2 Ocak 2016 Cumartesi


Yıllar önce bir dekorasyon dergisinde Barış Manço ile eşi Lale Manço Moda'da antikalarla dolu yaşadıkları evlerini okuyucularla paylaşmışlardı. Ve şimdi bu özel ve güzel evi ziyaret etmek, onu anmak ve anlatmak bana hem hüzün verdi hem de keyif.
Hüzünlendim çünkü; ben onunla büyüdüm, şarkılarını mırıldandım. Eminim ki daha söyleyecek sözleri, besteleyecek şarkıları ve gezip bize anlatacak çok yerleri vardı.
Keyif aldım çünkü; Kadıköy Belediyesi'nin öncülüğünde Belediye Başkanı Selami Öztürk'ün desteği ile Müze danışmanı şair ve yazar Sunay Akın'ın, Sahne tasarımcısı Ayhan Doğan'ın ve Türkiye Halk Bankası'nın katkılarıyla Barış Manço ve eserlerine öyle bir sahip çıkılmış ki işte dedim ''Ölmesine müsaade edilmemiş bir sanatçı ! ''

Tabii ki öncelikle ailesinin müzede sergilenmek üzere verdiği Barış Manço'yu özel yapan kişisel eşyaları olmasa böyle anılarla dolu anlamlı bir müze olur muydu acaba?

Yıllarca Moda denilince akla gelen Barış Manço'nun evi aslında mimari olarak da sıradan bir ev değil. Öncesinde bir İngiliz tarafından özenilerek inşa ettirilmiş bir köşk. Sonrasında Zühtü Paşa'nın torunu Afide Pelin Hanım ev sahipliği yapmış ve en son Barış Manço tarafından satın alınarak, yenilenmiş.

                                   

Köşkün bahçesine girdiğiniz an, Onun hala 7 den 77'ye sevildiğini ve hatırlandığını fark ediyorsunuz. Çok kalabalıktı ve Onu hiç görmemiş çocuklar bile ilgiyle dolaşıyorlardı.

Antreye adım atar atmaz kendisin söylediği şarkıyla karşılandığım için olsa gerek sanki hala yaşadıkları bir evdi ve odalardan çıkıverecek gibiydi. Dergide gördüğüm tüm detaylar muhafaza edilmişti. Öyle ki hatta görevliye ''Doğukan, Batıkan buradalar mı?''diye soracaktım! (Öyle sormadım da ziyarete geliyorlar mı diye sordum ama!)

İsterseniz siz de müzede olduğu gibi yukarıda koyduğum ''Unutamadım'' şarkısıyla dolaşın evinin içinde, odalarında. Ben gereken yerlerde size eşlik edip, bilgi vereceğim.


Evinin önündeki bahçesinde domateeesss, bibeeerrr, patlıcaaanlar ile karşılanıyorsunuz.



Çok sevdiği piyanosu, özenle ve sabırla biriktirdiği antikaları, ödülleri giriş katındaki salonda bulunuyor...





Yemek Odası ve hayatını kaybettiği son dakikalarında son kez kullandığı eşyaları.











Bu evin merdivenleri de tabii ki farklı olmalıydı, tıpkı bir piyanonun tuşları gibi...

                                         

Üst kattaki banyo, yatak odası ve misafir yatak odası.








Üst katlarda ise oğulları Doğukan ile Batıkan'ın odaları ve yine kişisel eşyaları bulunuyor.



Bodrum katında şarkılarını dinlerken; kahvenizi içip, hatıra eşya alabileceğiniz güzel bir kafe bahçe var...

                                          



Ayrıca bu katta Belçika'da kendine verilmiş Şövalye ünvanından esinlenerek ''Şövalye Odası'' adını verdiği bir oda da bulunuyor...



34 BM 77 plakalı arabası tertemizdi ve Barış Manço gelip binecek gibi bekliyordu.

Anı defterinden çocukların da büyükler kadar Onu hala sevdiği belliydi zaten...Yani ADAM OLACAK ÇOCUKLAR oradaydı !..

