ege etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ege etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Şubat 2015 Pazar


Güneşli havaya rağmen İzmir yine de serindi bugün.  Yemyeşil, çeşit çeşit Ege otlarının satıldığı, tezgahlarında bu otlardan yapılmış el açması böreklerin tepsi tepsi sıralandığı ''CITTA SLOW'' daydık bugün. Yani; Seferihisar'da, pazarda...

                            




Yaz aylarında çok sevdiğim Seferihisar'ın (Sertifikalı organik ürünlerin de satıldığı) pazarını kış boyu özlediğimi fark ettim. Hangi otu alacağımı şaşırarak gezindim durdum. Fast Food a inat yerli hanımların evlerinde kendi hazırladıkları yiyecekler (Otlu börek, nohutlu mantı, kalbura bastı, taze yaprak sarması, erişte, tarhana, ev baklavası, siron, benim aşure sultan ve renk renk ev reçelleri) nefisti ve çok rağbet görüyordu.

                           
                     
                           


Seferihisar Pazarı'nı beğenmemin sebebi diğer pazarlara göre farklı olan konumu. Tarihe meraklı olan ben, bu sevimli pazarın TEOS (Sığacık) kale içindeki konumundan çok hoşlanıyorum. (Tarihi kale Kanuni Sultan Süleyman tarafından Rodos seferi öncesi yaptırılmış.) Kendimi pazarda değil de hani kale kapısından içeri girip, surlar arasında tarihi yolculuğa çıkmış gibi hissediyorum, çünkü; bu yavaş şehrin pazarında öyle
 ''Geeellll Geeellll!'' diye bağıran pazarcıları göremezsiniz, duyamazsınız. Surlar arasında gizli, minik sokaklarına yayılmış sakin insanların tezgahları ve el emeği ürünleri var sadece.

                           

                            
                            
     
                            


Çıkışınızı diğer kale kapısından yaparsanız eğer, sizi sakin, masmavi bir Ege denizi bekler...Yorgunluğunuzu gidermek için de oturur şöyle güzel bir bardak çay içersiniz kale dibindeki mekanlarda.

       

        

       

Eve dönüş yolunda her zaman olduğu gibi yine ''Babam ve Oğlum'' filminin güzel Seferihisar sahnelerini hatırladım ha bir de ayıklanıp, yıkanacak onca otları.


 Keyif dolu günleriniz olsun.

Petek Uluğ

15 Nisan 2014 Salı


10- 13 Nisan'da gerçekleşen geleneksel Alaçatı Ot Festivali bu yıl da beklenen ilgiyi gördü ve Alaçatı sokakları doldu taştı. Hatta daha önceki yıllara göre katılım çok daha fazlaydı...


Mavi ve beyazın birleştiği sevimli, şirin evlerin bulunduğu daracık Alaçatı sokaklarında Ege Bölgesi'nin yemek kültürü ile pişen, çeşit çeşit otlardan oluşan sofralarda yer bulmak zordu. Belli ki çoğunluğu İstanbullu Ege aşıkları günler öncesinden otel rezervasyonlarını yaptırarak festivale destek olmuşlar...



Mavi ve beyazın birleştiği sevimli, şirin evlerin bulunduğu daracık Alaçatı sokaklarında Ege Bölgesi'nin yemek kültürü ile pişen, çeşit çeşit otlardan oluşan sofralarda yer bulmak zordu. Belli ki çoğunluğu İstanbullu Ege aşıkları günler öncesinden otel rezervasyonlarını yaptırarak festivale destek olmuşlar...

            




Yemek yazarı Sahrap Soysal otlar hakkında bilgi alıyordu...




Festivalin ilk günü otları tanıma ve toplama tekniklerinin anlatıldığı doğa yürüyüşlerine yer verildi...



                 

İzlenimlerimin devamı Haberegeli'de yazdığım köşede http://www.haberegeli.com/yazarlar.html





Keyif Dolu Günleriniz Olsun...

Petek Uluğ

20 Ağustos 2013 Salı


Ege Bölgesinin efsanevi üçlüsüdür onlar benim için. Birbiri içine saklanmış ya da birbirine sarılmış üç kardeştir diyelim...
Nereleri mi ? Tepede Meryem Ana, eteklerindeki Antik Efes'in harabelerini korur ve kollarken hemen yanı başındaki YEDİ UYUYANLARI hiç uyandırmak istemez sanki...

İzmir'in Selçuk ilçesinde bulunan bu muhteşem tarihi üçlüyü yıllardır her ziyaretimde büyülenirim. Bazen bir turist olarak gezerim, bazen bir rehber veya bir yolcu. Ama ne Meryem Ana'nın kutsal evinden, ne de Efes'in efsanevi kalıntılarından (ki bana göre Ege'nin mitolojik başkentidir!etkilenmeden ayrılmam. Ancak  YEDİ UYUYANLAR MAĞARASINDA ise hep farklı bir hüzne kapılırım nedense...Belki de yüzyıllardır uyudukları içindir...

Aslında turistik anlamda yeteri kadar özen gösterilmediğini ve bakımsız olduğunu düşünürüm burasının. Uyudukları için ''Aman uyandırmayalım !'' mı derler kim bilir ?

                       


İslami kaynaklarda adları Ashab-ı Kehf (Mağara arkadaşları) geçen bu 7 genç Bizans döneminde Efes'te yaşarlarmış. Yine efsaneye göre Roma imparatoru'nun zulmü altındayken, Hıristiyanlığın hızla yayılmasıyla bu dini kabul eden ilk kişilerdir. Başlangıçta 6 genç, imparatorun kendilerini öldürtmesinden korktukları için kaçmak isterler ve yolda karşılaştıkları bir çobanın da aralarına katılmasıyla 7 kişi olurlar. Çoban onlara yardım ederek, bugün Selçuk'ta bulunan Panayır Dağı'nın eteklerindeki bir mağaraya götürür. Bu arada çobanın Kitmir adındaki köpeği de onlara eşlik eder. Allah tarafından konuşma yeteneği verildiğine inanılan bu köpek korkmamalarını ve onlara yardımcı olacağını söyler. Bunun üzerine 7 genç mağaraya saklanarak 300 yıl sürecek derin bir uykuya yatarlar. Kaçtıklarını öğrenen İmparator ise askerlerini yollayarak mağaranın ağzını kapattırır. Gençler yine de ölmez! Onlar 1 gün uyuduklarını düşünürken, uyandıklarında her şey değişmiş,yeni bir dünya başlamış ve hıristiyanlık yaygınlaşmıştır. Değişen bu durumu ise yiyecek almak için içlerinden birinin şehre inmesiyle öğrenirler. Ve olay hızla kulaktan kulağa yayılır.


Dini inançlara göre ölümden sonraki tekrar dirilişi simgeler bu yedi uyuyanlar. Ayrıca 7 rakamının İslamiyetteki önemini de vurgular...

Arkeolojik kazılar sonucu bulunan mağaranın üstündeki antik kilise ise günümüzde biraz harap görünüyor. Ancak; yine de içeredeki sessizlik size gizemli gelecektir, emin olun!





Keyif Dolu Günleriniz ve Ziyaretleriniz Olsun

 Petek Uluğ



16 Ağustos 2013 Cuma


İzmir - Bodrum yolu üzerinde Söke Novada Outlet Alışveriş merkezin'de harika bir yer keşfettim.