8 Eylül 2015 Salı



Millet olarak böyle üzüntülü günlerde bırakın keyifli paylaşımlar yapmayı, yazı yazmak, anlatmak ve herbir kelimeyi itinayla, özenle seçmek çok zor. Yanlış anlaşılmaya fırsat vermeden kendini ifade etmek ise daha zormuş!

Bayram tatilimizin hemen akabinde tam yaz sıcaklarının ortasında kış günlerinin ayazını yaşamaya başlayacağımız belliydi. Sosyal medya hesaplarımızda kınadık, yeter dedik, profilleri kararttık, biter sandık…

Aslında bitmesini sadece umut ettik! Gücümüz umut etmeye yetti.

Bugün umutlarımızın yerini ne aldı? Gencecik çocuklarımızın şehit haberleri, dinmeyen feryatlar, onların perişan aileleri ve ülkeyi saran matem, öfke havası ile karışık endişe, gerginlik, kaygı ve kaos ortamı! (Bırakın yaşamayı, yazarken , okurken bile dayanamıyor insan.)

Yani, terör korkusu.  Tarifi zor, açıklaması akıl yoluyla olamayan, ancak; vicdan ve sorumluluk sahibi, ülkesini seven, tarihini bilen her vatandaşın iliklerine kadar hissedebileceği, kendini biçare hissettiren zalimce korku!

Korku korkuyu getirir ya; bakın şimdi hangi korkular içindeyiz?

Bir olmak, tek olmak, beraber olmak ihtiyacı ve mecburiyetinde olmamız gerekirken ayrı, farklı, parça parça olmak korkusunu yaşadığımız günlerdeyiz, işte en korkulası korku da bu zaten.

Yazılı ve görsel medyadan daha etkili olan sosyal medyada şöyle yorumları bir okuyun da görün bakın; biz aslında nasıl da çoktan bölünmüşüz, çözülmüşüz!

Evrensel olarak kınanması gereken terör şiddetine karşı bile birleşmeyi bırakın, nasıl da sağduyumuzu kaybetmişiz. Ölümü dahi kategorize ederken, kutsal değerlerimizi bile sınıflandırmışız.

Birbirimize yazdığımız yorumlardaki şiddet, kin öylesine büyük ki hiçbir terör örgütüne gerek yok!

Farkında değil miyiz? İstenmeyen oyunda isteyerek rol almıyor muyuz?

Dahası var! Yeni akademik yılın başlayacağı günlere az kaldı. Bu ne demek? Çok şey demek!

Şu an üniversite kampüslerinden uzakta olan gençlerin anfilerine dönerken ruh halleri hiç de sağlıklı olmayacaktır! Bilenerek, kanırtılarak, ayrışarak gelen 18-25 yaş grubu gençlerin öfkesini bir hayal edin! Korktunuz mu?

Ben korkuyorum. Çünkü yıllardır onlarla içiçeyim, çok iyi tanıyorum onları.
Siz ders anlatırken, sizi dinler gibi görünürken aslında akıllarının dışarıdaki eyleme katılma planlarında olduğunu bilirim!

Üniversite sınıfları doğu, batı demeden ülkenin her köşesinden veya dışından gelen farklı düşünce, inanç, ırk, din ve dillere ait öğrencilerin bulunduğu evrensel okullardır.

Bu okullarda yanyana, dipdibe oturabilmek ve ortak zaman diliminde birlikte eğitim alabilmek demektir! Yani hayata birlikte hazırlanmak demektir! Peki bu ortamda eğitim kolay mı olur sanıyorsunuz? Huzur ve barış olmadan bilim olabilir mi? Bilim olmadan bu ülke aydınlık kalabilir mi?

Biz üniversite hocalarını bu hassas dengeyi sağduyu ve sükunetle sağlamayı gerektirecek (Ki her zaman öyle olmalıdır!) günler bekliyor.

Ailelere düşen görev ise bu gerçeği unutmadan gençlerimize tartışma ve çatışma ortamlarına girmelerini engelleyecek telkinlerde bulunmalarıdır.

Tepkilerimiz nefret kavramından uzak olmalıdır! Tepkilerimiz şiddeti doğurmamalıdır! Teröre hayır derken birbirimize girmeye de hayır diyebilmeliyiz. Yani biz diyebilmeliyiz çünkü tek yolu budur!

 Unutmayalım; sosyal medyanın gücü, psikolojik etkisi çok kuvvetlidir. Toplumu birleştiren veya iğfale neden olabilen bir güce sahiptir!

Aksi halde mehmetçiklerimizi teröre kurban ederken, yarının mehmetçikleri olacak üniversiteli gençlerimizin de oyunlar içine çekilmelerine farkında olmadan sebep oluruz.

Şehit vermeyi önlememiz gerekirken, akan kana dur derken, kaybedilmeye hazır bir gençlik yetiştirmemeliyiz!

Onların oyun içine çekilmesi demek ise bu güzel ülkenin kurban edilmesi demektir.
Buna müsaade etmek ise yaşanacakların vebalini de almak demektir!

Keyifli günlerde buluşabilmek umuduyla…



Etiketler: , , ,

2 yorum:

  1. Çok haklısınız. Biz de eşimle bugün aynı şeyi konuştuk:(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet Sezer Hanım, aslında çok kritik bir döneme giriyoruz. Bunu unutmadan tepkilerimizi göstermeliyiz. Şiddete dönen tepki bize çok daha canlar kaybettirebilir! Barışı bekliyoruz, evlatlarımızı kaybetmeyelim artık!

      Sil

Eger yorum yapamıyorsanız, aşağıda "Yorumlama Biçimi" nin yanındaki küçük ok a tıklayarak anonime gelin.Yorumunuzu tekrar gönderin.