12 Ekim 2014 Pazar


İstanbul; blogda gezi ve seyahat duraklarımın önemli paylaşımlarıdır. Severim ben bu şehri, yürümem koşarım adeta. Sokaklarında, caddelerinde zaman hiç yetmez bana. Sonra da durur ve ''İSTANBUL'A bir ömür yetmez'' sözünü hatırlarım. İçime çeker, döner gelirim. Instagramda takipte olan arkadaşlarım eminim beni takip ederken yorulurlar...

Ben de İzmir'den takipteyimdir...Nerelerde neler var, hangi sergiler gelmiş, neler oluyor, bilirim. Ege'den uzanıveririm, bir koşu atlar giderim...

Son seyahatimin duraklarından sizi de hızla geçireyim hemen. Uzun kaldığım mola yerlerimi daha önceki yazılarımda paylaşmıştım, nasılsa!

Bu kez Karaköy, Galata,Cihangir ve İstiklal Caddesi güzergahındayım...


Tarihi Tünel ile Galata'ya varış


Serdar-ı Ekrem Sokağı - Galata - George Hotel terasından Karaköy,Tophane'ye kuşbakışı seyir


Galata Kulesi ve meydan kafelerinde sabah kahvesi


Galata Mevlihanesi ve Müzesi


Tarihi Hanlardan biri Narmanlı Han-İstiklal Caddesi


Asmalı Mescit-İstanbul'da ilk toplu sinema gösteriminin yapıldığı tarihi bina


St.Antuan Katolik kilisesi - İstiklal Caddesi (Şu an İstanbul'da bulunan en büyük kilise)


Tepebaşı Pera'da bulunan Koç Müzesi'nde Grafiti sergisi



Galatasaray Lisesi'nin arka sokağı-Balo Sokak


İstikla Caddesi Ağa Cami Sokak'ta bulunan 1800'lü yılların lokantası, Saray mutfağı menüleriyle Hacı Abdullah Lokantası ( Keşkek ve turşuları mutlaka denenmeli)


Eskiden bir Fransız Hastanesi olan Fransız Kültür Merkezi'nin bahçesi. İçeride sürekli ziyaret edebileceğiniz sergiler de var!


Changir'in ara sokaklarında bulunan eski ve antika eşyalar satan dükkanlar



Benim çok sevdiğim yokuşlardan biri. Çukurcuma-Cihangir-Faik Paşa Yokuşu



Edebiyat severler için çok güzel bir müze. Akarsu Caddesi - Cihangir


Ekler pastası ile ünlü eski Savoy Pastanesi - Cihangir - Sıraselviler Yokuşı


Adı Galata olan kendi Karaköy'de bulunan Simitçi


Eski zamanları içinize çekebileceğiniz, bugün çeşitli kafeler ve dükkanlar bulunduran Tarihi Fransız Geçidi


İstanbul'un can damarı, yaşam merkezi semtlerine genel bakış ve Karaköy İskele'den kalkan vapur ile dönüş...


Keyif Dolu Günleriniz Olsun

Petek Uluğ




11 Ekim 2014 Cumartesi

 

Uzun zamandır Zübeyde Hanım ve Latife Hanımı ziyarete gitmemiştim!


Evet Mustafa Kemal Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım'ın son yıllarını geçirdiği ve kabrinin bulunduğu Karşıyaka ilçesi İzmir'i İzmir yapan birçok güzelliklerin arasından belki de bu nedenle sıyrılarak daha da özelleşir ve Karşıyaka'yı farklı kılar. Ya da ben öyle hissederim!


Zübeyde Hanım'ın hastalığının ilerlemesi üzerine doktorları deniz havasını iyi geleceğini söylemiş ve bunun üzerine İzmir'de yaşayan Uşakizadelerin kızı Latife Hanım'ın ailesine ait Karşıyaka'da bulunan yazlık köşkleri hazırlanmıştır.





Zübeyde Hanım için İzmir'e bu gelişin diğer bir sebebi ise gelin adayını görmekti. Tren yolculuğu esnasında kendine eşlik eden yaver Salih Bozok'a '' Vardır bir Latife İzmir'de. Benim oğlum beğenmiş o kızcağızı. Gidip bakayım, bir göreyim...'' demişti.



Zübeyde Hanım köşkte çok iyi karşılanmış ve ağırlanmıştır. İzmir halkının ise ilgisi çok fazladır. Latife Hanım ise hem iyi bir evsahipliği vazifesini hem de Ata'nın eşi olabilmek için adaylık görevini en iyi şekilde yerine getirmeye çalışmıştır. Müstakbel kayınvalidesinin gönlünü kazanmak ve tedavisinin sağlıklı sürdürülmesi için gereken özeni göstermiştir. Son günlerinde ona eşlik eden kişidir aslında...




Ancak 14 Ocak 1923 gecesi Zübeyde Hanım bu odada hayatını kaybetmiştir.

