26 Kasım 2015 Perşembe



Anadolu'dan itibaren Türk kadınının yolculuğu...

İzmir'de bulunan farklı ve tarzında ilk olan butik müzeler 
her kesimin ilgisini çekmeye devam ediyor. Onlardan biri de Konak Belediyesi'nin çalışmaları ve çabaları ile hayata geçirilen Türkiye'nin ilk kadın müzesi olma ünvanına sahip İzmir Kadın Müzesi'dir. 

Zaten bu şehirde yaşıyorsanız, İzmir'in kadına ve medeniyete nasıl değer verdiğini iyi bilirsiniz. 

Ama önce, aklıma gelen güzel İzmir'in kadınlarına ithafen yazılmış Latif Öz'e ait bir şiirin ilk kıtasını paylaşayım ki şiirsel bir gezinti olsun.

''Gözleri İzmir mavisi İzmir güzeli kadın
Meltemle imbat her seher bana fısıldar adın
Bu fasıl Hisarönü'nde ruhuna doldu tadın
Gözleri İzmir mavisi İzmir güzeli kadın''
İşte bu özel müze de tarih boyu kadını ve ilklerini yaşatmayı hedefleyerek açılmış. Erkek egemen toplumlarda var olmaya çabalayan kadınları anlatıyor. Bu arada Anadolu topraklarında yaşamış anaları da unutmuyor!

3 kat ve 5 galeriden oluşan müze Basmane'nin tarih kokan ara bir sokağında. Sokak eski adıyla Dibek Sokağı yeni adıyla Oteller Sokağı. Müzeye giderken siz de benim gibi nostaljik yolculuğa çıkarsanız; dikkatli olun, çünkü 1298 nolu sokağı kaçırabilirsiniz.


Girişte Atamızın manevi kızı Nebile'nin düğünündeki dans fotoğrafı ile karşılanıyorsunuz. Onları sevgiyle selamlayıp, galerilere daldığınızda aslında keyifli bir yolculuğa başlıyorsunuz! Buyrun...



                            



Gelinlikler 20.YY'dan-İpek tafta üzerine tül ve çiçek aplike işlemeli.

Kadının en önemli süs aleti tarak ve çeşitlerinin tarih boyu yolculuğu.


Pervin Özdemir Seramik Atölyesi'nden ''İzmirli Kadınlar'.

Tarihe damgasını vurmuş ünlü Türk Kadınları.

Yörük Kadınları takıları.

Nazarlık, para keseleri.

Müzenin sevimli avlusunda tarihsel yolculuğumuz devam ediyor.
Halide Edip Adıvar - Cahide Sonku - Füreya - Afife Jale.


  Nazım Hikmet ile sohbet etmeden de dönmeyin derim...

1298 Sok.No:14 Basmane/Konak Tel: 232 484 04 81


Keyif Dolu Günleriniz Olsun

Petek Uluğ

13 Kasım 2015 Cuma


Yaşadığınız şehirde öyle yerler, mekanlar vardır ki; sizi her daim mutlu eder, keyif verir. Ne zaman fırsatınız olsa kendinizi oraya atarsınız. Hatta fırsat bulmak için beklemez, özler, gidersiniz. Çünkü her ziyaretinizde kendinizi bulursunuz orada. İşte KIZLARAĞASI HANI da benim için tarihi özelliği ve mistik havası ile öyle bir mekandır. İstanbul'un ilk AVM'si Mısır Çarşısı ise İzmir'in ilk alışveriş merkezi bu handır. Yaz veya kış hiç fark etmez, burası hep sizi bekler. Hem de 1744 yılından beri bekler. Zaman içinde yangınlar, yıkımlar atlatmış olan han bugün İzmir hanlarının en büyüğü ve mimari olarak da en dikkat çekici olanıdır.


Osmanlı Dönemi'nde Hacı Beşir Ağa, hanın yapım emrini verirken, İzmir'in o dönemde ticari liman şehri olması özelliğini düşünmüş olsa gerek, çünkü; han bugün de birçok yerli, yabancı turist için cazibe merkezidir.

