da ziyarete geliyorlar mı diye sordum ama!)

İsterseniz siz de müzede olduğu gibi yukarıda koyduğum ''Unutamadım'' şarkısıyla dolaşın evinin içinde, odalarında. Ben gereken yerlerde size eşlik edip, bilgi vereceğim.



Evinin önündeki bahçesinde domateeesss, bibeeerrr, patlıcaaanlar ile karşılanıyorsunuz.




Çok sevdiği piyanosu, özenle ve sabırla biriktirdiği antikaları, ödülleri giriş katındaki salonda bulunuyor...





Yemek Odası ve hayatını kaybettiği son dakikalarında son kez kullandığı eşyaları.











Bu evin merdivenleri de tabii ki farklı olmalıydı, tıpkı bir piyanonun tuşları gibi...

                                         

Üst kattaki banyo, yatak odası ve misafir yatak odası.








Üst katlarda ise oğulları Doğukan ile Batıkan'ın odaları ve yine kişisel eşyaları bulunuyor.



Bodrum katında şarkılarını dinlerken; kahvenizi içip, hatıra eşya alabileceğiniz güzel bir kafe bahçe var...

                                         



Ayrıca bu katta Belçika'da kendine verilmiş Şövalye ünvanından esinlenerek ''Şövalye Odası'' adını verdiği bir oda da bulunuyor...



34 BM 77 plakalı arabası tertemizdi ve Barış Manço gelip binecek gibi bekliyordu.


Anı defterinden çocukların da büyükler kadar Onu hala sevdiği belliydi zaten...Yani ADAM OLACAK ÇOCUKLAR oradaydı !..

Evin adresini sorarsanız eğer çok kolay; Moda 81300 sokak ya da İstanbulluların tarif ettiği gibi Meşhur Dondurmacı Ali Usta'ya çıkan sokak üzerinde, karşısında kilise bulunan pembe boyalı köşk. Giriş ücreti 3tl, indirimli ücret 1 tl. Pazartesi hariç her gün açık...

Yaşatılmaya çalışılan, unutulmalarına fırsat verilmeyen tüm sanatçıların ve sanatçılarımızın adına açılan müzeler gibi burası için de çok teşekkürler.

Keyif Dolu Günleriniz Olsun.