Evin adresini sorarsanız eğer çok kolay; Moda 81300 sokak ya da İstanbulluların tarif ettiği gibi Meşhur Dondurmacı Ali Usta'ya çıkan sokak üzerinde, karşısında kilise bulunan pembe boyalı köşk. Giriş ücreti 3tl, indirimli ücret 1 tl. Pazartesi hariç her gün açık...

Yaşatılmaya çalışılan, unutulmalarına fırsat verilmeyen tüm sanatçıların ve sanatçılarımızın adına açılan müzeler gibi burası için de çok teşekkürler.

Keyif Dolu Günleriniz Olsun.



28 Aralık 2015 Pazartesi


Neşe ve mizah insanoğlunun ihtiyaç duyduğu insani duygulardır. Hatta diğer canlılara nasip olmayan gülmek eylemi ve mizahi bakış açısı bu nedenle çok değerlidir. Bizim kişiliğimizdir, hayata karşı tavrımızdır. Bu iki özellik bir araya gelir de butik bir müzede birleşirse o şehir farklılaşır! Tıpkı İZMİR gibi...

Konak Belediyesi İzmir Neşe ve Karikatür Müzesi daha adını duyduğum zaman yüzümü gülümseten keyifli müzelerimizden. İçeride çeşitli karikatür sanatçılarının sergileri, el işi çalışmaları ve çizimleri bulunuyor. 
Eski bir Rum evi olan Alsancak köşkü Konak Belediyesi tarafından yenilenerek İzmirlilere hediye edildi.

İçeriye girer girmez Shakespeare'nin ''Mizah,zekanın bir oyunudur'' sözü ile karşılanıyorsunuz. İki katlı binayı gezerken aklımda ise Mevlana'nın sözü vardı.'' Bir İnsanın nasıl güldüğünden terbiyesini, neye güldüğünden ise zekasını ve seviyesini anlarsınız. ''

Kıbrıs Şehitleri Cad.No:9 Alsancak Tel: 232 463 21 07

 Müze Pazartesi hariç her gün açık


                               
      
       

       

       






Keyif, neşe ve mizah dolu günleriniz olsun...

Petek Uluğ

16 Aralık 2015 Çarşamba

                             
Bu soğuk kış günlerinde boza, salep ve tarçın üçlüsü el ele verip beni çocukluğuma götürür.
Bursa'da geçirdiğim çocukluğumun sokaklarında gecenin karanlığından gelen ''Bozaaaa'' sesi unutulmazımdır. Kaynayan salep güğümünün önünde sıcak salebin soğumasını beklediğim günler ise yine çocukluğumun kış keyiflerindendir. Ve tabi bu iki lezzete de eşlik eden tarçın...



Bugün hala bu kış içeceklerini çok severim. İzmir'de de   keyifle içtiğim bir iki yerim var. Bunlardan biri gerçek salep kullanan  güğümü daima sıcak olan Kordon Ömerağa çayhanesi.

Birinciliği hangisine veririm emin değilim ama yaz sıcaklarında bile canımın çektiği çok olmuştur. Ee sevmenin mevsimi olur mu ? Olmaz ! 

İkisinden de vazgeçemem; çünkü bozanın halka ait olmasını ,salebin ise asil bir aileden (orkide) gelmesine bayılırım. Sanki sınıfları farklıdır, tezattır ama olsun ikisi de keyiftir...


BOZACI

Hiç boza içtiniz mi siz çocuklar ?
Rengi ayran renginde
Kıvamı salep gibi
Tadı ekşi ile tatlı arası

İçimi ne hoştur bilmezsiniz
Önce garipsersiniz belki ama 
Sonraları hep ama hep
Boza içmek istersiniz.