İzmir'in Konak ilçesi, Kemeraltı Çarşısı içinde bulunan 2 katlı Han, Hisar Cami'ne yakındır. Cevahir Bedesteni, Bakır Bedesteni, Çuha Bedesteni olmak üzere 3 bölümden oluşur ve cıvıl cıvıl bir avlu ile çevrilmiştir...
                                                                                                                                                                                      

Osmanlı Dönemi'nde ticari amaçlı kullanılan zemin katında tüccarların malları depolanır, saklanır ve alışveriş yapılırmış. Üst katta ise gece konaklamak için, özel baca sistemli küçük odalar varmış.

                                       
Günümüzde giriş katında el sanatları, hediyelik eşya, halı, kilim, gümüş takı, giyim eşyası, deri kıyafetler, nargile aksesuarları, değerli taşlar satan çeşitli dükkanlar bulunur, üst kat ise hanın daha sessiz, sakin ve müşteri bekleyen katıdır. Adeta tarihsel görevine devam eder gibi!

Yani giriş katı günün hareketliliğini, telaşını, bol misafirlerini, yabancı turistlerini ağırlarken, yukarı kat dinlenmek, huzur bulmak isteyenlerin çıkacağı yerdir! Tabii sohbet ettiğim esnaf, bu durumdan hiç de hoşnut değildi. Sürekli sitem ederek
 '' Biz de varız, biz de buradayız, üst kata çıkmayı unutmasın müşteri, hem fiyatlarımız da makul''  diyor dükkan sahipleri !


                 

250 aktif dükkanı bulunan hanın genelinde mistisizm hakim. Tarihe kısa bir yolculuk yapıp, geri dönüyorsunuz sanki! Günün her saati kalabalık olan Kemeraltı Çarşı'nın içinden geçip girdiğiniz handa dışarıdaki keşmekeşliği bırakıyor ve avluda içtiğiniz fincanda pişen dibek kahvesi ile nostaljik bir keyfe başlıyorsunuz. 
'' Kimler geldi, kimler geçti acaba bu handan? '' diye düşünürken aklınız gümüş, değerli taşlar, hediyelik eşyalar satan dükkanlarda kalıyor tabii...
                                                                                                                                                                                                                                                    
                                       
                                                                                                                                                                                                   

Gümüş takılar satan Füsun Takı'nın sahibesi güleryüzlü  Füsun Hanım alışveriş yapmasanız bile kahve ikramını sizden esirgemez.
                                      
Antika ve eski eşyalara meraklılar için 2.kat tam bir cennettir. Çünkü koridorunda sükunet içinde dolanırken karşınıza harika el işleri, eski kıyafetler veya antika eşyaların sergilendiği camekanlar çıkacaktır. Eski  kilim, halı satan dükkanlarda ise günümüzde neredeyse artık göremediğimiz el halılarına rastlarsınız.

                     

                     

RİO antika dükkanında yaptığım keyifli sohbette öğrendim ki birçok değerli parça kendilerine Levanten ailelerden geldiği gibi, hurdacılardan da ulaşıyormuş. '' Ve inanamazsınız, öyle kıymetli parçaları çöp kenarlarına bırakıyorlar ki! '' dediler...
                                                                                                                                                                                           

                       

Pamukoğlu Antik Saat'in sahibesi ise geleneksek Anadolu motifli, el işi birçok eşyayı sadece satmadıklarını, aynı zamanda değerlendirdiklerini  ve tadilat, tamirat işlerini yaptıklarını da anlattı.

          

         

         

         

Üst katta bulunan Neyzenler ise handa gerçek mistisizm havası yaşatmakla kalmaz, sizi Tasavvuf  yolculuğuna da çıkarır. Hele bir de neyden çıkan tınılara denk gelirseniz, durup da dinlemeden geçemezsiniz...


İşte yolunuz İzmir' e veya Kemeraltı'na düşerse, modern çağın AVM lerinden fırsat bulursanız, Hacı Beşir Ağa'nın Hanı'na mutlaka uğrayın derim. Akın akın gelen yabancı turistlerin ilgi odağı olan bu tarihi alışveriş merkezine iade-i itibarda bulunalım derim...