Balmumu heykelleri Eskişehir Belediye Başkanı Prof.Dr. Yılmaz Büyükerşen tarafından 2.5 ay süren çalışma sonucu yapılmış ve müzeye hediye edilmiştir.



Karşıyaka Belediyesi'nin çalışmaları ile köşkün restorasyonu tamamlanmış ve hizmete açılmıştır. Bugün bahçesinde keyifli bir kafeterya vardır ve o döneme ait, tarihe tanıklık etmiş ağaçlar da muhafaza edilmiştir. Köşk'ün dekorasyonunda kullanılan mobilyalar ise aslına uygun olarak seçilmiş, Cumhuriyet'in ilk yıllarına ait dönem mobilyalarıdır ve vatandaşlar tarafından bağışlanmıştır.



Şimdilik Hoşçakalın Zübeyde Hanım ve Latife Hanım, ben yine ziyaretinize geleceğim. 

Sayın Yılmaz Büyükerşen sizin de ellerinize sağlık, nasıl da sahici bir çalışma yapmış ve bizi onlarla buluşturmuşsunuz...


Köşk pazartesi günü hariç hergün 09.00 ile 12:00/12:30 ile 18:30 arası açıktır.

Tel: 0232 381 43 11

Adres: Latife Hanım Caddesi No:32/Karşıyaka/İzmir

Kaynak: Latife Hanım Köşkü Katalog
Keyif Dolu Günleriniz Olsun

7 Ekim 2014 Salı


Geçen Ramazan Bayramı tatilindeydi Datça günlerim.  Ancak, çektiğim fotoları arşive atacağımı ve yine bir bayram gününde paylaşacağımı inanın ben de bilmiyordum. Oysa ki çok keyifli bir geziydi. Bol Bademli, badem menülü, badem reçelli, bademli kahveli günlerdi...


     
             
Bodrum'dan feribotla geçerek yolu kısaltmış olsak da deniz yolculuğunun keyfini çıkartmaktı amacımız aslında...



İlk ziyaretim değildi Datça Yarımadası'na ama ilk defa gidiyorum gibi heyecanlıydım, çünkü eski Datça ilk durağımızdı. Eski Datça demek, Can Yücel demekti. Sözlerini, şiirlerini keyifle okuduğum, altını çizdiğim, alıntılar yaptığım O büyük şairin yaşadığı, taş evinin bulunduğu, mor begonvillerle kaplı sokaklar demekti...



Bayram dolayısıyla her yerde her zaman olduğu gibi kalabalık vardı sokaklarında. Ama kalabalıklar içinde sessiz, sedasız olabilmek ne demek, anlayabilirsiniz buraya yolunuz düşerse...


Temmuzun Ağustos'a kavuştuğu sıcak yaz günleriydi. Yine de sükunet hakimdi. Tek telaş belki de ünlü şairin evini görmek isteyenlerin merakla sordukları evinin adresiydi. Belki de mezarını ziyaret edip, gelenler çoğunluktaydı..


Dar, ince, uzun bir sokak aralığından ulaşılan evi, şairin içten, gönlünden çıkıveren dizelerini yazarken yaşadığı, gösterişsiz, sade, verandalı, bol begonvilli yuvasıydı aslında...


                 

                  


Bakın ne güzel yanıt vermiş kendisi, değil mi? İşte evinin kapısı bu sözleriyle dolu...


Evet; gerçekten de birçok kişinin bu soruyu sorduklarına kulak misafiri oldum. Öyle kuytu, öyle sessiz ve Datça Merkez'den ayrı bir yerde ki!


 Ama onun dizelerindeki gürültüsüne, şiirlerindeki sesine hatta bazen bağırmalarına ancak böyle kuytu ve sevimli bir ev mekan olabilirdi, bence...

Şu an ev, boş ve biraz da bakımsız. Yani hüzün kaplıyor insanı. Hani tüm yaşanmışlıkları ile orada durmaya çalışsa da yalnızlık hakim bu evde...

Müze ev yapılması için çalışmalar başlatıldığı ancak Eşi Güler Hanım'ın izin vermediği şeklinde söylentiler duydum esnaf ile sohbet ederken. Ancak; nekadar doğrudur bilemem.

Bildiğim Eski Datça'nın Ege'nin en güzel (gizli), medyadan uzak köşelerinden olduğudur. Can Yücel'in yaşamışlığı da burayı yüceltir, bir de bunu bilirim, bunu yazarım...


Keyif Dolu Günleriniz Olsun

Petek Uluğ





4 Ekim 2014 Cumartesi


Bayram günleri çocukluğumuzdur aslında...

Huzurlu, keyifli ve sevdiklerimizle geçen hergünümüz bayramımızdır...

Hayatımızdaki renklerimiz bayram neşesi gibidir...

Toplumsal ve bireysel huzurun olduğu daha nice bayram günlerine...


Petek Uluğ