Fevzi Günenç


Bozayı evde yapmak isterseniz ;

BOZA YAPILIŞI :

1 bardak bulgur
10 bardak su

tatlı kaşığı kuru maya
Arzuya göre şeker
Üzeri için tarçın, leblebi

Bulgur yıkanıp 10 bardak su ile iyice pişirilir. Çok iyi pişmesi gerekiyor. Sonra önce kevgirden daha sonra tel süzgeçten süzülür.
Ilıklaşıncaya kadar beklenir. Ilık bir yerde üzeri örtülerek mayalandırılır. Bu süre bulgurun kabardığını görene kadardır.
Daha sonra arzu ettiğiniz kadar toz şeker ilave edip karıştırın.

Afiyet Olsun

Biranın atası olarak kabul edilen bozada bol miktarda A, B, C ve E vitaminleri bulunur.


Salep ise biraz daha pahalı ama nefis bir içecektir. Daha nazlıdır çünkü özü orkide çiçeğidir. Kış günlerinde karlı bir manzaraya çok yakışır sıcak bir salep ve ayrılmazı tarçındır. Sadece lezzeti değil faydaları da çoktur. Mideyi rahatlatır, kabızlığı giderir, göğsü yumuşatır, çocuklara kuvvet verir.
                                                      
Salep Osmanlı Sarayı'nda da geleneksel içecekmiş tıpkı kardeşi boza gibi. Hatta padişah macunlarının ana maddesiymiş salep. Bu nedenle 'Filozof Macunu' da denilirmiş. Avrupa'da çay ve kahve içimi çok yaygın değilken salep  ilgi gören ve meydanlarda sabaha kadar satılan bir içecekmiş...




Keyif dolu günleriniz olsun...
 





               

İzmir geçtiğimiz hafta Travel Turkey 2015 Fuarı kapsamında Uluslararası Gastronomi Turizmi Kongresi’ne evsahipliği yaptı.  İzmir Büyükşehir Belediyesi Fuarcılık Hizmetleri, İzmir CVB ve TÜRSAB desteği ile İzmir Ekonomi Üniversitesi Mutfak Sanatları Bölümü’nün kordinatörlüğünde düzenlenen kongrede İzmirliler üç gün boyunca hem gastronomik söyleşiler yaptılar hem de İzmir ile ilgili güzel bir gelişmeden haberdar oldular.

Gastronomi alanında marka olacağı bir adım atan İzmir, Türkiye’den DELICE Gurme Kentler Birliği’ne kabul edilen ilk şehir oldu. Ege Mutfağı’nın simgesi olarak artık dünya mutfaklarında da kendine özgü yöresel lezzetleri ile adını duyaracak. Bu markalaşmayı kongre boyunca  bizzat ben de gözlemleyebildim.

Açılış günü davetli konuşmacı olarak katılan Delice Dünya Gurme Şehirler Birliği Başkanı Jean Michel Daclin, İzmir’in gastronomik açıdan dikkat çektiğini vurguladı.
Hürriyet Gazetesi Seyahat Yazarı Bahar Akıncı ise digital dünyadaki İzmir’i anlatırken tüm milletlerin ortak dili olan yemek kültüründen bahsetti. Hangi şehirde yaşarsa yaşasın bir İzmirli’nin İzmir’i anlatma keyfi başkaydı.


Kongrenin son günü konuşmacılar arasında bulunan ‘’İzmir Gourmet Guide’’ yöneticisi gurme Ahmet Güzelyağdöken’den şehrimizin coğrafi konumunun ne denli verimli ve bereketli olduğunu dinledik. Zeytinyağı kokan körfez şehri İzmir’in neden gurme kenti olmaya hak kazandığını bir kez daha anlamış olduk.

Kongre boyunca yapılan lezzet sunumlarını da unutmamak lazım. Benim için en dikkat çekici olan tadım, Şef Barış Torcu’nun Ekonomi Üniversitesi Mutfak Sanatları öğrencileri ile birlikte sunduğu oğlak etli keşkekti. Belki de çok sevdiğim geleneksel tatlardan biri olduğu içindir.