        

Keyif  Dolu Günleriniz Olsun

Petek Uluğ





24 Ekim 2015 Cumartesi


İstanbul ziyaretlerimde en sık uğradığım yerler arasında Karaköy gelir. O semtin eski ve nostaljik kokusu benim için çok kıymetlidir. Eskini tadı, tarihin büyüsü ve arka sokakların daki gizem farklı gelir bana. Evet; karanlıktır hatta loştur ama canlıdır, ruhu vardır, her daim yaşar...

Aslında İstanbul gibi bir şehrin, yaşayanları için ızdırap haline gelmesine de çok üzülürüm. Onun hiçbir günahı yoktur ki bu karmaşada, kaoslarda.

O koskocaman cihan şehridir ve her olumsuzluğa rağmen asaletini dimdik korumaya çalışır. Onu yaşanmaz ve çekilmez kılan bizler değil miyiz? Kendi çıkarlarımız ve rant uğruna harcamaz mıyız bu dünya şehrini?

Neyse geçen haftasonu yaptığımız ziyaretimizde oğlumuzla hasret gidermekle kalmadık, Karaköy sokakları'nda da bir nefes aldık. Günboyu mekan keşiflerinde bulunduk, tanıdık yerlere de selam verip çıktık, ayaküstü sohbetler ettik.

Onlar bize İzmir'i sordular, biz İstanbul'u...

''Türkiye nasılsa biz de öyleyiz, işte'' dedim!

Huzurdan bahsettik, barış diledik yine...

Hep denk gelmeye çalıştığım Souq Pazar'a da uğramayı ihmal etmedim, tabii.

Haydi size de hızla bir tur attırayım. Hep diyorum ya eski bir rehber olarak rehberlik ruhumda var!


Menüsünü ve bu duvar resmini beğendiğim MUHİT ve insanları.

 

 Çayı çok seven biri olarak DEM Karaköy tam çay içilecek bir                                             mekan benim için.                                                                                                                                                                                                                                 
                                                                                   
    
                                                                                                                                                                                        

Fransız Geçiti'ni çıkar çıkmaz sağa dönerseniz bu sevimli fırını görürsünüz ve ben de buradan mutlaka bir simit alır, daha sonra yemek üzere çantama atarım.
                                                                                                                                                                          

Bu ziyaretimde keşfettiğim, Mumhane Caddesi'nde bulunan bir antikacı. Çok beğendim. ANTEMİNYON.

                     

       

                     

Kağıt tasarımlarını incelemekten çok keyif aldığım KAĞITHANE. Nerede? Fransız Geçiti'nde.

      

Daha önce Moda'da gördüğüm ve Karaköy'de de şube açan ÇİÇEK İŞLERİ. Ne alacağımı şaşırdığım bir mağazadır burası. Tam benliktir. Ne aldım? Kırmızı motifli bir masa örtüsü. Almaya hiç doyamadıklarımdan yani.

       

Yemeklerini ve dekorasyonunu Ege stiline benzettiğim, Country tarzı ile çok hoşuma giden, NAİF. Mumhane Caddesi'nde.

     

Ve çeşitli tasarım ürünlerini bulabileceğiniz, Murakıp Sokak'ta ayda bir açılan SOUQ PAZAR. Vintage ismiyle özdeşleşmiş Ece Sükan ile de burada ayaküstü sohbet ettik.

                    

Kapı önünde ise bana Alaçatı'yı anımsatan Limonata satan sevimli el arabası...

    

    

Vintage severler için harika bir pazar burası.

    

    

    

 Çay tadımları yaptık, farklı lezzetler denedik.


  

  

Son olarak da terasında oturmadan dönmediğim, Anadolu'nun özelliğini taşıyan geleneksel el ürünlerini sergileyen SAHİ İstanbul.

 Daha önce blogumda burayı anlatmış,http://www.peteginkeyifdukkani.com/2015/08/sahi-istanbul.html sizler ile paylaşmıştım. Uğrarsanız Triliçe tatlısını tavsiye ederim.



Keyif Dolu Günleriniz Olsun

Petek Uluğ