simit etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
simit etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Mart 2015 Cumartesi

Ne mutlu ki gelenek ve göreneklerimizi yaşattığımız, yöresel lezzetlerle zenginleşmiş keyifli saatlerimiz var bizim.

Hani bizleri kendimize getiren, yoğun geçen bir haftanın yorgunluğunu atmamızı sağlayan lezzet şölenlerimiz...

Pazar kahvaltıları, örneğin; son yıllarda adı ''Brunch'' da olsa tüm ailenin bir araya gelebildiği uzun saatler süren, damak lezzetimize göre hazırladığımız sofrada bir demlik çayımızı bitirmeden kalkamadığımız saatler benim vazgeçilmezimdir. 

Aslında sadece pazar günü değil, kahvaltı her gün en favori öğünümdür. En gösterişli akşam sofralarına bile değişmem onu. Günün ilkidir, başlangıcıdır belki de ondan. Yada ta uzaklarda çocukluğumda saklıdır sebebi bilmiyorum. Yola erkenden koyulmadığım günler, bu sofları hazırlamak ise tam bir oyun gibidir benim için çünkü; dekoratif sofraları seven ben, bir kız çocuğunun evcilik oynarken aldığı oyun keyfini yaşarım renk renk çanak, çömleklerimle...

Bu kahvaltı sofralarında ağız tadımıza göre hazırladığımız birçok lezzetler olur. Ev yapımı doğal reçeller, el açması börekler, tavşan kanı çaylar, Ege'nin taze otları, sızma zeytinyağı içine batırılmış nefaseti bol baharatları, e tabii ki kralı zeytin, kraliçesi peynir olan ballı kaymaklı, köy yumurtalı yöresel kahvaltılarımız. 


Kendi ağız tadımıza göre hazırladığımız olmazsa olmazlarımız da vardır. Belki de bizi çocukluğumuza götürür.



Annemin elinden kızartılan yumurtalı ekmek dilimleri, eşimin peynirli maydanozlu omletleri, kendi elimden domatesli biber kavurması ne kadar ayrıcalıklı lezzetlerdir. 

Bu kahvaltı sofralarına eşlik eden sabah erken saatlerde sıcak sıcak alınan bol susamlı simitleri, İzmir'in meşhur boyozunu da atlayamam. Tabii en önemlisi kahvaltının bize verdiği huzur ve güne dinç, sağlıklı, keyifli başlayabilmenin verdiği enerjidir.

'' Yemek yemenin üzerine ne düşünürsünüz bilmem ama kahvaltı yapmanın mutlulukla bir ilgisi var ''

Teşekkürler CEMAL SÜREYA

Keyif dolu günleriniz olsun...

Petek Uluğ

5 Haziran 2014 Perşembe


Her kesimden, herkesin severek (Ben sevmeyeni hiç duymadım henüz!) yediği, her öğün tüketebildiği ve her yerde bulabildiği bir yiyecektir simit. İzmirliler gevrek deseler de ona sıradan susamlı bir hamur halkası gibi davranılamaz. Çünkü aslen saraylıdır. Tarihçesi çok eskiye dayanır. Osmanlı Dönemi'nin ilk yıllarında Halka-i Simit adıyla anılırmış. Daha sonra ramazanda padişahların iftar sofralarını süslemiş. İşte bu nedenle Saraylı diyorum benim çok sevdiğim simite. Sevmemem mümkün mü? Çayımın yanına ne güzel eşlik eder? Bir de yanlarına peyniri aldıkları zaman muhteşem üçlü derim ben onlara...

                                                                                                             
                                   

Saray mutfağından halka inmesiyle zamanla  itibarı daha da artar simitin. Artık sınıf farkı gözetmeksizin herkesin ulaşabileceği bir ilkyardım gıdası oluverir simit. Erkenden evden çıkıp işe koşanın, öğle arasını simitle geçiştirenin, ders aralarında öğrencilerin ve 5 çaylarında sofraların kurtarıcı ve besleyici yiyeceği oluverir simit. Çünkü; ucuzdur, pratiktir, her ortama uyar ve her yerde halka halka dizilmiş sizi bekler.


Bazen de çocukluğumuzdur. ''Simitçiiiiiiii, taze taze simitlerrrrrr'' diye bağırır ya simit satan; işte o zaman Bursa'dır benim için. Uzun yaz günlerinde Bursa sokaklarındaki simitçinin sesidir simit. Hala bu şekilde bağırarak satan simitçiler kaldı mı bilmiyorum ama yine Simit Sarayı adıyla sarayına döndüğü kesin


                           Evimde de soframın baştacıdır...

  

Simiti herkes yapabilir mi? Evet, yapılışı da kolaydır. Ama her simit lezzetli olur mu? Hayır. Çünkü ustalık, marifet ister. Pekmezli suya batırılarak hazırlanan susamlı halkaların ayrıca toz şekerin karamalize edilerek hazırlanan şekli de vardır. Ben Ankara'da öğrencilik yıllarımda yediğim kara simitleri hiç unutamam. Bir de İstanbul'un ''İSTANBUL SİMİTİ'' diye satılan Eminönü'deki simitlerinin hakkını yiyemem. Tadı, lezzeti farklıdır. Ya da bana öyle gelir, İstanbul kokar ya! Dönüşlerimde bolca simit getiririm yanımda. Kokusunu alır gelirim sanki sevdalısı olduğum şehrin! Yaptığım araştırmalara göre Boğazkesen Caddesi'nde bulunan Tarihi Boğaziçi Simit Fırını en çok beğenilen simit fırınıymış...



Fırından yeni çıkmış, çıtır çıtır lezzeti ile bol susam kokulu simitlerin süslediği sofralarda ağız tadınız bol olsun...



İzmir'de simit derseniz hemen düzeltirler; unutmayın! Onun adı GEVREKTİR...

                                               Petek Uluğ


Kaynak: Google

2 Ocak 2014 Perşembe


Özenle kurulan yılbaşı sofralarından veya tıka basa yenilen, bol mezeli masalardan nasıl kalktınız bilmiyorum ama birkaç gün canınız hafif atıştırmalıklar çekebilir diye düşündüm. 


Atıştırmalık denilince de benim aklıma kırmızı domates ile beyaz peynirin birlikteliği gelir. Hem pratik hem sağlıklı hem de dekoratif bir sunumdur. Yanlarında bir dilim kızarmış ekmek veya taze bol susamlı simit olursa kimse tutamaz onları. Size keyif şöleni yaşatırlar...

                                      
Tabii zeytinyağı bol ve lezzetli bir coğrafyada yaşadığımızı düşünürsek; dağ kekiği meşhur topraklarımızı da hesaba katarsak; harika bir Akdeniz tabağı ile sunum yapabiliriz...


Diyet yaparak beslenmesine dikkat edenler için de her daim mutfaktan eksik olmayacak bir ikilidir bu...







Keyif Dolu Günleriniz Olsun...




Kaynak:Pinterest