Türkiye’de yaşayan Seferadların İzmir’e hediyesi olan boyoza sahip çıkarak gelenekselleşmiş İzmir kültürü haline getiren Alsancak Dostlar Fırını da kahve molalarında sıcak sıcak ikram ettikleri boyoz ile kongrenin en fark edilir stantıydı. Henüz denemeyenler için tahinli ve enginarlı boyoz kesin tavsiyemdir.
Tabii bu arada uzun zamandır merakla beklenen Fuar İzmir de görücüye çıktı. Bu yeni alanı anılarımızdaki Kültürpark Fuar Alanı ile mukayese etmeden değerlendirmek gerekir! Uluslararası kongrelerde İzmir’in fuarcılık ihtiyacını karşılayacak kadar büyük ve modern olmuş. Eksik olan yeşil alanlarının tamamlanması ile botanik bahçe görünümüne kavuşabilir.
Dünya lezzet markaları arasında adını duyuracağından emin olduğum İzmir yolun açık, uluslararası fuarların bol olsun…


Keyif Dolu Günleriniz Olsun


26 Kasım 2015 Perşembe



Anadolu'dan itibaren Türk kadınının yolculuğu...

İzmir'de bulunan farklı ve tarzında ilk olan butik müzeler 
her kesimin ilgisini çekmeye devam ediyor. Onlardan biri de Konak Belediyesi'nin çalışmaları ve çabaları ile hayata geçirilen Türkiye'nin ilk kadın müzesi olma ünvanına sahip İzmir Kadın Müzesi'dir. 

Zaten bu şehirde yaşıyorsanız, İzmir'in kadına ve medeniyete nasıl değer verdiğini iyi bilirsiniz. 

Ama önce, aklıma gelen güzel İzmir'in kadınlarına ithafen yazılmış Latif Öz'e ait bir şiirin ilk kıtasını paylaşayım ki şiirsel bir gezinti olsun.

''Gözleri İzmir mavisi İzmir güzeli kadın
Meltemle imbat her seher bana fısıldar adın
Bu fasıl Hisarönü'nde ruhuna doldu tadın
Gözleri İzmir mavisi İzmir güzeli kadın''
İşte bu özel müze de tarih boyu kadını ve ilklerini yaşatmayı hedefleyerek açılmış. Erkek egemen toplumlarda var olmaya çabalayan kadınları anlatıyor. Bu arada Anadolu topraklarında yaşamış anaları da unutmuyor!

3 kat ve 5 galeriden oluşan müze Basmane'nin tarih kokan ara bir sokağında. Sokak eski adıyla Dibek Sokağı yeni adıyla Oteller Sokağı. Müzeye giderken siz de benim gibi nostaljik yolculuğa çıkarsanız; dikkatli olun, çünkü 1298 nolu sokağı kaçırabilirsiniz.


Girişte Atamızın manevi kızı Nebile'nin düğünündeki dans fotoğrafı ile karşılanıyorsunuz. Onları sevgiyle selamlayıp, galerilere daldığınızda aslında keyifli bir yolculuğa başlıyorsunuz! Buyrun...



                            



Gelinlikler 20.YY'dan-İpek tafta üzerine tül ve çiçek aplike işlemeli.

Kadının en önemli süs aleti tarak ve çeşitlerinin tarih boyu yolculuğu.


Pervin Özdemir Seramik Atölyesi'nden ''İzmirli Kadınlar'.

Tarihe damgasını vurmuş ünlü Türk Kadınları.

Yörük Kadınları takıları.

Nazarlık, para keseleri.

Müzenin sevimli avlusunda tarihsel yolculuğumuz devam ediyor.
Halide Edip Adıvar - Cahide Sonku - Füreya - Afife Jale.


  Nazım Hikmet ile sohbet etmeden de dönmeyin derim...

1298 Sok.No:14 Basmane/Konak Tel: 232 484 04 81


Keyif Dolu Günleriniz Olsun

Petek Uluğ